Şemseddin Sivasi hazretleri küçük çocukken bir rüya görmüştü.menkıbesini şöyle anlatır:" Vaktaki Kuran-ı Kerimi pederimin yanında okuyup hatm ettim.beni Tokatda tahsilde bulunan biraderlerim Hacı halife ve Muharrem efendilerin yanına gönderdiler.Orada Kur'anı Kerimi tecvid ile kıraate ve Arapca ilimlerini tahsile başladım.Bir gün garip bir rüya gördüm .Tokat da Köstekci Çade namında ehli tarikten ve rüya tabirinde çok mahir, İbni Sirin'in sırrına mazhar olmuş bir zat vardı.Çarşıda at çulu dokurdu.Bu işi kendisine kubbe ittihaz etmiş , halini bununla perdelemişti.Sabah erkenden bu zata gittim.Benim gibi rüya görenler etrafında toplanmıştı.Bekledim sıram gelince yanına vardım ve " Dün gece rüyamda gayet geniş bir sahrada çok parlak bir nur içinde oturuyor imişim.Her tarafdan genç , ihtiyar insanlar bana teveccüh edip geliyorlar ve yanıma gelincede etrafıma halka olup beni Kabe gibi tavaf ediyorlar" dedim.Sözümü bitirince elindeki işi bıraktı ve bana "Nerdelisin, adın medir? Baban kimdir?nerede bulunuyorsun?" ve "Bir şeyhe yetiştin mi?" diye sordu.adımı ve kimin oğlu olduğumu ve halen biraderlerimin yanında tahsilde bulunduğumu söyledim. " Tebrik ederim.Allah mübarek etsin.Eğer beni vefatımdan sonra hayır duadan unutmazsan rüyanı tabir ederim" dedi."İnşaallah unutmam " dedim.O da:" Ömrün uzun, ihvan ve dostların çok olur.Cenab-ı Hakk sana çok büyük hayır, ilim ve salah verecektir.Te'lif ve tasnif erbabından, hadis ve tefsirde mahir , beyan ve tabirde emsal ve akranına faik olursun.Halk nasihat meclisine koşar , mescidin etrafına toplanırlar.Duan makbul, nefesin mübarek olur" dedi ve dua etti.Allah rahmet etsin , takribi yirmi seneden sonra merhumun dediği zuhur etti!
KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
ŞEMSEDDİN SİVASİ HAZRETLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ŞEMSEDDİN SİVASİ HAZRETLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Ağustos 2025 Cumartesi
20 Haziran 2021 Pazar
ŞEMSEDDİN SİVASİ HAZRETLERİ
Şemseddin Sivasi 1520’de Tokat/ Zile’de doğmuş, küçük yaşlardan itibaren tasavvufi hayatı teneffüs ederek büyümüştür. Tokat’ta Arakiyecizade diye tanınan Mevla Şemseddin Mahvi Efendi’nin yanında yetişmiştir. Tokattan İstanbul’a giderek ilim tahsilini devam ettirmiştir. Şer’i ilimlerde ileri düzeyde birikim sahibi olup, Sahn Medresesi’nde müderris olmuş, İstanbul’da bir süre medreselerde ders vermiştir. Dört Osmanlı sultanının (Kanuni Sultan Süleyman, 2. Selim, 3. Murad, 3. Mehmed) devirlerinde yaşamış, hepsinden de hürmet ve ilgi görmüştür. Halvetiyye tarikatının Şemsiyye kolunun kurucusudur. İstanbul’da yaşadığı iç huzursuzluk sebebiyle, tasavvufi arayışlar içine girmiş, hac vazifesini yaptıktan sonra memleketi Zile’ye dönen Şemseddin Sivasi; Zile’de Muslihiddin Efendi’nin dergahına gider. Hocasının vefatından sonra, Tokat’a yeni gelen Abdülmecid-i Şirvani’nin meclislerine katılır. Burada aradığını bulan ve huzura eren Şemseddin Efendi nefsini terbiye eder, altı ay gibi kısa bir sürede seyr u sülükunu (cehaletten bilgiye, kötü ahlaktan güzel ahlaka, iyiden mükemmele doğru yapılan, manevi ve kalbi yolculuk) tamamlar. Şeyhinden seccade ve asa alır. Memleketi Zile’ye halife (şeyhi adına irşad faaliyetlerinde bulunan) olarak görevlendirilir. Şemseddin Sivasi’nin şöhretini duyan Sivas Valisi Koca Hasan Paşa, Sivas’ta yaptırdığı ve yanında dergâhı bulunan camide imamet ve meşihat (mürşitlik, yol göstericilik) yapmak üzere kendisini davet eder. Daveti kabul eden Şemseddin Sivasi, ailesiyle birlikte Zile’den ayrılıp Sivas’a gider ve vefatına kadar Sivas’ta ilmi ve tasavvufi çalışmalarını sürdürür. Şemseddin Sivasi, ömrünün son yıllarında, 3. Mehmet ile “Eğri” seferine (1596) katıldıktan sonra, padişahın İstanbul’da kalması yönündeki ısrarına rağmen, Sivas’a dönen Sivasi, 1597’de vefat eder. Sivas Meydan Camii haziresine (cami, türbe ve tekke bahçelerinde etrafı parmaklık veya duvarla çevrili olan mezarlık) defnedilmiştir. Şemseddin Sivasi dikkate değer bir tarafı da Mesneviciliğidir. Tespit edilebildiği kadarıyla muhtelif kütüphanelerde bulunan on bir manzum eserinden dokuz tanesi mesnevidir. Süleymaniyye, İbret-numa, Mevlid, Gülşen-abad, Heşt-bihişt, Mir’atü’l-ahlak, Menakıb-ı İmam-ı A‘zam, Umdetü’l-Huccac’dır. Tasavvuf edebiyatımızın Şemsi Tebrizi ve Akşemseddin’den sonra üçüncü Şemsi olan, Şemseddin Sivasi’nin ruhuna Fatihalar gönderiyoruz. Aşıkın çok derdi amma, sırrın izhar eyleyemez, Söylemesi terk-i edep, çünkü destur olmadan…
ALLAH'DAN RAZI OLMAK MEVZUSU
Cahidi Ahmed Efendi’ye göre; kul birinci derecede, can ve bedeniyle Allah’ın rızasına uygun işlerde bulunmalıdır. İkinci derecede; Allah’ın her türlü kaza ve belasına razı olmalıdır. Üçüncü derecede; her zaman işi rıza olmalıdır. Hak Teala ne dilerse o da onu dilemelidir. Şemseddin Sivasi; kulun manevi mertebebesine bağlı olarak rızanın farklı derecelerde ortaya çıkacağını söyler.
29 Nisan 2020 Çarşamba
ŞEMSEDDİN-İ SİVASİ HAZRETLERİNDEN
Vasıl olmaz kimse Hakka cümleden dur olmadan
Kenz açılmaz her gönülde ta ki pür-nur olmadan
Sür çıkar gayrı gönülden ta tecelli kıla Hak
Padişah konmaz saraya hane mamur olmadan
Mest olup mestane geldimta ezelden ta ebed
İçmişim aşkın şarabın ab-ı engur olmadan
Mest olanların cevabı gayriden gelmez veli
Pes enel Hak nice söyler kişi Mansur olmadan
"Mutu kable en temutu" sırrına mazhar olan
Haşrü neşrü gördü anlar nefha-i sur olmadan
Bir acaib derde düşmüş bu dil-i Şemsi müdam
Hakk'a vasıl olmak ister halka menfur olmadan
Kenz açılmaz her gönülde ta ki pür-nur olmadan
Sür çıkar gayrı gönülden ta tecelli kıla Hak
Padişah konmaz saraya hane mamur olmadan
Mest olup mestane geldimta ezelden ta ebed
İçmişim aşkın şarabın ab-ı engur olmadan
Mest olanların cevabı gayriden gelmez veli
Pes enel Hak nice söyler kişi Mansur olmadan
"Mutu kable en temutu" sırrına mazhar olan
Haşrü neşrü gördü anlar nefha-i sur olmadan
Bir acaib derde düşmüş bu dil-i Şemsi müdam
Hakk'a vasıl olmak ister halka menfur olmadan
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)