YENİ NESİL VE YIKILAN TAASSUB
Bize en fazla, şimdiki nesil yakındır, yani münevver insanlar. Aklı 1370 sene evvele takılı olan kimseler ise dinimizin bânisi olan Büyük Peygamberimizi 1370 sene arkada ve geride zannediyorlar; onu o vakit öldü zannediyorlar. Hâlbuki o ölmedi. Onu 1370 sene evvel öldü zannedenler yüzlerini mâzîye çeviriyorlar. Bunlar kıçın kıçın yürüyen insanlara benzerler. Hâlbuki insan, yüzünü, gideceği istikamete çevirmelidir. Çünkü azalarımızın yönü ön tarafadır; çünkü Hz. Muhammed arkamızda değil, daima ön tarafta bize yol göstermektedir. Biz ise onu arkada kaldı zannediyoruz. O kat’iyen ölmez; daima diri bir kalp içinde ve önümüzdedir. Çocukluğumuzu, yani mâzîmizi hatırlarız; fakat istikbâli bilemeyiz. Şu halde meçhul bir istikbâle kıçın kıçın gidiyoruz demektir. Ya arkamızda bir kuyu varsa… İşte bu görmediğimiz kuyulara düşmemek için yüzümüzü istikbâle çevirmek lâzımdır. Böyle yapanlar mâzîyi unutuyorlar. Bunun için (El mâzî lâ yüzker-mâzî hatırlanmamalı) demişlerdir. İnsanoğlu için istikbâl de meçhul olduğuna göre her ikisini bırakıp “hâl”e bakmalı. Çünkü istikbâlin yolunu açmak (Mürebbî)ye aittir ve o daima öndedir.
Gençlik daima akıllıdır. Herhangi bir sözü, düşünmeden kabul etmez. Dini de kupkuru ve donmuş kalıplar olarak kabul etmiyor. Her şeyin terakkide olduğunu ve binaenaleyh (zamanla ahkâmın da değişeceğini) biliyor. Her şeyin ve her sözün hikmetine vakıf olmak istiyor. Kuru kuruya, körü körüne (Yarabbi bana dünyada Kur’ân âhirette îmân ver) demiyor. Görmeden, bilmeden “îmân” olamayacağını biliyor.
Bu tasavvuf ilmi, medrese devrinde küçük bir bebekti ve onu taassup kundağına sarmışlardı. Medrese devri bitti; şimdi mektep devridir. Mekteplilerin kafasında (Hakikat Işığı) yandıkça bu kundak yavaş yavaş çözülmektedir. Bu (İlâhi İlim) henüz çocukluk devrindedir. Gittikçe büyüyüp kendine ve irâdesine hâkim olacaktır. İstikbâl gençlerindir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder