Firûzâbâdî, İbn-i Hişâm’dan rahmetullâhi teâlâ naklen iş bu hikâyeyi ش ف ر
maddesinde yazmıştır:
Yemende seyl vukûu ile bir kabir açı(lı)p içinde gerdanında (boynunda) inciden
dizilmiş yedi gerdanlık ve ellerinde ve bazularında ve topuklarında yedişer murassa’
(süslü altın) altın bilezikler ve pazubendler ve halhallar ve her parmağında zî kıymet
(kıymetli) cevher yüzükler olarak bir hâtun cenâzesi zuhûr etti (ortaya çıktı). Ve başı
ucunda emvâl-i kirânihâ ve tuhaf (hediyeler) dolusu bir sandık ve bir levha bulundu. Ve
levhanın üzerinde:
باسمك اللھم آلھ حمیر انا تاجة بنت ذى شرف
Meâli ben Himyer umerâsından Zî Şeref’in kızı olup maazallah kıtlık vukû
bulmakla, zahîremi celb için (azık, buğday v.s bulmak için) azîz-i Mısır olan Yusûf
aleyhisselâma zahîre irsâl eyledik. Gecikmekle havâss-ı etbâımdan birini bir müd keş
verip yerine bir müd un tedâriki çün bilâde (şehre) gönderdim. Bulamadı. Ba’dehû bir
müd altınla gönderdim. Yine bulamadı. Ba’dehû bir müd bahrî yâni inci verip gönderdim,
yine me’yûsen (üzüntüyle) döndü. İlticâmı bu kadar emvâle mâlik iken açlıktan telef
oldum (öldüm). Bu kıssamı işitenlerden bana terahhum eylemeleri (hâlime acımaları) ricâ
olunur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder