12 Aralık 2015 Cumartesi

mirac hadisesinin İMAM BAKIR ÜMMÜL KİTABINDA ANLATIMI

Miraç denilen manevi yükselişin esas içyüzdeki mahiyetini,tamamen insanın iç aleminde gerçekleşen bir tecrübe olduğunu,Büyük Ehli Beyt İmamlarından İmam Bâkır'ın beyanıyla aktarıyoruz:
"(Tanrı) en yüce vahiy ruhunu Muhammed‟in kalbine gönderdi. Yani inanan kişinin ve Muhammed‟in kalbinde temiz rüzgâr evinde kalbin sağ yarısında bulunan ruhu olan Burak, şimşek nurudur. Mi‟râc, bu kalpten beyne bağlı olan ve yedi dal halinde bulunan afet rüzgârı damarıdır. Bu damarla yağ arasında hiç kan yoktur. Sadece temiz rüzgâr (hava) vardır, nurun geçiş yolu ve en yüce ruhun yansıma yerdir. Bu kalbin içinde bir merdiven (mi‟râc) gibi yeryüzünden gökyüzüne bağlanmıştır. Bu yedi organın yaptıkları görme, işitme, koku alma, tutma (dokunma) ve konuşmayı göz açıp kapatmaktan daha kısa bir süre içinde bu kalbe „Ol! der Oluver‟
(buyruğuyla) ile bildirirler. Bu damara şah damarı (hablü‟l-verid) derler. Yüce Tanrı‟nın buyurduğu gibi: [K. 50, 16 “Biz ona şah damarından daha yakınız”]. Bu damar renk bakımından süt gibi beyazdır. Aydınlık ruhunun zuhuru Cebrail olup bu damarın içinden bu kalbe, bu tatmin olmuş nefse girer, bu ruhu gaflet uykusundan uyandırır, imân ruhunun zuhurunu kabul edince Burak‟a binmiş olur. Bu damarın içine girince, mi‟râca çıkmış olur. Dudak, ağız ve dile ulaşınca, Beytü‟l-Makdis‟e ulaşmış olur. Dişlerin ucuna gelince, kaya parçasının üzerine ayak basmış olur. İnsanların çehresinde bulunan yedi nura ulaşınca, yedi göğü kat etmiş olur. Yüce Tanrı‟nın buyurduğu gibi: [K. 53, 6-7: “O, üstün akıl sahibidir. Doğruldu. Kendisi en yüksek ufukta iken.”]. İki kaşın arasına gelince iki yay arası kadar mesafeye ulaşmış olur. [K. 53, 9: “Aradaki mesafe iki yay arası kadar hatta daha da yakın oldu.”]. Alındaki beyinde bulunan hayat ruhuna ulaşınca, arşa ulaşmış olur. İman ruhuna ulaşınca, kürsüye ulaşmış olur. Koruma ruhuna ulaşınca, levhe ulaşmış olur. Düşünce ruhuna ulaşınca, kaleme ulaşmış olur. Ceberut ruhu, ilim ruhu, akıl ruhu, kutsal ruh ve en büyük ruha ulaşınca, beş yüz bin örtüyü kat etmiş olur. En yüce ruha ulaşınca, on sekiz bin evrenin Tanrı‟sına ulaşmış olur.2 Tatmin olmuş ruhtan dindarlık-bağlılık (vera),huşu, korku, reca/niyaz, tevekkül, yakin ve sevgi ortaya çıkınca, yetmiş bin söz (yukarıda doksan bin sözdü?) söylemiş olur. Sonsuzluk mizacı, tanrısal nefes, güneş parıltısı, tanrısal kavuşma, inançsal bakış ve İsrafil‟in suru, imtihan edilmiş ruhtan kalplerin ruhuna yansıyınca, yetmiş bin söz dinlemiş olur. Bu kalbin içine girince, yeri hâlâ sıcaktır... Muhammed‟in –selâm O‟nun üzerine olsun- mi‟râcı budur.” (İMAM BÂKIR ÜMMÜL KİTAP-İsmail KAYGUSUZ)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder