ÜMMÜ SİNAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ÜMMÜ SİNAN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mayıs 2020 Perşembe

CENAB-I PEYGAMBERİN ANNE VE BABASI HAKKINDA KONUŞMAK

Kanuni Sultan zamanında ulemayı islam arasında, Cenab-ı peygamberin anne ve babasının imanı hususunda laf çıkıp bunların imanı hakkında tetkikata kalkışmışlardır. Kanuni bunu duyunca edebe muhalif bir tavır deyip bu hususta bir ferman çıkartarak Fatih Camii şerifinde Ulema ve meşayih toplanıp, konuşulsun, iş neticelensin" der.
Padişahın emri gereğince ulema, fuzala ve meşayihler Fatih Camiiinde toplanmışlar. Padişah'da hünkar mahfilinde bu tartışmayı beklemekte idi. Hazır olanlar arasında vezirlerden Mustafa Paşa isimli namı "Papazoğlu" olan bir vezirde var idi. Ümmi Sinan hazretleri halifesi Haririzade Muhammed efendi olduğu halde camii şerife gelmişlerdi. Asasını ve ayakkabısını halifesi tutmakta idi. Cemiyet tamamlanmış olmakla Hz.Pir doğruca mihraba teveccüh edip orada oturdular. Ebussud efendi mihrabın bir tarafında, Papazoğlu Mustafa Paşa diğer tarafında oturmuşlar idi. Ümmi Sinan hazretleri açılan mübahaseyi usul-i münazaraya tevfikan halletmek cihetini düşünüp Ebussut Efendiye hitaben tecahülü arif kabilinden "Bu zat kimdir?" diye Papazoğlunu sormuş.Vüzerayı izamdan da cevabını vermiş."Papaz kimdir?" diye sual edince sükut etmekle suali tekrar etmiş. Yine sükut olunmasıyla canı sıkılmış, yüksek sesle "Canım niçin sualime cevap vermiyorsunuz?"buyurmuşlardır. Padişah hünkar mahfilinden haber gönderip keyfiyetin açıklanmasını istedi. Ümmi Sinan hazretleri vakıayı arz etmiş. Padişah bu suali ve cevabın verilmemesindeki manevi nükteyi  idrak buyurup "Mesele halloldu, mübaheseye hacet kalmadı, meclis dağılsın" buyurmuşlardır.
Meclisin dağılmasının sebebi Şeyhülislamın, Mustafa Paşa için "Papazoğlu" demekten edeben çekinmesiydi. Zira Ümmi Sinan hazretleri, vezirin lakabını çok iyi bilmekte idi. Heyet ve padişah huzurunda "Papazoğlu" denilmesi edebe aykırı düşüyordu. Ümmi Sinan hazretleri demek isteyecekti ki, Vezirin babası için "Papaz" denilmekle edeben  ihtiyarı sükut ediliyor da, on sekiz bin alemin efendisinin ehli iman olan ebeveynin imanı hakkında iman meselesi çıkartılmasının edebi umumiyyeye muvafık olmayacağını ortaya koymaktı. Şeyhülislama karşı "Bu mübaheseye niçin meydan veriliyor" demek idi.
Padişah bu nükteyi anladı ve meseleyi kapattı.
Ebussud efendi, durumdan infial edip hazrete hitaben latife kabilinden;"Senin cenaze namazını papazlara kıldırmalı" yolunda naz cihetinden bir laf etmiştir.
Ümmi Sinan hazretleri irtihal edince cenazesi, namaz için Fatih Camisine getirilmişti.Tesadüf ki Kanuninin kızlarından birisi vefat etmiş onunda cenazesi Fatih Camisine getirilmiş, namazını Ebussut Efendi kıldıracaktı. Ancak kadın cenazesinden evvel bir erkek cenazesi mevcut olunca ilk olarak erkeğin cenaze namazı kıldırılmak gerekti. Ebussut efendi "Er kişi" niyetine diyerek önce hazretin namazını, sonra da Padişahın kızının namazını eda ettiler. Erkek cenazesindeki kalabalıktan dolayı Şeyhülislam bu kişi kimdir diye sual sorunca Ümmi Sinan hazretleri olduğu cevabı verilmiş ve Şeyhülislam "Camii şerifte namazını papazlara kıldırırım" demesindeki hatayı idrak edip bu sözü söylediğine pişman olmuştur....

HAKİKAT NÜKTELERİ

Ümmi Sinan hazretleriyle alakalı Sohbetname-i İbrahim Efendi nam eserinde yazılır ki;
Bir gün mevaliden Zeynülarab isimli şahıs etrafında talebeler ile giderken yolda Ümmi Sinan hazretleri ile karşılaşır. Zeynülarab tarikata ve devranı sufiyyeye  karşı olan bir şahıstı. Hazreti Ümmi Sinan'ı aşağılamak kastıyla "Sufi! Şeytanı bilir misin?" dediğinde, Hz.Pir "bilirim" buyurmuştur."Kimdir?" diye sorunca "Cenabınızdır" cevabını vermiştir. "Bu sözde delilin nedir?" sualine karşı: "Biz Rabbimizle men'us olup, kalbimizden cümle havatırı nefy edip onun zevk ve muhabbetiyle safa üzerinde iken siz müzekkiri şeytan oldunuz(Söz konuşanın vasıflarını ortaya koyar) fetvasınca Bizi Rabbimizin zikrinden uzaklaştırmaya sebeb olduğunuzdan şeytanı size isnat eyledim" buyurmuştur.
Bunun üzerine Zeynülarab'ın canı sıkıldı. Hz.Piranı bir kat daha aşağılamak için. Siz bize şeytandan bahsettiniz. Biz de size (Nefsini bilen Rabbini bilir) hadisi şerif mucibince size yakın olan nefsinizden sual edelim. Hazret:"Nefsinizi nasıl bilirsiniz?" diye sordu. Zeynülarab:"Bizim nefsimiz köpektir" deyince Hazret, Zeynülarabın yanındakilere hitaben "Kelbe tabi olup nereye gdiyorsunuz?"buyurmasıyla molla cevap verememiş, bir daha dil uzatmamaya karar vermiştir.

HAZRETİ HIZIR'IN BİR GÜNÜ

Ümmi Sinan hazretleri anlatmıştır: Hz. Hızır, evliyaullahdan biri vefat ederse onun cenazesine " Karındaşım İlyas ile elbette hazır oluruz. Hergün salat-ı duha'yı Kabe'de kılarız. Ta gün çıkıncaya kadar Beytullahı tavaf ederiz. Makamı İbrahimde iki rekat namaz kılıp, giderim.Yeryüzünü temaşa kılıp, musibetzadelere derman ararım. Çün vakt-i zuhr olur Medine'ye gelir kalırım. Yine sahralara çıkar biçare var mıdır görürüm. Salatı Asr'ı Beytül Makdiste kılarım. Ondan sonra salatı mağribi Tur dağında ba'deleda, bazı haslarla yatsı namazında Mecuc'a varırım. Sabaha kadar seddi gözetir dururum. Salatı subh'u eda için Mekke'ye gelirim. Ta halk olalıdan kıyamete dek bu hal üzre dururuz" deyip gaip oldular.

VAKTİN EVLİYAULLAHLARI VE YAPTIKLARI

ÜMMİ SİNAN HAZRETLERİ NAKLETMİŞTİR:
"Cenab-ı Resulullah bu dünyadan gittikten sonra yeryüzü Hak teala'ya nida eyledi. Kıyamete dek mahrum kaldım, peygamberin üzerime basmasından. Hak teala yeryüzüne vahiy buyurdu: Senin üzerine erenler halk eyledim ki onların gönülleri enbiyaların gönülleri gibidir. Erenler üç yüz kişidir. Evliyaullah'tır. Bunlardan gayri yetmiş iki dahi vardır. Bunlara "nüceba" derler ve bir taife dahi vardır. Kırk kişidir. Onlara "Evtad" derler. Bunlar kainatın mıhlarıdır. Ve bir bölük dahi vardır. Onlar on kişidir. Onlara "nükeba" derler. Yedi kişiye "urefa" derler. Üç kişi vardır. Ol üçten biri Bursa'da hazreti Üftadedir, derviştirdirler. İkincisi Şam-ı şerifde bir Araptır. Üçüncüsü aguştur. Bu kişilerden biri eksilirse bir alttakilerden eksiklik ikmal edilir. Avamın muhiblerinden kabil hangisi ise üç yüze ilhak ederler. Bunlar ta kıyamete dek ilimden hali olmazlar. Bunlar şöyle kimselerdir ki gönülleri Nuh ve İbrahim ve Musa gönülleri gibidir.
Bunların esrarı şöyledir:Eğer kutbun esrarına üçler vakıf olsa katillerine fetva verelerdi. Eğer üçlerin esrarına yediler vakıf olsa böyle yaparlardı.Ta üç yüzlere kadar bu uslüp üzeredir."Katle fetva" bir rümuzdur. Birbirlerinin esrarına tahammül edemezler. Hz.Musa (a.s) nasıl ki Hz.Hızır'ın esrarına tahammül edemedi...

30 Mart 2018 Cuma

HAZRET-İ ÜMMÜ SİNAN

Ümmi Sinan hazretleri ile vaktin şeyhülislamının tartışmaları manidardır.Şeyhülislan başlangıçta hazretitanımaz ve fikirlerini reddederek itiraz eder.Hazret birgün Şeyhülislamın huzurunda celalli bir şekilde :Efndi demiş.Ben ilim sahibi olmayan birisiyim.Bana Allah'ın ilminin büyüklüğü ile diğer insanların ilmini kıyaslayarak anlıyabileceğim bir şekilde örnekle anlat" deyince.Şeyhülislam, bunu anlatabilmek için toprak üzerine genişçebir daire çizer vedairenin ortasına bir nokta koyar..İşte der,"temsilen bu daire Allah'ın ilmi ise diğer tüm insanların ilmi bu daire içinde bir nokta kadardır".Ümmü Sinan hazretleri tekrar sorar:Efendi sizin ilminiz bu nokta içinde ne kadar dır?" deyince Şeyhülislamı bir düşünce alır.ve şeyhülislama :"Benim cenazemi bir papaz kıldıracaktır" der.Zaman gelir.ümmiSinan hazretleriAlem-iCemal'e yürüyecektir.dervişanına vasiyet eder:Benim tabutumun üzerine bir örtü örtmeyin.cenazem kılınır kılınmaz hemen beni tkabrekoyup sırlayın"der.Tevafuk ya vefat ettiği gün,saraya mensup bir kadın sultanda vefat etmiştir.Şeyhülislamda oradadır.Bakarki üzerinde hiçbir alamet olmayan bir tabut daha var.Önce erkeğin namazını kılmak amacıyla namazı kıldırır.Sonra Sultan hanımın cenaze namazına başlar.O esnada dervişler ilk cenazenin tabutuna omuzlarlar.Tabut üstüne dergah tacını koyarlar ve cenazeyi götürürler.Bayanın namazı bitince Şeyhülislamın aklına gelir.İlk kılınan cenazenin kime ait olduğu sorar.Derler ki:"Ümmisinan hazretleri".Şeyhülislam bunuduyunca yıllar önce hazretin kendisine söylediği söz aklına gelir:"Benim cenazemi bir papaz kıldıracaktır".Şeyhülislam efendi sakalını tutarak üzüntülü bir düşünceye dalar.