Büyüklerden birisi şöyle demiştir: " Uyku beden için bir rahatlıktır.Mücahedeler bedeni yorar.Bu iki şey birbirine zıttır.Hakikatte uyku, kalbe ait duyu oranlarının açılması iç in zahiri duyu organlarının kapatılmasıdır.Uykunun hikmeti şudur: İnsanlardaki kutsi ruh , rabbani latife veya nefsi natıka , bu sufli cisimde gerçekten yabancı/garip; onun ıslahı , onun faydalarını celb ve zararlarını def etmekle meşgul; kişi uyanık olduğu sürece bedende mahpustur.Kişi uyuduğu zaman o, asıl mekanına ve kendine ait yere döner.Ruhlarla karşılaşır, manaları kavrar.Melekut alemine varınca , şehadet aleminde gördüğü şeylerin misallerini ve bunların manalarına muttali olur, galbe ait bilgileri alır. Böylece rahatlar. İşte rüya tabirindeki sır da budur.
Nefsiiyle mücahede eden kimse, uyku ve istirahati terk ettiği zaman üzerindeki dört unsur; toprak,su,ateş ve havanın cüzleri erir. Bu durumda kalbden hicab/manevi perde kalkar ve kalb gözüyle melekut alemine bakar ve Rabbine iştiyak duyar.
Bazen maksudunu uykuda iken görür.Ahlatıldığna göre Şah Şüca otuz sene uyumamıştı. Tesadüfen bir gece uyudu, rüyasında Hak Teala'yı gördü. Bundan sonra o , yanında bir yastık taşır, her nerede uykusu gelirse yatar uyurdu.Bu durumu şu şiirinde söylemiştir:
Kalbimin sürurunu uykumda gördüm/ Bu yüzden uyuklamayı ve uykuları sevdim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder