21 Mart 2017 Salı

FETH BİN ŞAHREF

Mevlânâ Feth bin Şahref bin Dâvûd ki Ebû Nasr ile meknîdir (künyelenmiştir),
zühhâd ve verrâînden. Otuz sene miktar nan (ekmek) ekl etmemiştir (yememiştir).
Ahmed bin Abdülcâbir dedi ki:
“Pederimden işittim. Buyurdular ki Feth bin Şahref ile otuz sene miktarı
musâhabet eyledim (arkadaşlık yaptım, sohbetinde bulundum). Re’s-i âlîlerini (değerli
başlarını) cânib-i semâya (göğe doğru) ref’ eylediklerini (kaldırdıklarını) müşâhade
eylemedim (görmedim). Müddet-i mezkûrenın âhirinde (bu otuz  SENENİN SONUNDA bir defâ ref’ edip (başını semâya kaldırıp) Cenâb-ı Vâcibü’l-Vücûd celle ve alâya münâcaat (yalvarış) ile:
‘Yâ Rabbi! Sana şevk ve muhabbet ile intizârım (sana kavuşmayı bekleyişim bu
dünyada) mümted oldu (iyice uzadı). Kudûm-ı mülâkâtımı ta’cîl eyle (Sana kavuşma
vaktini artık hızlandır)’ deyû duâ eyledi”
Muhammed bin Ca’fer birinden istimâ eyledim, dedi ki:
“Vücûd-ı şerîflerini gasl eder iken (yıkarken) cesedinde lâ ilâhe ilallah
Muhammedü’r-Rasûlullah kelime-i şerîfesi(ni) yazılmış (olarak) gördük. Nazra-i ûlâda
kalemle yazılmış sandık (zannettik). Bir de dikkat eylediğimizde (gördük ki) dâhil-i cilde
(derinin içine) damardan nakş olunmuş olduğu zâhir oldu” Dedi intikalleri Bağdat’a idi. Otuz defâ salât-ı cenâzesi (cenâze namazı) kılındı.
Her birinde yirmi beş binden otuz bine kadar cem’aat-i müslimîn tekbirinde salât oldular

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder