Ah Bir Bilseydim
Ah bir bilseydim, ah bir bilseydim onları
Hangi kalbe sahipler, acaba biliyorlar mı?
Hangi kalbe sahipler, acaba biliyorlar mı?
Ah gönlüm bir bilseydi, bir bilseydi
Hangi yollara düştüler, nasıl aştılar dağları
Hangi yollara düştüler, nasıl aştılar dağları
Sen sağ salim mi görüyorsun onları?
Ya da helak olmuş, yok olmuş gibi mi onları?
Ya da helak olmuş, yok olmuş gibi mi onları?
Hayrete düştüler âşıklar, geçtiler kendilerinden
Aşk içinde yanıp yıkıldılar, şaşırdılar yolları
Aşk içinde yanıp yıkıldılar, şaşırdılar yolları
* * *
Gittiler
Umutla bekleyiş de gitti, sabır da gitti, çünkü onlar gittiler
Gittiler, oysaki onlar kalbimin en gizli yerine yerleşmiştiler
Gittiler, oysaki onlar kalbimin en gizli yerine yerleşmiştiler
Onlara sordum: “Kervanlar öğleyin nerede konaklar?”
Kervanların öğleyin konakladığı yer, dediler,
şîh’ ve ‘ban’ ağaçlarının kokusunun yayıldığı yerlerdedir
Kervanların öğleyin konakladığı yer, dediler,
şîh’ ve ‘ban’ ağaçlarının kokusunun yayıldığı yerlerdedir
O zaman rüzgâra şöyle seslendim: Haydi git, yetiş ve katıl onlara
Çünkü onlar küçük korulardaki ağaçların gölgesinde oturmaktadırlar
Çünkü onlar küçük korulardaki ağaçların gölgesinde oturmaktadırlar
Üzüntülü ve kederli bir adamdan onlara selâm söyle
Kavminden ayrıldığı için kalbinde onun kederler var de
Kavminden ayrıldığı için kalbinde onun kederler var de
İbn Arabî, Arzuların Tercümanı (Tercümanu’l-Eşvâk), Çev: Mahmut Kanık, İz Yayıncılık

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder