7 Aralık 2020 Pazartesi

MÜSLÜMAN/GIDA/NUR

Mutasavvıflar birer nûrdurlar. Yani onlar bu vücut gölgesine sahip çıkmazlar; vücudu gelip geçici bir bulut farz ederler. Hz. Muhammed’in başının üstünde bir bulut gezermiş. Hiç tabiatullahtan hariç bir şey olur mu? Bu söz, mecâzi mânada söylenmiştir. Bulut dediği, bu vücut ve bu varlıktır. Bu türlü mecâzi sözleri yanlış anladıkları için (Hz. Ali yemez, içmezdi) diyorlar. Hâlbuki Ali’nin içindeki (Kudret) yemez, içmez. Bu vücut ise bir hayvandır. Bir süvarinin altındaki at, elbette ki yem yiyecektir. Asıl Ali (Ve nefahtü fihî min ruhî) gıdasını yer. İşte şimdi kulağımıza üfürüp duruyor; kelâmı nefese bürüyerek üfürüyor. (Manevîyyet)in gıdası “kelâm”dır, “görmek ve seyretmek” tir. Bu yolun yolcusu; sever, gıda alır; sevilir, gıda alır. Bu maddi âlemde yaşayan bir vücud, gıda alamayınca nasıl hastalanır ve ölürse, bizdeki “mânevi varlık”da “âşk” gıdası almazsa ölür, yani dirilmez; çünkü esasen ölüdür. Kur’ân, mânen dirilmeyenlere “Ölü” diyor; “Kel’en âmi belhüm adall” diyor. Biz bununla Hıristiyanların kasdedildiğini zannediyoruz. Müslüman demek, “selâmet bulmuş olan kimse” demektir. Biz Müslümanız da sanki selâmet bulmuş muyuz? Ne gezer… Şu halde bu söz hepimizedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder