FEVZİ ÇAKMAK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FEVZİ ÇAKMAK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ocak 2025 Cuma

FEVZİ ÇAKMAK MAKİNADIR

 Miralay Sadık Sabri beye  Fevzi Çakmak sorulmuştu:Şunları söylemiştir:"Fevzi Paşa bir makinadır.Bilgilidir, okur, okumayı öğrenmeyi sever.Fransızca, İngilizce, Almanca bilir.Çünkü temiz bir gençliği vardır.Herkes orda burda gezip kopukluk yaparken , o oturup çalışmıştır.Çok kuvvetli hafızası vardır,unutmaz.."

Soruyu soran şu soruyu da sormuştur:

"Peki efendim, Fevzi Paşa madem böyle temiz ve kıymetli bir insandır; bu hadiselere niçin seyirci kaldı, bir iş göremedi?"

Sadık beyin cevabı:"Efendiler sözlerime dikkat etmiyorsunuz.Ben onun için "Makinadır" dedim.Kuvvetli bir makinadır.Büyük insandır demedim..Makinayı insanlar kullanır.Makina insanları kullanamaz.Fevzi Çakmak da verilen emirleri yerine getiren bir makinadır.Kabiliyeti yüksektir.Enbüyük planı verin , yapar.En büyük askeri harekatı yürütür.Okur, düşünür üstesinden gelir.Hangi elde olursa ,onun için çalışır.İttihat ve Terakkinin büyük askeri,Cihan Harbi'nin , mütarekenin askeri,Cumhuriyet devriminin büyük askeri.

Büyük insan manasına değil.Verilen emri yerine getirir.Hadiselere istikamet verecek, emir verme kabiliyeti yok.Mustafa Kemal'e rakip olacak, onunla mücadele edecek çapta değildir.Ondan büyük işler beklemek doğru değildir.İnsan tanımamak, yanlış insan seçmek, büyük beladır"

KAZIM KARABEKİR saf insandır.Bakarsın, Şeyhülislamın elini ööper, bakarsın karşı tarafa geçer.İttihat terakki hakkındaki kitabını okursanız ,Karabekir paşadan soğursunuz.

Mustafa Kemal harbiyede askeri öğrenci iken arkadaşları ile evde oturup konuşurken Padişah aleyhine sözlerini duyan annesi  duyup Mustafa Kemal'i azarlamıştır.Bunu Mustafa Kemal gelip okuldaki arkadaşlarına anlatmıştır.



6 Temmuz 2020 Pazartesi

TARİHİ GERÇEKLER

FEVZİ ÇAKMAK’IN ANKARA’YA GELİŞİ VE KARŞILANMASI
Osmanlı Harbiye Nazırı Fevzi Çakmak, 24 Nisan’da Sultan Vahdettin tarafından Ankara’ya gönderilir. Mareşal, 27 Nisan’da Ankara’ya gelir, Meclis’te tarihî bir konuşma yapar.
Bu konuşma Meclis zabıtlarında vardır; konuşmanın metnine internetten de ulaşabilirsiniz.
Meclis’in açılışının dördüncü günüdür. Ortam hareketlidir. Meclis kürsüsünde Meclis Başkanı sıfatıyla Mustafa Kemal Paşa şunları söyler:
“Efendim resmî görüşmelere geçmeden bir şey arz etmek istiyorum. İstanbul’dan Harbiye Nazırı Fevzi Paşa hazretleri Ankara’ya girmek üzereler. Eğer tensip buyurursanız meclisimizden bir heyet Fevzi Paşa hazretlerini karşılamak üzere yola çıksın. (Meclisten “hep beraber karşılamaya gidelim” sesleri) Mustafa Kemal, “Peki efendim, o halde bütün Meclis olarak hep beraber karşılamaya gidelim. Bu sebeple Meclisi tatil ediyorum” der.
Mareşal, tren garında heyecanla karşılanır. Meclis’e getirilir. Bir süre dinlenir. Sonra alkışlar eşliğinde kürsüye çağrılır. Ve şu tarihî konuşmayı yapar:
***
“Sevgili mebus arkadaşlar!
Söze başlarken İstanbul’un esaret muhitinden kurtularak Ankara’nın hür muhitine geldiğimden dolayı Cenab-ı Hakk’a hamd ve şükür ederim. (Şiddetli alkışlar) Ve beni böyle karşılayan sizlere de teşekkür ederim. Efendiler, gerek padişahımız efendimiz hazretleri, gerek bendeniz, beş yüz senelik bakir payitahtımızın ilk defa düşman tarafından işgali faciasını görmek bedbahtlığına uğramış felaketzedelerdeniz.
İstanbul’un işgal edildiği gece İngilizler arabalarla, İstanbul’a, Üsküdar ve Beyoğlu’na bahriye askerleri çıkartarak tüm ehemmiyetli yerleri tuttular. […] Harbiye Nezaretini işgal ederek benim makam odama kadar süngülü neferlerini soktular ve onlar tarafından belirlenen emirleri vermemi istediler. Göğsüne düşman süngüsü dayanmış bir harbiye nazırı, İstanbul’un hür ve makam-ı hilafet olmak meziyetini kaybettiğini görmüş ve bakan olmak sıfatı ile çok üzülmüştüm. Bu konuda derhal Sadrazama (Başbakan’a) malumat verdim. Bakanlar Kurulu’nun toplanması emrini verdi. Ben de bu toplantıya odamın içinde ve dışında bulunan 400 İngiliz askerinin ve onlarla iş birliği yapan Ermeni ve Rum vatandaşların arasından, nefret dolu bakışları altında katılmak üzere bakanlık binasından çıktım. (Kahrolsunlar sadaları…)
Hükümet de askerlerimizin şehit olması noktasında lazım gelen protestoyu yazmada geç kalmadı.
“SULTAN VAHDETTİN: ANKARA’YLA İRTİBATI KESMEYİN”
Bir gün sonra Padişahımız efendimizle görüşmek üzere Cuma selamlığına gittim. Namazdan evvel padişahımız bendenizi kabul ettiler. Fevkalâde üzgün bir halde bulunuyorlardı.
Ve bana dediler ki;
-‘Ben bugün böyle müthiş bir azap içinde camiye gelmek istemiyordum fakat halife olmam veçhiyle bu Cuma selamlığı bana bir dînî mükellefiyet’ diyerek üzüntüsünü dile getirdi. […]
-‘Paşam aman Anadolu ile irtibatı temin ediniz.’
Ben de;
-‘Efendim irtibat hazırdır. Fakat İngilizler sıkıntı çıkartıyor.’ dedim.
-‘Olsun sakın Anadolu ile irtibatı kesmeyiniz’ buyurdular.
Arkadaşlar! İngilizler bizden ve padişahımız efendimizden Anadolu harekâtını ve Kuvay-i Milliye’yi inkâr ve reddetmemizi istediler. Biz bunu kabul edemezdik ve etmedik de. Çünkü Kuvay-ı Milliye’yi reddetmek doğrudan doğruya halkı reddetmektir. Biz bunun farkındaydık.
Sonra dediler ki;
-‘Siz ve Padişahınız Kuvay-ı Milliye’ yi reddetmezseniz bütün yolları keseceğiz. Anadolu’ya giden tüm buğdaylara el koyup yalnızca bize yakın olan Ermeni ve Rum halka buğday verip, Türk halkını açlığa terk ederiz.’ Hükümet olarak biz ve Padişahımız buna rağmen Anadolu harekâtı ve Kuvay-ı Milliye aleyhinde en küçük bir söz söylemedik. Zinhar söyleyemezdik (Meclisten kahrolsunlar sedaları)…
“MUSTAFA KEMAL’i İDAM FETVASI, SÜNGÜ ZORUYLA ALINDI”
Padişahımız Ankara’nın zaferleriyle sevinip başarısızlıkları ile hüzünlenmekteydi.
O sıralarda hepinizin malumu olduğu üzere İngilizler baskıyla, tehditle o mahut fetvayı aldılar (İdam fetvasını diyor) Şeyhülislam Dürrizade Abdullah Efendi’nin imzaladığı, Mustafa Kemal hakkındaki idam fermanı. Malumunuz olduğu üzere o fetva süngü zoru ile alınmış ve İslam milletinin birbirine düşürülmesi hesaplanmıştı. O fetva acı bir vesikadır. Millet ve siz sanırım bu fetvanın geçerli olmadığını ve hangi şartlarda zorla yazdırıldığını anlamışsınızdır. (Tüm Meclisten “Şüphesiz” sedası yükselir…)
Konya Milletvekili Refik Bey; “Zaten o fetvanın bizce bir hükmü yoktur. Hangi baskılarla yaptırıldığı bizce de malumdur” der.
Fevzi Çakmak, sözlerini bitirerek kürsüden iner.

5 Mart 2018 Pazartesi

DUVARDAKİ FEVZİÇAKMAK YAZILARI


Sultanım Necib Efendi anlatmıştı.Padişahlıktan cumhuriyete geçiş olan tebeddülatı(değişim) yüz yıl önce yaşanmıştı.Ve bu değişimi yapanlar  Padişah kurumlarında(medreselerinde)yetişen insanlardı. Mustafa Kemal,Fevzi Çakmak ve Kazım Karabekir gibi tarihe mal olan şahsiyetlerdi.Daha sonraki süreçte cihan harbin girilecek endişesiyle Anadolu’da yetişen ve stoklanan gıdalar gibiTereyağı’da Anadoludan toplanarak soğukhava depolarında stoklanmış ve bir yıl süre ile acıyan bu yağ millete yedirilmişti.Babam görevi gereği eczacı idi.İstanbul Kulelideki binayı babamla birlikteziyaret ettiğimde,FevziÇakmak’ın hapıs yahut göz altında tutulduğu bir odanın duvarlarına bizatihi kendisinin kazıdığı “Fevzi Çakmak” YAZILARINI GÖSTERMİŞTİ.