Kibâr-ı meşâyıhtan (büyük şeyhlerden) biri dahî Ebû Nasr Bişr bin el-Hâris el-
Hâfî (ö. 227 / 841) kuddise sırruhû’l-âlîdir ki Merv’de neş’et (doğmuş) ve Bağdat’ta
tevattun buyurmuş (yerleşmiştir). Kelimât-ı nefîselerindir ki (güzel sözlerinden bir de
şudur):
“Düşman(ın) senden emîn olmadan kâmil (olgun insan) olamazsın. Sende ne
hayır var ki senin dostun senden emîn değil”
Bir hâtûn Ahmed bin Hanbel (ö. 241/855) Hazretlerine (k.s.):
“Yâ İmâm! Ben iplik işler ve onunla teayyüş eder bir mer’eyim (onunla geçimini
sağlayan bir kadınım). Lâkin gece eğirdiğim ipliği ayırmayıp, gündüz eğirdiğim iplik
reştesine (yumağına) karıştırıp beraber bey’ etmekte (satmamda) cevâz var mıdır?” deyû
istiftâ eder. İmâm:
“Ayırmak vâciptir” deyû iftâ eder (fetvâ verir). Hâtûn avdet ettikte (geri dönüp
giderken) İmâm (Ahmed) oğluna:
Var gözle (tâkip et) bu hâtûn (kadıncağız) hangi hâneye (eve) gider” deyû.
(Oğlu, o kadının) Bişr’in hânesine vardığını görüp İmâm (Ahmed -k.s.-):
“Kelimâtım (yorumum) budur; bu makûle salah (bu çeşit sâlih amel ancak)
Bişr’in hânesinden çıkar” demişlerdir.
Bir Nasrânî tabîb (kendine gelen) suyu teharrik (inceledi); bu bevlin sahibi
Nasrânî ise râhiptir. Ve eğer müslim ise Bişr el-Hafî’nin bevlin (idrarıdır dedi ve Bişr’in
idrarı olduğunu anlayınca doktor) heman Müslüman olur. Avdetlerinde Hazret-i Bişr:
“Tabîb müslim oldu” (deyince sordular):
“Bunu size kim haber verdi?” (O da cevâp olarak):
“Ey Bişr! Bereket-i bevlin (idrarının bereketi) ile tabîb (doktor) müslim oldu deyû
cânib-i gaybda nidâ olundum (gaybdan bana ses geldi)” buyurmuşlar. Hicrî 227 vefât
etmişlerdir
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder