İstanbul'un fethinden sonra Fatih,hocası Akşemseddin'e sormuş:"Bu beldenin bizden sonra küffar eline geçmemesi için tedbir nedir?Mukadder mi?".Akşemsettin Hazretleri bu meseleyi Cemaleddin Aksari hazretlerine havale etmiş.Beraberce gitmişler ve Padişah bu suali Efendiye sormuş.İzni ilahi ile bu soru şu şekilde cevaplanmış:
"EY OĞUL BU BELDENİN KIYAMETE KADAR KÜFFAR ELİNE GEÇMESİNİ İSTEMİYOR İSEN ÖYLE BİR NİZAM KUR Kİ HER GÜN YETMİŞBİN KELİMEİ TEVHİD BU MÜBAREK BELDENİN SEMALARINA YÜKSELSİN.İŞTE O ZAMAN DÜŞMAN İSTİLASINDAN EMİN OLUR".
Bu cevap üzerine Fatih zikir halkalarının bulunduğu yerler ikame etmiş.Ayasofya Camisini Halvetilere,Edirnekapı Kariye camiini ,ricali NAKŞİBENDİYE'YE havale edip sokak ve caddelere mescitler inşa etmiş.Şeriat üzere bina olan mescitlere tarikat ehli sofiler tayin etmiş.Yeryüzünde en çok cami,mescit,tekke ve zaviyesi olan yegane şehir İSTANBUL'dur.
Fatih Sultan,Cemalettin Aksarayi isimli zatın ismine hürmeten şehrin bir semtine "AKSARAY",bir mahallesine de "SOFULAR" ismini vermiştir.
Cemalettin Halveti ismini üç nesil(Dede,oğul,torun)taşımıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder