12 Şubat 2019 Salı

KAMİL ZANNEDİP NAKISA HİZMET ETMEK

Çok kimseler , suret perdesi arasında kamil zannedip,nakısa hizmet ederler.Beyazid-i Bestami hazretleri buyurur ki:"Üç yüz zındıka hizmet ettim; nihayet bir sıddika eriştim.Hakikat mestur olan bu alemi surette , ahkamı suri zail oluncaya kadar bir müddet işler tersine olur.

SÜLEYMAN MÜHRÜNÜ ÇALAN CİN'İN TAHTA OTURMASI

Hazreti Süleyman'ın mührünü çalan bir cin'in taht'a oturarak hüküm sürmesinden bahsedilir.Gerçek Süleyman  mühürden yoksun olduğu için aciz kalmıştır.Hak Teala insanı,yeryüzünde kendi halifesi olmak üzere yarattı.Eğer bu istidad ile yaratılan insan ,hilafet mührünü şeytana kaptırırsa tasarrufu suri ve maneviden mahrum kalır ve parlak olan talihi söner.Şeytanın tezviratına kapılan kimse kıyamete kadar "ya Hasreta" nidasını söyler ama iş işten geçmiştir.Zahirdeki beş duyumuz ve vücud azalarımız,batındaki beş duyumuz kalbin hükmü altındadır.Kalbi şeytan ele geçirirse vücudumuzda hüküm süren şeytan olur.ve kıymetli bir hazine kaybedilmiş olur.

HELAKA NEDEN OLAN YEDİ KÖTÜ İŞ

Cenab-ı Peygamberimiz (sav) buyurmuştur:"Helaka neden olan yedi durumdan sakınınız:
Allah'a şirk koşmak,
Allah'ın haram ettiği bir nefsi öldürmek,
Faiz yemek,
Yetim malını yemek,
Savaş zamanında ehli islam tarafından kaçmak,
İffetli bir kadına zina isnat etmek

11 Şubat 2019 Pazartesi

KENDİ HAKİKATINI ZEVKEN MÜŞAHEDE ETMEK EVLİYAYA MUHSUSTUR

Eskiden demire cila sürerek parlatıp ayna yapılırdı.Şimdiki krom tepsiler gibi.Cila gibi,insan kendi enaniyetini temizleyenler passız ayna gibi olurlar.ve bunlar kendi pak olan zatını görürler.ve bu kimseler kendi varlıklarının mevhum olduğunu ,mevcut olan vücudun ancak Zat-ı Hakk'ın vücudu olduğunu anlarlar.Kitap okumadan ve bir öğreticinin takririne gerek kalmaksızın kalbe ,aslıhakikatten Enbiyaya varid olan ilimlerin dolduğunu görürsünKendi mevhum varlığından kurtulup,kendi hakikatlarını zevkan müşahede eden evliyaullahdır.Peygamberin nuruyla peygamberini görüp onunla konuşurlar,danışırlar.Çok evliyaullah vardır ki müşküllerini(problemleri) Cenab-ı Peygamber'e sorarak hallederler.Kibarı evliyaullahın eserlerinde naklettikleri hadisler sahihdir.Keşfen zaptedilerek söylenmiştir

RUHUN ASLINA URUCU(YÜKSELİŞİ)

Her bir şeyin melekutu Hakk'ın yedi kudretindedir ve O'na rücu ederler"(Yasin 36/83).Ervah hangi sınıftan olursa olsun ,kendi asılları olan Hakk'a rücu ederler.bu rücu ne kadar zamanda olur:Ahiretin bir günü bizim dünya senemizle alakalı olarak 1000(bin)seneye denk gelir.ve melaikenin urucu ellibin yılda hasıl olur.Ellibinyılın bir gününü bin sene ile çarptığmızda milyonlarca seneye ihtiyaç duyulur.Ancak bu uruc,bir insanı kamilin terbiyesi altında şeri ahkama dikkat ederek ömrü beşer süresinde de olabilir.Evliyaullah'ın bu urucunun süratinin büyüklüğüne melekler gıpta ile titrerler.Evliyaullahın cisimleri ve suretleri , ruhları ve manaları üzerine binip,himmetlerinin atını koşturarak dokuz felekten geçip Hakk'a vasıl olurlar.Bir takım kullarda vardır ki onların ruhlarına ve manalarına cisimleri binmiş,bu suret aleminin suretlerine alaka göstererek onlara muhabbetle mahpus kalmışlardır.Bunlar esfeli safilinin tabiatına esir olmuşlardır.Hafız Şirazi (k.s) buyurur ki:"Sen tabiat evinden dışarıya çıkmıyorsun; hakikat mahallesine sefer edebilmen nerede!"

TEMİZLİĞİN(TAHARETİN) ÇEŞİTLERİ

Müminin teharetinin zahirisi ve batınisi vardır.Zahiri taharet; gusul ve abdest ve istince ve istibra suretiyle temin olur.Tehareti batıni ise;ancak ruhun alemi süfliye olan muhabbet ve alakatını kesmek ve onun yerine Allah sevgisini ikame etmek ile olur.Ey zahirini temizleyen salik! ruhunun dünyevi lezzete  olan meylini temizliyemezsen tahir olamazsın.

HAL SAHİBİ OLANLARA

Hakim Senai (k.s) hazretleri buyurur ki;"Sarhoşluk makamından ayak kaldırma; başını da mey içtiğin mahalle koyasbın."Bir sarhoş meyhaneden ayrıldığı vakit , çocukların maskarası ve oyuncağı olur.Yol üzerindeki çamurlara düşer ve herkes ona güler.Manevi hal sahibi olanlar bu hallerini cahillerden gizlemeleri gerekir.Allah sarhoşundan gayri olan halk çocuktur.Hevadan kurtulmuş olanlardan gayrisi baliğ değildir.Sıfatı nefsaniyyenin vesayeti altındadır.Allah sarhoşları sıfatı nefsaniyyeden kurtulanlardır.."Dünya hayatı oyun ve eğlencedir"(Hadid 57/20, Enam 6/32.
Dünyanın lezzet ve şehevatına müstağrak olan insanların çocuklardan farkının  olmadığını Hak teala ,kitabında belirtmektedir.

YÜKSEK MAKAMLARDAN DÜŞMEK

Yüksek makamlarda yer tutanlar, o makamdan düştükleri vakit hasarları yüksekliğine bağlı olarak ağır olur.Zahirde bir söz, yahut aksi hareket bu makamdan azline neden olur.Maneviyat alemi için de aynı şey geçerlidir.Zira zahir/batın aynıdır derler.Enbiya ve evliyadan bizim kalbimize bir mana ve bir zevk aksettiği vakit , bunu kendi faziletimiz zannedip ucb'e(kendimizi begenmeye) düşersek,yahut onların sözlerine karşı bir kıyası hayali yapıp kötü fikre sahip olursak  bu hal bizi maneviyattaki  yüksek makamdan düşük seviyelere inmemize neden olur.
Bu nedenle kötülerin kötülükleri gördüğümüz vakit onları hakir görüp kendimizi onlardan büyük ve faziletli görmek bir benliktir.Ehli fıska hakaretten sakınalım.Olmaya ki pusuda bir gayreti ilahiyye zuhura gelirde bizi bir imtihanla kahredebilir.
Hz.İsa (a.s) zahit olan bir havarisi ile gezerken, yolda fıskı fücuru ile meşhur birisine rastlamış.Fücur sahibi onların nuraniyetlerine ve letafetlerine hayran olarak içinden "Bunlar ne nurani adamlardır,günahkarlığım meşhur olduğu için beni refakatlarına kabul etmezler ki , sohbetlerine iştirak edeyim" demiş ve bir kaç adım bu düşünce ile arkalarından gitmiş.Zahid olan havari arkasına baktığı vakit bu adamı görmüş  ve hiddet ederek adamı kovmuş.Bu biçarenin kovulmadan kalbi kırılmış ve durmuş.Derhal Hz.İsa (a.s)'a o havarinin tardıyla o fasıkı refakatına alması için hitabı izzet vaki olmuştur.

10 Şubat 2019 Pazar

İBLİS VE ZAHİR ULEMALARIN BATIN GÖZLERİ KÖRDÜR

İblisin ve zahir alimlerin batın gözü kör olduğu için kıyası  mantık onlarda esastır.Adem topraktan yaratıldı ben ise ateşten yaratıldım.ateş topraktan hayırlıdır.ve üst sınıfta olan alt sınıfta olana secde etmez" kıyası İblisindir.Sureti zahireye göre ateş asıl ve toprak fer'dir.ve keza ateş latif  ve nurani, toprak kesif ve zulmanidir.nisebi surisi itibarıyla toprak ateştendir.İblis lisanında "ma"(biz) tabiri, onun kibir ve gururunun işaretidir.
Hakk Teala buyurdu:(LA ENSAB)Kıyamet günü suretler yok olup hakikatlar meydana çıkar.Dünyaya ait bir şey kalmayacak ki onu suret nisbetleri ile ispat edebilesin.fazilet mirası ruhani ve manevidir.Nisebi ruhani ise enbiyanın manayı ulvilerine olan ittisaldır.Bu fazl peygamberlerin ve peygamber varislerinin canlarıdır.Ebu Cehil'in oğlu İkrime (r.a) aşikaren mümin oldu,Hz.Nuh'(a.s) ın oğlu ehli küfür ve delaletten oldu.Hz.İkrimeye ,Ebu Cehilin oğlu olmak zarar vermedi,Kenan'a ise babasının peygamber olması faide vermedi.
Kabe'yi gören kimsenin kıble için yön araması olmaz.Kabe'yi göremeyen zahir uleması yön aramalıdır.
Allah adamlarının bazı ıstılahları vardır ki zahir ehli itiraz ederler.Allah adamının şarab demesi muhabbetullahtır.kokmuş üzüm suyu değildir."Mahbub"(sevgili) demesi kadın cinsi değildir

ŞEYH NASSAÇ YAHUT ÜMMİ MÜFESSİRLER

Şeyh Nessac (k.s) ümmi idi.Ehli ilim olan kimseler , huzuruna gelip bize Kur'an'ı tefsir et, derler ve o da,ben lisanı Arabiye vakıf değilim , siz ayeti kerimenin manasını söyleyin , ben de tefsir edeyim, buyururlar idi.ve Ayetin manasını söyledikleri vakit , buyurur idi ki:Bu ayet, Risaletpenah efendimiz şu makamda iken nazil olmuştur ve bu makamın ahvali şöyledir, böyledir.İmdi batın kulağı sağır olan ulema-i zahire , evliyaullahın beyan ettikleri maaniyi inkar etmemek icap eder ve insaf yolu budur.

MASİVANIN ÇEŞİTLERİ

Masivanın kimi dünyevi olur kimisi uhrevi.Dünyevi olan masiva riyave ucb; ve uhrevi masiyyyet cennet ve ahiret mükafatlarıdır.Bunların her ikisi de Zat'ı Hakk'dan uzak düşmeye sebeb olur.Halkın çoğu bu hicablara müpteladır.Bu nedenle Hz.Pir mevlana efğendimiz der ki:"Nazarınızı Hakk'ın gayrine atfetmekten dolayı yaktığınız ateşi maneviden sakınınızMuhakkak siz ibadet şeklindeki masiyeti çoğaltmaktasınız.Bu nedenle İbni Arabi hazretleri der ki;Seni Hakk'dan uzaklaştıran her bir ibadet ,ayn-ı masiyyettir.ve seni Hakk'a yaklaştıran her bir masiyyet , aynı taattır"Zira riya için yapılan  ve kıymetine itimat edilen ibadet, hakikatta masiyyet olur ve icra edilen masiyyeti müteakip kendini suçlu ve zelil görüp af için ağlamak  ve Hakk'a yalvarmak , aynı ibadettir  ve yakınlığa sebebdir.
Bu korkular nedeniyle Fatiha suresinde "İhdina"(Ya rab bizi sıratı müstakim'e hidayet eyle" münacaatında bulunmak lazım geldi.

İBADETTEN DELALETE DÜŞENLER

Çok kimseler vardır ki , taatten delalete düşmüşlerdir; çünkü onlar taatı, Allah için yapmayıp, cennetin nimetlerine nailiyet  gibi bir ücret mukabilinde icra ve ibaretlerinde (VELA YÜŞRİK Bİ İBADETİ RABBİHİ EHADA)"Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın"(Kehf 18/110) ayetinin hükmüne muhalefet ederler ve Rabblerinin ibadetine kendi nefislerinin hazzını ortak ederler.
Hakk'a ücret mukabilinde tapmak , hakikatta gizli bir günahtır.Çok bulanık ameller vardır ki , ey abid sen onu safi ve ibadet zannedersin.Manevi hicablar içinde ömrü zayi edersin.Tarikatta dahi gayretin manevi hallere uulaşmak,(keşfü keramet) olmasın,mevhum olan varlığını Hakk'ın yolunda fena etmek kastıyla gayret etmek gereklidir.
Ücretle ibadet edenler ahiret nimetlerinden cenneti ef'al'e ulaşırlar ise de şirki hafileri sebebiyle cemal-i Hakk'dan mahrumiyet ateşi ile yanarlar.

FENA SÖZLER

Fena sözler ,kokmuş yiyecek gibidir.Kokmuş taamı yiyen kimse nasıl istifrağ etmek isterse ,fena sözler işiten kimse de ,öyle sözleri söyleyene iade eder.Öfkeyi yutmak fena sözlere maruz kaldığı vakit,onu yutmak ve hazm etmektir.Ta ki sana fena muamelede bulunan , senden mukabele görmeyince utanıp senden özür dilesin , işte öfkeyi hazmetmenin dünyevi mükafatı budur.Ahiretteki mükafatı ise muhabbeti ilahiyyeye nailiyettir.Ali İmran suresi 3/134 ayetinde;"Cennet, meserret ve meşakkat içinde infak edenler ve öfkesini yutanlar ve insanları afvedenler için hazırlanmıştır.Allah Teala muhsin olanları sever" buyurur.

TÜM FAZİLETLERİ hAK tEALA'DAN BİLMEK GEREKİR

İnsan kendisinden sadır olan tüm iyilik,güzellik ,ibadet ve riyazatı Cenab-ı Hakk'dan bilmelidir.ve kendisini şehvet ve kadın fercinden kurtardığı için Hakk'a şükretmelidir.Eğer faziletleri kendi fiili ve iradesi bilirse "En Hayrun" diyen şeytan vücudunda halen faaldir.Eğer bu güzellikler bendendir duygusu olursa şeytan o vücudda mutlaka galib gelir.
Resululah (sav)'in vahiy katibi , hikmeti ve vahyin nurunu kendinde gördü ve kendinden bildi.Evliyaya mahsus sözler söylesen bile bu sözler,avcının tuzağa düşürmek için çıkardığı kuş sesine benzer.Ancak ahmak kuşlar bu sese gelir.ve tuzağa yakalanır.
Sende enbiya ve evliyaya mahsus Fenafillah ve Bekabillah  gibi halleri hakkında sende fikir ve idrak hasıl olsa bile bu anlayış zan ve tahmindir.Bu hususu Hz.Pir mevlana efendimiz sağırın ,hasta olan komşusunu ziyarete gitmesi hikayesi ile anlatmıştır.

HAMİYETİ DİN YAHUT DİN GAYRETİ

Bir insan kendi nefsinin kafirliğini görmez,dışardaki bir adamdan sadır olan küfrü görerek din gayreti diye o şahsı öldürmeye kalkar.İçteki gazap ve öfke kanın hararetidir.Çirkin nefsindeki ayıpları görmeyipte başkalarındaki ayıbla gayrete gelen kimse bu şahısla bir mücadele içine girer adına din gayreti der.
Din gayretinin makbul olanı Evliyaullah'ın adetidir.Muhitlerine kendilerini sevdirirler.Bunda halkı ıslah gayesi görürler.Günah içinde olana kızmaz,"Sen böylesin,şöylesin "diyerek günah içinde olanın öfkesini alevlendirmez.Günah içinde olanı kendi irşad mahalline çekerek ondaki ateş gibi olan hali yemyeşil bir hale getirerek ıslah eder.
Fihi ma Fih de Hz.Mevlana buyururki ;"Bu halkın efali eğridir.eğer onlara bu eğriliklerden bahs olunursa , Tanrı selamı vermezler.Onların terbiyesi  mektebi sıbyana (ilk okul) benzer Mesela bir yazı hocası çocuğa meşk verir.Başlangıçta bu çocuğun tüm yazısı eğridir fakat hoca çocuğun yazısını gördüğü vakit aferin der önce elifden başlayıp bu yazının hepsi güzel olmuştur amma şu elifi eğer dikkat edip böyle yazarsan , yazın daha güzel olur., der.Çocuk elifi ıslah edince , böylece "be" harfine geçer. ve sonuna kadar böyle yumuşak bir şekilde terbiye eder

9 Şubat 2019 Cumartesi

KUVVETTEN LAF EDENLER

Çok güçlü olduğunu ifade edenler ! Kahrı ilahinin pek sert esen rüzgarları vardır.Bunlara dayanmak imkansızdır.Çok güçlü ağaçları yerinden söküp atar.Balta, ağaçların ve dalların sıklığından hiç çekinir mi?Odun çok olsa bile ateş için nedir ki?
Zaif olduğunu idrak eden nebata karşıda kahrı ilahi rüzgarları hafif eser onlara hafif zarar verir ki bu onlara bir ihsandır.

MERTEBELERDEKİ DÜŞÜŞ ÖRNEKLERİ

Meleklik mertebesinden düşüş örneği Kur'an daki Harut ve Marut  kıssasıdır.Buiki melek mertebe-i melekiyetteki ismetlerine mağrur olmaları yüzünden, kahrı ilahinin zehirli okunu yediler ve mertebe-i akıldan hayvaniyet mertebesine tenezzül ettiler.Onların kendi taharetlerine itimatları var idi.Yani abdestlerinden şüpheleri yoktu.Ancak kudsiyyet sadece Zat'ı Hakk'a mahsustur.Hakk'ın bu kudsiyeti karşısında tenezzül etmeyip ucbve kibre kapılanın neticesi kahrı ilahidir.En'am suresi 6/18 ayeti:"O kullarının üstünde kahirdir"Yaban öküzü boynuzlarına güvenerek aslan'a karşı durursa Aslan onu parça parça eder.Boynuz mertebesindeki tedbirlerinin hiçbiri faide etmez.
Baur oğlu Bel'am ve Rahip Bersisa hikayeleri manevi yönden varlık ifade edenlere örnektir.
Vahiy Katipliğini yapan kimsenin akibeti ,
Hz.Nuh'un oğlu,Hz.Hud'un,Hz.Lut'un  karısı örnekleri.
Sahabeden "cami kuşu" denilecekkadar camiye düşkün olan Sa'lebenin zenginliğe kavuştuktan sonra düştüğü hal örneği.

AKIL MERTEBESİNDEN HAYVANİYET MERTEBESİN'E İNMEK

Melekiyyet/insaniyyet,ehli hayvaniyyet ve vahşi hayvaniiyyet şeklinde bir sıralama yapar isek;Meleklik insanın üstündeki bir konumdur.Meleğin varlığı, sırf Hakk'a ibadet ve Hakk'ın verdiği vazifeyi ifa etmektir.Sonra insaniyyet kademesi gelir ki Bu kademedeki varlık akıl ve nefis taşır.Varlığını Hakk'a fena eylemiş olanlar Peygamber ve evliyaullahtır.Bunlar akıl sahipleridir.Bunların dışında hem ibadetini yapıp hemde nefsinin sınırlı etkisinde olan kişilerle sırf nefsinin  peşinde dolaşan nefsaniler mevcuttur.İinsaniyetin bir altındaki sınıf ise hayvaniyet olup bunlarda kendi içinde iki kısımdır.Ehli hayvanlar ve vahşi hayvanlar.Hayvanlardaki bu iki ayrımın ölçüsü hangisi insanlara yakınsa ve onun emri altında bulunuyorsa ona ehli hayvan,insandan uzak kalan ise vahşi hayvandır."Akıl" a yakın olan ehli hayvan,akıl'a uzak olan ise vahşi hayvandır.Peygamber ve evliyaullah ise insan sınıfının aklı konumundadır.Peygamber ve evliyaya yakın olanlar ehli  hayvan hükmünde,uzak olanlar ise vahşi hayvan hükmündedir.Vahşi hayvan akla zarar verdiği için öldürülmesi caizdir.
Ehli hayvan insana faidelidir.Zira insanın hizmetindedir. Bir üst rütbeden  alt rütbelere inmek zarardır.Alt rütbe hep üst rütbenin hasretini çeker.Çünkü üst rütbenin imkanları geniştir.Hayvaniyet mertebesinde olanlar,insanlık mertebesine geçememenin hasretini duyarlar ve sabah ezan vakitlerinde uluyan köpeklerin ulumalarında bu esef vardır.Belki de Hakk Teala'ya niyazları vardır:"Ya Rabbi bizi hayvanlıktan kurtar,insanlık mertebesine ulaştır." diye.
İnsanlık mertebesine ulaşmış olanlar ise kendilerine bahşedilmiş akıl nimetinin yoluna değilde nefis gücünün hizmetine girerlerse tekraren hayvaniyet mertebesinde bir hayat tamamlamış olurlar vesselam.

8 Şubat 2019 Cuma

BAUR OĞLU BELAM

Hz.Musa devrinde yaşamış,Hz.İbrahim (a.s)'ın suhuflarını okuyan ve ismi azam'ı bilen birisi olup,Hz.Musa onun bulunduğu şehri ele geçirmek için muhasara edince şehir halkı ona gelip Hz.Musa'nın muvaffak olmaması için dua istemişler ve ona mal  ve nimet arz etmişlerdi.Manevi olarak ikaz edilmesine rağmen dua etmeyi kabul etti.Duası müstecap oldu.Bunun üzerine Hz.Musa ona nez-i iman ile beddua etti.O sebeble Hak teala onu reddetti,iman ve ismi azam'dan tecrid olundu.

ARZ'IN VERDİĞİ HABERLER

Zilzal suresinde ,Arz (yeryüzü) bir sarsıntıyla sarsılıp haberler söyler.Bu haberlerin ne olduğunu soran bir sahabeye Efendimiz (sav):"Onun haberleri kendi üstünde her bir kulun ve ümmetin işledikleri şeye şehadetidir.yani benim üzerimde şu günde şunu ve şunu işlediler; işte arzın haberleri budur"Bu hadisten anlaşıldığı gibi arz, kendi üzerinde secde eden kullarının secdelerine de şehadet eder.

HİZMETİN MÜKAFATI

Dünyadan göçen Hassa Söğüt beldesinde yaşamış Şeyh mahmut Apak hazretleri ile alakalı birisi anlattı:Celal ismindeki arkadaş dergaha yeni başlamıştı.mutfak bulaşık yıkama hizmetini yapıyordu.Mahmut Efendi'yi götürecek arkadaşın işi çıkınca müsaade aldı gitti.Mahmut Efendiyi götürmek işi Celal'e kaldı.Mahmut Efendi'yi götürürken yolu babasının mezarının bulunduğu mahalleden geçerken şeyh Efendi'ye rica etti:"Efendim bu mezarlıkta babamın da mezarı var.bir ziyaret edip okusak" deyince Efendi biraz düşünür.Yok şimdi olmaz gidelim der ve ekler:Yakında Baban sana halini anlatır.Aradan bir zaman geçer ama bu söz Celal'ın aklından çıkmaz.Babası ile alakalı haberi beklerken bir gün rüyasında babasını görür.Babası neşelidir.Oğluna sarılır ve "On yıldan beri bir suçdan dolayı Antakyada cezaevinde idim.Şükür beraat ettim ve cezaevinden çıktım".Celal uyandığında o gün babasının vefatının üzerinden on yıl geçmiş olduğu hatırına gelir ve dergahtaki bulaşık yıkama işine daha sıkı sarılır.

HALKIN AYIPLAYACAĞI KORKUSU ÇOK KUVVETLİ BİR BAĞDIR

İnsanın batınını takyid eden bir takım gizli bağlar vardır; onlardan birisi de halkın kendisini ta'yip edeceği düşüncesidir; bu düşünce ekseriya kendisini Hak ve hakikatı kabul etmekten vazgeçirir.Kibir ve inkar ,nedamet ve tevbe yolunu öyle bağlayışla bağladı ki , nadim olan kimse batınındaki ahı ve nedameti izhar edemez.Yasin-i Şerifte buyurulur:"Biz onların boyunlarına, çenelerine kadar zincir taktık; binanaleyh onların başları yukarı kalmış ve gözleri kapanmıştır"(Yasin 36/8).Bu zincirler bizim vücudumuzun haricinde değildir.Bu zincirleri biz batınımızda kendimiz icad ettikBu zincirlerin kimi kibir ve inkar ve muhtelif dünya işleri ile meşguliyet ve kimi haysiyet(namus,şeref) mevhumudur.Bu nedenle başımız gurur ve enaniyet ile yukarıya kalkmış ve gözlerimiz Hakk ve hakikatı görmekten kapanmıştır.
"Ve biz onların önlerine  ve arkalarına sed ve hail koyduk; onların gözlerini örttük , binranaleyh onlar görmezler".Bu sedlerin rengi ar,namus ve kibir ve inkar ve taassub ve davayı enaniyet  sıftlarıdır ki bunların herbiri kişinin etrafındaki Hak ve hakikatı görmeğe mani engellerdir.

KILIÇ KENDİ SAPINI YONTABİLİR Mİ?

Bir kimse kendi kalbini kendi kendine temizliyebilir mi?Bir kimsenin beş duyu vasıtasıyla kalbine gelen bilgileri ilmi Hakk'a tebdil suretiyle kalbini temizleyecek bir mürşid-i Kamil bulması lazımdır.Kılıç kendi sapını imal edemez.Mutlaka ustaya ihtiyaç vardırKişinin kendi yarasını ancak bir cerrah tımar edebilir.Kalbimizdeki nefsaniyyetle alakalı yaraların tedavisini ancak cerrah mesabesindeki mürşid-iKamil tedavi ederMal,şan,şeref isteği nefse ait yaraların üstüne konan sinekler gibidir.Mürşidin terbiyesi bu yaraları tedavi eden merhemdir.Bu merhemin etkilerini zamanla mürid hisseder ancak sabretmez ise bu yaralar bir müddet sonra tekrar nüksederler.

"OLDUM" VEHMİ

Kendini ehli kemalden olduğunu zan ve tevehhüm eden kimse berbad bir hastalığa yakalanmıştır.İnsan kendini kemal görürse , asla noksanına vakıf olup düzeltme cihetine gidemez.Kendini beğenme duygusu  insanın içinden çıkıncaya kadar çok sıkıntı çeker, çok göz yaşı döker.İblisin hastalığı "Eni hayrun"(Ben hayırlıyım) olmuştur ve bu hastalık her insan da vardır.Ancak bu hastalık kiminde zahirdir,kiminde hafidir, kiminde ahfadır.
Enaniyeti gizli olan kendini halka karşı kırık ve mütevazi gösteren kimse,imtihan zamanı belli olur.Dibinde tortu olan su suyun tortusu sükunet zamanı meydana çıkmaz.İmtihan zamanı karıştığında dibindeki tortu hemen suyu kaplayıverir.

EVLİYANIN HALİ ASHABI KEHFİN HALİ GİBİDİR

Kehf suresi 18/18 ayetinde "Sen onları uyanık zannedersin, halbu ki onlar uykudadırlar"ayeti kerimesinde ashabı kehfi anlatır.Evliyanın hali,ashabı kehfin hallerinin aynıdır.Uykuda olanların hareket etmesi ve sakin durması onların iradelerini kullanmalarıyla olmamaktadır.Tıpkı uykudaki insanların hali gibi evliyaullah'ın halide,ayakta durmaları,sağa sola hareket etmeleri kendi iradeleriyle değil Allah Teala'nın yönlendirmesiyle olmaktadır.Hak Teala habersiz oldukları halde evliyayı sağ yanına,sol yanına tekellüfsüz fiillere çeker.Zahirde insanı Kamil'i şeriat hükümlerinde, yeme içme gibi cesed için gerekli meşguliyetlerde Hak onları hıfz eder."Biz onları sağ ve sol taraflara çeviririz.Sağ yan güzel fiildir,güzel ameldir.Sol yan;yeme,içme,nikah gibi cesedin meşgaleleridir.Ruha ve cisme aid olan her iki fiil enbiyadan ve onların varisleri olan evliya dan sadır olur.Onlar bu iki fiilden , dağlardan çıkan aksi sadadan dağlar nasıl habersiz ise , öylece habersiz olurlar.Zira iradelerini Hakk'ın iradesinde mahvetmişlerdir.
Eğer sana hayır ve şer olan sadayı işitdirir ise ; dağın zatı her ikisinden habersizdir.Kamilin vücudu dağ gibidir ve onun nida edeni Hakk dır.Ondan sudur eden hal ve kalden onun haberi ve iradesi olmaz.Böyle olunca kamilin söz ve fiiline itiraz , Hakk'a itiraz olacağı için ondan sakınmak gerekir.Kamili kendi hallerine kıyas eden nakıslar aldanırlar.

7 Şubat 2019 Perşembe

İNSANI KAMİLE EN FAZLA AŞIK OLANLAR

Sulbi fıtrattan güzel olarak doğanlar , ayna mesabesinde olan insanı kamilin aşıkı olur.Canların cilası da kalb temizliğinden ve kalbin tehareti  de şeriata riayetten olur.Beş duyu şeriat hududu dahilinde kullanılırsa kalp kötü havatırdan pak olur .Kalp pak olunca ruh parlar.

İİNSANLARI OTURTMA ŞEKİLLERİ

Geçmiş saltanat sahipleri pehlivanları,askerin komutanlarını sol tarafına oturtmaları adetti.çünkü kalbi insani sol tarafına bağlıdır ve pehlivanların kalp tarafında oturmaları , onların kuvvet ve şecaatlerinin padişahın kalbine aks etmesi içindir.Nitekim yemek yiyenlerin iştahları birbirlerine sirayet eder.

ALLAH(C.C),DÜNYAYI DA AHİRETİ DE İNSAN İÇİN YARATTI

Haktealanın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.Dünya ve içindekiler sinek kanadı değerinde değildir.Böyle iken niçin dünyayı yarattı,niçin ahireti yarattı.Tama'ından dolayı değil belki esmasına ve sıfatına  ve onların tecelli ettiklerine rahmeti rahmaniyesi olduğu için yarattı.Cennet insan içindir.İçindeki nimetler insan içindir.Hepsi yoklukta idi.Tıpkı çekirdeğin içindeki ağaç ve meyvesi gibi.Nimeti yaratanın nimete ihtiyacı var mı?Zat'ı, kemal-i istiğnadır.Bu nedenle Hak Teala için suizanda bulunmayınız.Hakk'ın halifesi olan evliyaullahı hakkında da sui zan etmemek gerekir.Aslında bizim varlığımız yoktur,tecelli eden onun esma ve sıfatlarıdır.yaratılanların, Hakkı'ın dışında bir varlık görmek insana enaniyet,varlık ve gurur verir.Ancak insan,eşya Allah'dır diyerek teşbih etmek Cebriyye ve Kaderiyye mezheplerinin düştüğü duruma düşürür.Bu iki zıt düşünce Hakk hakkında sui zandır.Kalbimizi sui zandan korumak gereklidir.
Huzuru Hakk da kalbi muhafaza etmek gerekir.çünkü O,"Zira O sırrı ve ahfayı bilir"(Taha 20/7.

İNSANI KAMİL YERYÜZÜHDE HAKK'IN NİKABIDIR(ÖRTÜSÜDÜR)

Surete takılanlar peygamberi,Hakk'ın yeryüzündeki halifesini,İnsanı Kamil'i hep kendileri gibi beşer olarak gördüler ve yanıldılar.Hakk'ı ayrı,peygamber ve Veli'yi ayrı sandılar.Cisimlerdeki ayrılık onları yanılttı."Halife yaratacağım" kelamı aslında işin mahiyetini izah ediyordu.En basit Kabile devlet yönetiminde dahi bir reis var idi.Bu Reis,kabilenin herşeyinden sorumlu idi.Tüm Kabile bir anlamda onun mülkü idi.Reisin dediği olur idi.karşı gelen cezalandırılır idi.Bu bir zaruretti.Modern toplumlarda da seçim usulü ile bir kişiye yetki verilerek yönetim devam etmektedir.
O tek kişi,Yeryüzünde Allah'ı temsil etmektedir.Allah adına iş görmektedir.O'na iş gördüren Allah'dır.O'nun ağzından konuşan Allah'dır.
Bunlar tasavvufun çok ince bahisleridir.Maazallah şirke düşülüp ayak kayabilir.Hakk'ın halifesi olabilmek , seçilmiş olmak Hakk'ın elindedir.Kişinin kendine bir rütbe biçmesi tasavvufda yoktur.Kişinin kendisine rütbe verebileceği en münasip rütbe "Er" olabileceğini idrak ve er'liği istemektir."Er" lik bir rütbe olmayıp rütbelerin çıktığı kaynaktır.Acziyet,saygı ve hizmet makamıdır.Sanatkarın deposuna layık bir malzeme olabilme durumudur.Sanatkarın seni alet olarak deposuna alması bile bir şereftir.
Bu nedenle Allah adamlarının cismaniyeti görülmemeli,hele kendimizle kıyas asla yapılmamalıdır.
hAZRETİ nUH (A.S) kavmine demiştir ki:Ey serkeşler.Ben, ben değilim.Bende Hakk'ın sırrı zahir oldu.Hakk'ın sıfatı ile kaim oldum ve o hayat ile yaşıyorum.İnsana mahsus olan beş zahir ve beş batın duygunun hüküm ve tesirinden kurtuldum,bendeki izafi sıfatlar gitti yerine Hakkın sıfatları geldi.Ben ben değilim, bu nefes Hu'dandır;Her kim bu nefes önünde söz söyler ve  varlık ifade ederse o kimse kafirdir.

6 Şubat 2019 Çarşamba

HAZRETİ DAVUD LİSANINDAN İNSANI KAMİL

İnsanı Kamilin zahir ve batın tüm kemalatları talibler ve müridler içindir.ve illa onun için bunlara ihtiyaç kalmamıştır.Zira insanı Kamil Hakk'ın zatında istiğrak sebebiyle zat olmuştur noksanlık ve beşeri kemalattan münezzeh ve pak olmuştur.Hz.Davud lisanından:"Ben güneş gibi bir nur içinde garkım; kendi muhitimi nurdan ayrı bilmiyorum.Benim namaz ve halvet tarafına gidişim , halka yolu talim içindir"
İnsanı Kamil,halkın irşadı ve kemalatı için vardır.O kemalatla halkı kendisine çeker.onu görmek ayniyle Hakk'ı görmektir.Hak teala ,Hz.Beyazid-i Bestamiye hilafetini ve niyabetini giydirdi ve buyurdu ki:"Benim suretim ile benim halkım tarafına git; seni görmek isteyen kimse, beni görmek ister; ve halkı benim tarafıma davet et".Beyazid hazretleri bayıldı ve bi-huş oldu.Sonra nida geldi:"Benim habibimi tekrar bana getiriniz ki onun benim ayrılığıma sabrı ve takatı yoktur."Hz.Beyazid müstehleklerden olmuştur

MAKSADA VÜSUL İÇİN

Maksada vüsul için nefis mertebelerinin tamamıyla geçilmesi lazım gelir.Nefis mertebeleri:emmare, levvame,mülhime,mutmainne ,razıyye,marzıyye ve bakıkıye'dir.Bu mertebelerden Mutmainne mertebesinde olana Hakk'ın hitabı erişir.Bu mertebeye çıkan selamete çıkmış tehlikeden kendini muhafaza etmiştir.

AYTUNÇ ALTINDAL Dünya Yöneticileri

5 Şubat 2019 Salı

HER NEBİNİN VE HER VELİNİN BİR MESLEKLERİ VARDIR

Her bir peygamberin kendi zamanlarında bir şeriatı ve tariki Hak'da bir mesleki vardır ki,ümmetinin istidadına göredir.Ve her bir veli de böyle ayrı bir meslek sahibidir.Kimi Kadiri,kimi Mevlevi, kimi Nakşi ve kimi rifai'dir.Sülukta kimi ruh kimi nefis yollarından gider ve hepsi başka başka üslup ve adap üzeredir.,fakat cümlesi salikleri Hakk'a götürür.Surette üslup ve adabın ihtilafı, Hakk7a vüsul neticesine mani değildir.

DEVENİN İĞNE DELİĞİNDEN GEÇMESİ

Araf suresi  7/40 AYETİ "Bizim ayetlerimizi tekzip eden ve onlardan istikbar edenlere semanın kapıları açılmaz ve deve iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremezler" buyrulmuştur.Bizim fiziksel ölçülere göre deve iğne deliğinden geçmez.bu aklı muhaldır.Akla muhal bir ifadeyi Hak Teala niçin kullanmıştır.Akla muhal sayısız hakikatlar vardır ki gaybe ait hususlardır.Seyrettiğimiz çizgi filminde,hayalet halindeki filmin kahramanı,bir kapı deliğinden incelenerek ip şeklinde geçer ve bu ip diğer tarafta tekrar toplanarak eski haline gelir.Hak Teala muhali akliye kadirdir.Sadece "ol" demesi yeterlidir.Tayy zaman,tayyi mekan olmak akla muhaldir.Dünyayı değişmiş olanların yaşaması ve tasarrufatı akla muhaldir.Ancak biz ,semada açılan kapının hangi yere açıldığını ve bu yerde mevcut olanları bu akılla idrak etmemiz mümkün olmadığı için akla aykırıdır demekte ve inkar içinde olmaktayız.Allah/melek/ahiret/cennet ve cehennem his gözlerimizin idraki dışındadır.Bir kapı açılmadıkça bu hislere zebunuz.Ancak Peygamber mucizeleri,evliyaullah kerametleri kapının arkasında başka bir varlığın olduğunu anlatmak için husule gelmiştir.İman kapısı olmadan dünya hapishanesinden kurtuluş mümkün değildir.

BEN VE BİZ SÖZLERİ

Kim, mürşid-i kamil kapısında "ben"ve "biz" sözleri söylerse kapıdan reddedilmiş olur.Yani o kapıda zevk alamaz.Nefsaniyet mertebelerinde olanlar "Ben","Biz" kelimelerini kullanırlar.Mevlevi tarikatında "ben"yerine "fakir",ve "sen" yerine "nazarın" tabirini kullanırlar.
Şirk iki nevidir:Birisi celi,diğeri hafidir.irki celi(aşikar şirk)iman etmekle giderilir.Şirki hafi'den ise tarik-ı evliyaya süluk ile zail olur.Ehli imanın şirki hususunda Efendimiz buyurmuşlardır ki:"Benim ümmetimde şirk, musaffa bir mahal üzerindeki karıncanın yürümesinden daha gizlidir".Bu şirk amel cennetine girmeye mani değildir fakat cenneti zata girmeye manidir.

NAMUSSUZLAR

..... ilçe maydanında İnönü'nün heykeli altında şu söz vardır:"Bir memlekette, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur. "
İnönü Osmanlının yetiştirdiği bir asker olup devlet adına masaya oturmuş önemli bir şahsiyettir.Niçin "Erdemliler,erdemsizler kadar" dememiştir de "Namussuzlar" kelimesini kullanmıştır.Namussuz her gurubun içinede olabilir.Solcunun yahut sağcının namussuzu olabilir.Önem verilmesi gereken solculuğu yahut sağcılığı değil namuslu olmasıdır.Bu nedenle İsmet İnönü bu kavramı kullanmıştır.Ancak,sağcılık yahut solculuk ön plana çıkartılmış,namuslu olmak dikkatten kaçırılmıştır.Öne çıkartılan bu kavramlar bugün öyle noktaya gelmiş ki hırsızlığı sabit bir Belediye başkanı bizim partimizin adamıdır,deşifre edersek parti zarar görür düşüncesiyle susma tercih edilmiştir.Bu toplumsal erezyondur.Suskun kalanlar bugün "Aman fitne olmasın diye sükutu tercih etseler de bu tercihin altında şahsi korku yatmaktadır.Ama yeri gelince "Hakikat karşısında susan dilsiz şeytandır" hadisini nedense unuturlar.Memnun edilecek yegane gücün Hak Teala olduğunu acaba kaç kişi kabullenmiştir.Bu nedenle cesur namuslu pek azdır.

4 Şubat 2019 Pazartesi

MEKRİ İLAHİ KADEMELERİ

Mekri İlahi için ilahi bir tuzak açıklamasını yapabiliriz.Bu tuzaklar insanın konumuna göre farklılık arz eder:
Mekri ilahi avam hakkında günah işleyen ve küfür içinde olanlara bol bol dünya nimeti vermektir.Kafirler zengin,müslümanlar fakir görüntüsünü verir.Hakk'ı düşünmeyen, dünyaya dalıp nefsinin peşinde olanlara verilmiş dünyevi imkanlar o kişilere kurulu ilahi tuzaklardır.
Mekri ilahi salik hakkında( sui edep ile beraber hal sahibi olduğunu göstermektir.Kamil hale gelmemiş arif için ise mekri ilahi Hakk'ın emri olmaksızın keramet göstermek ile meşguliyettir.Kamil hakkındaki mekri ilahi ise tecelliyata muhatap olduktan sonra burada durmak ilerisini istemeyerek  rahmeti hafiyye olan tecelliyatı gazabiyye hududuna kadar tecelli vukuudur.Bu nedenle 
 Avama ,nimetle mağrur olmayıp nefsini hesaba çekmek ve kötü işleri işlemekten vazgeçmek lazımdır.Süluk yoluna girene de kendi haline mağrur olmayıp edebi muhafaza eylemek lazımdır.Arife dahi harikulade şeyler gösterme kudretine karşı şükür vacib olduğunu  ve bu şükrün yerine getirilmemesi halinde yüksek mertebeden alçak mertebeye düşeceğini mülahaza etmek lazımdır.Kamil e de ulum ve müşahede her an teceddüd etmek için himmetini ali tutmak ve tecelliyata kani olmamak ve "Daha var mı?" narasını vurmaktır.Hakka seyrin sonu vardır derler fakat Hakk'da seyrin sonu yoktur derler.Kamil bir makamda kalmayı istememeli daima yeni tecellilere mazhar olmak için himmetini yüksek tutmalıdır.
Hz.Pir Mevlana efendimiz şöyle buyurmuştur:"Ey himmeti yüksek ve kadri ali olan salikim.Sülukunu tamam edinceye kadar senin için fukaralık iyidir.Zira henüz terbiye edilmemiş nefsin ,aleti heva ve hevasat olan serveti bulamaz.Eğer servetin dahi varsa hastalık dahi iyidir.Çünkü vücudunda kudret olmadığı için yine heva ve hevasat-ı nefsaniyyeyi icraya muktedir olamazsın.Eğer servetin ve sıhhatin yerinde olursa , bu mekri ilahi muhakkak surette senin nefsine güzel bir tuzak kurmuş olur.

İNSANI KAMİL'E OLAN KÖTÜ ZAN,HAKK'AKÖTÜ ZAN OLUR

İnsanı Kamil  bilcümle sıfat ve esmai ilahiyyenin mazharı olan halife-i Hakk ' dır nasılki Bir vilayetin valisi,Devlet başkanını o yerde temsil eden en büyük mülki amir olduğundan bir anlamda vali'de devlet başkanı gibidir.İnsanı Kamil'e beslenen sui zan, Hakk'a sui zan olur.Featih suresi 48/6 ayetinde:"Allah'a kötü zannı zannedici olan münafık erkeklere ve münafık kadınlara ve müşrik erkeklere ve müşrik kadınlara ,Allah Teala azap eder"
Ey Salik! İnsanı Kamil senin nefsinin kötü hallerine karşı bir şey söylemeksizin zahiren sana güler ve iltifat ederse sakın aldanma ve seni beğendiği için iltifat ettiğini zannetme;kendi batınına ve sıfatına nazar et.
Dünyanın malı , Hakk'ın tebessümleri oldu; bizi sarhoş ve mağrur ve pejmürde etti.Mekri ilahi öyle bir şeydir ki;Kul sahip olduğu dünya nimetini kendi kazancı ,kendi kabiliyetinin bir sonucu sanır ve bu düşünceye mağlub olur.Dünya malı bir tebessüm gibi gelir.Kasap,keseceği koyuna bol bol yem verir.

AYNA HALİNE GELEN ZATLAR

İnsanı Kamiller, ayna haline gelmişlerdir.Bir kaç manada bu husus düşünülmelidir.Bir manada, aynanın karşısına gelen nesne aynada gözükür.İnsanı Kamil huzuruna varan bir ferdin, batınındaki ahval,insanı kamilin kalbine yansır.Bu nedenle batın ahvalimizi insani kamil bilir.Ancak Hak Teala'nın ahlakını taşıyan bu zatlar,bizim içimizdeki olumsuzlukları(nefsani hallerimizi) bizim yüzümüze söylemezler.Ayna meselesinin bir diğer ciheti,hariçteki ışığı ayna yansıtır.Bu nedenle insanı Kamil Hak teala'nın nurunu cezbe istidatlı olduğundan o nuru bizlere aksettirir.Bu nedenle onlara vaktin peygamberi de denilebilir.Zira , bu vakte göre konuşurlar.Keza Allah adamına bahş edilen atayı ilahiyyeyi insanlara infak eder.Bu nedenle bir mürşide intisap eden bir müridin başlangıçta bir takım manevi hususlarda lütfa mazhar olması, o müridin kendinden değildir.Mürşid'den ona olan yansımalardır.Bu nedenle,mürid,kendindeki manevi hali kendinden bilirse, nefsin oyununa gelmiş olur.Hz.Mevlana Efendimiz bu hususu açıklamak için Mesnevi-i şerifte Aslan/Kurt/Tilki 'den oluşan bir cemaatın avlanma hikayesini anlatır..Aslan Kurt ve Tilki birlikte bir cemaat olup avlanmaya karar vermişler ve Yaban eşeği,dağ keçisi ve tavşan avlamışlar.Arslan bu avların paylaştırılması hususunda kurt'a teklif yapınca kurt içinden geçen duruma göre paylaşım teklif etmiştir.En büyük av Arslan'ın,orta boydaki keçi kendisinin enküçük tavşan ise tilki'nin diyerek.Aslan hiddetlenir ve bir pençe atarak kurdun başını kopartır.Sonra aynı teklifi Tilki'ye yapar.Tilki derki Yaban eşeği Efendimizin sabah yemeği,Dağ keçisi öğle yemeği,Tavşan'da kuşluk atıştırmasıdır deyince Aslan bu paylaşımdan memnun kalarak :Ey Tilki bu adil paylaşımı sen nereden öğrendin? diye sorunca yerde yatan kurdun cesedini göstererek bundan demiş.Arslan bu paylaşımdan memnun kalarak Madem sen bizim için bu paylaşımı yaptın bunların üçünü de sana bağışlıyorum demiştir.
Buradaki Arslan,Mürşidi Kamili temsil eder.Kurt,nefsaniyetin hakim olduğu müridi temsil eder.Tilki ise nefsaniyetinden arınmış müridi temsil eder.Arslan'ın diğer hayvanatla birlikte olması ise Mürşid-i Kamilin'in her türlü insanın terbiyesi ile meşgul olmasını gösterir.Ava çıkmak ise bu terbiye meşguliyetidir,birlikteliğidir.Avlanan avlar ise ilahi füyuzattır.Kurt sanır ki bu ilahi füyuzatlara ulaşmakta kendi payı vardır.Halbu ki mürşitten kendisine aksetmiştir.Bu nedenle kurt varlık idida eder,bu da benimdir der.Bende oldum der.Bir dergaha bir müddet  devam ettikten sonra ,kendisine lütfedilen ilahi nimetleri kendin bilip "Ben şeyhimi geçtim.Bende şeyh oldum" diyerek ayrı bir dükkan açan insanın haline benzer.Halbu ki dergahtan ayrılan bu insan bir müddet sonra kurumaya başlar.Dal bedene bitişik iken yeşil ve teravetlidir.Bedenden ayrılınca bir müddet yeşilliği devam eder sonra da kuruma emareleri gözükür.Bu manevi yolun tehlikelerinden dir.Zahirde de görülür ki Padişaha karşı bayrak açıp varlık  ifade eden isyancı olarak addedilip öldürülür.

3 Şubat 2019 Pazar

MÜRİD,İNSANI KAMİL'E YÜKTÜR

Hakka' vasıl olmuş insanı Kamil'e ,müridin terbiyesi için ciheti halkıyyete teveccüh ve onlarla meşgul olmakta zahmet vardır.Fakat "Cemaat rahmettir" hadisi şerifi mucibince onlara yoldaş olur.Çünkü ,peygamberlik mesleğinde her türlü insanla hemhal olmak vardır.Hadid suresi 57/7 ayetinde "Allah Teala'nın sizi müstahlef kıldığı şeyden infak ediniz" emri gereğince İnsanı Kamil insanlara kendi kazancından infak etmektedir."Şavir-hüm-Onlarla müşavere et"emri gereğince Peygamber insanlarla müşavere eder.Hakikatta insanı Kamilin alemde benzeri yoktur.

İNSANIN HARAB OLMASI "BEN" VE "BİZ"LİKDEN DİR.

Bu iki ifade vücudu ve varlığı ifade eder.Halbuki "Ben" ve "Biz" tabirine sıkı sıkı yapışanlar Hakk'ın varlığı yanında kendi varlıklarını da kabul ederler.Bu tıpkı "Buz"un,suya karşı varlık iddia etmesidir.Halbuki buzun aslı sudur.Suyun yanında buzun bir manası yoktur.Bütün bu alemdeki cidal ve çekişme  ve neticesinde haraplık hep bu iki varlık ve iki görüşten doğar.

TARİKAT EHLİ GİZLİ DÜŞMANI BİLİR

Gizli düşman nefsi hayvaniyyedir ve nefis isteklerinde inatçıdır.Israrcıdır.Onun için ehli tarik, nefsin havatırını kuvvet ve ısrarından bilir.Havatırı şeytaniyye zayıftır ve kuvvet ve ısrarı yoktur.Nefsin ısrar ve kuvvetini mürşidi Kamilin terbiyesi keser.Hasan Hüda hazretlerimiz 90 lı yıllarda İskenderun'daki Mevlana dergahına geldiğinde kısa sohbeti içinde bahsetmişti.İnsan bedeninde nefsin yedi kötü huyunu temsil eden yılanlar mevcuttur.Mürşit bu yılanların kuyruğuna beline ve başına kılıç ile vurur ama kılıç yarım kesmiştir.Bu nedenle yılan hareket edip seni tesir altında bırakamaz.Eğer sen çalışmayıp,gayret ve hizmet içinde olmazsan bu yaralar zamanla iyileşir ve sana yapacağı zararı verir.Eğer sen gayret edersen,o yarım kesilmiş yerlerin yarası kapanmaz ve sana zarar veremez".
Mürşidi Kamile mülaki olduğun vakit sakın ha ona itiraz etme.her emrine teslim ol.O zatı şerif ilmi ledün de Hızır (a.s)'a benzer .Musa (a.s) bir peygamber iken bile cenabı Hızır'ın hükmü altında hareket etmiştir.Sen de öyle yap.Hızır'a mensub olan işe nifaksız sabr et, ta ki Hızır,git bu firaktır(ayrılıktır) demesin."HAZA FİRAGUN BEYNİ VE BEYNEKE"(Kehf 18/78 "İşte bu seninle benim aramızın ayrılmasıdır".
Eğer gemiyi delerse , sen söyleme.Eğer çi bir çocuğu öldürürse , sen saç yolma.Hakk mademki onun elini kendi eli tabir etti, nihayet (YEDUULLAHİ FEVGA EYDİHİM)(Fetih 48/10) Allah'ın eli onların ellerinin üstündedir.
Bu mertebeye kurbu feraiz denir.Bu mertebeye Peygamber (sav) efendimizin ümmetinden kamil olanlar varistirler.Binanaleyh mürşidi Kamilin eli yed-i Hak'dır.
Bu yolyui nadiren kendi başlarına kat edenlere pirlerin eli gaibden erişmiştir.Pirlerin ruhaniyeti terbiyeetmiştir.Ebul Hasan Harakani hazretlerigibi.Bunlara atasavvuf ıstılahında "Üveysi meşrep" tabir olunur.

KADINLAR İLE MÜŞAVERE EDİNİZ VE ONLARA MUHALEFET EDİNİZ" HADİSİ

Bu hadisi şerifi derin manası ile anlamak gerekir.Nefsinin peşinde koşmak kadınlıktır.Noksanlıktır.Meğer ki erkek olsa bile.Erkekler  nefislerinin temayüllerin peşinde onları gerçekleştirmek derdi içinde olurlarsa surette erkek olsalar da sirette kadın hükmüne girerler.Binanamleyh kadınla rile müşavere edip onlara muhalefet etmek , hakikatta sıfatı nefsaniyyeye muhalefet demek olur.Bu nedenle hadisi şerifteki kadından murad,nefsi hayvaniyyedir.
Hefsin hazlarına müsade şeriat dairesindedir.Çünkü bu hazlar (yemek,içmek,uyumak,nikah) vücudu unsurinin kesafetine  ve letafeti ruhaniyyeden mahrumiyete sebeb olur.Bu nedenle Hz.Mevlana arzu ile az dost ol; yani nefsin arzularını zaruret miktarından fazla verme buyururlarTariki Hak yolunda olanların,şeriatın mübahlarına dalmaları caiz değildir.
Bu dünyada hevayı kıran ancak mürşidi kamillerdir.Mürşidi kamilin gölgesi,terbiye ve himayesi kadar tesirli başka bir şey yoktur.Bu nedenle Hz.Peygamber:"Madem ki her bir kimse bir nevi taatla Hakk'a yakınlaşma isterler, sen akılin ve bende-i hassın sohbeti ile takarrub iste,ta ki onlardan hepsinden ileriye ayak basasın, diye vasiyet bulurmuştur.Bu hadisi şerifin metni şöyledir:"Ya Ali ! vaktaki insanlar yaratıcılarına çeşitli iyiliklerle (enva-ı birr) takarrub ederler.Sen Rabbine enva-ı akl ile takarrub et.dünyada insanlar indinde ve ahirette Allah Teala indinde derece ve yakınlıkta onları geçesin.
Hakk'a vasıl ve hakikatı zevkan ve halen müdrik olan bir akılın himayesine girmek gerekir ki görünmeyen şaytanlardan hiçbirisi seni yolundan çevirmesin.
Güneş dünyada cümle mevcudatı nasıl ısıtmakta ve ışıtmakta ise Hak teala, insanı kamil-i sureti müteayinesine nikab yapmıştır.İnsanı Kamil' i Hakk'dan ayrı görme.Efendimiz (sav) ve onların varislerinin lisanı şerifleri lisan-ı Hakk'dır, kelamı da kelam-ı Hakk'dır.doğruyu en iyi bilen de Hakk'dır.
Bu nedenle Hz.Pir Mevlana efendimiz divn-ı Kebir de buyurmuştur:
"Bu heykel'i adem nikabdır; biz bütün secdelerin kıblesiyiz"

RAHİPDEN NEŞET EDEN HARİKULADE ŞEYLER

Marufu Kerhi hazretlerinin çağında bir rahip yaşamıştı.Bu rahipden o kadar olağan dışı şeyler zuhur etmekte idi ki müslümanlar arasında bir dedi kodu yürüdü:"Bu rahibe zahir olan olağan üstü şeyler bizim evliyamızın ahvaline mümasildir.Halbu ki bu şahıs müslüm değildir.bundaki hikmet nedir?Ulema-i zahire bu insanlara müspet bir cevap verememişti.Sonra bu insanlar Hz.Maruf-u Kerhi'ye müracaat ederek durumu anlattıklarından hazret yerinden kalkıp bu rahibin bulunduğu yere geldi.Rahibe selam verip derhal müslüman olmasını teklif etmiş.Rahip olmam demiş.Hz.Maruf :"Niçin olmazsın?"buyurmuşlar..Rahip:"Zira bu kadar zamandır bağlı olduğum bir dini değiştirmeyi nefsim kerih görür" demiş.Hz.Maruf:"Sen bu havarıka(olağanüstü şeylere)ne ile nail oldun?" diye sormuş.Rahip:"Riyazat sebebiyle"demiş.Hz.Maruf:"Bu riyazatı nefsin kerih görmemiş mi idi?"diye sormuş.Rahip,"Evet kerih gördü, fakat ben onun kerahetine bakmayıp riyazatı ihtiyar ettim.!  demiş.Hz.Maruf cevaben:"Demek ki nefsinin kerih gördüğü şeyi icrada isabet var imiş; eğer mesleğinin eri isen nefsinin kerih gördüğü İ slamiyeti kabul etmen icab eder, demiş ve rahip  bir hayli düşündükten sonra İslamiyeti kabul etmiştir.

KAMİL MÜRŞİDLER PEYGAMBER TEMSİLCİLERİDİR

kur'an'ın ayetlerinin an bean yeryüzünde yaşandığı ifade edilmişti.Tüm ayetler yaşanmaktadır.Peygamberlerini inkar edip yalanlayanların,onlara eziyet edenlerin ahvalini ve akibetlerini Kur'an söyler.Bu günde Kamil mürşidleri tekzip edip.yalanlayanlar da aynı akibete düçardırlar."KUL SİYRU FİL ARDI FENZURU KEYFE KANE AKIBETÜL KAZİBİN"(Ey Peygamberim !Ümmetine deki,arzı geziniz,enbiyayı tekzip edenlerin akibetinin nasıl olduğunu görünüz ".Peygamberlerini yalanlayan şehir halklarından kalan kalıntılar ve o şehrin hafriyatında onların kemikleri ve kılları çıkar.

İNSAN ŞEYTANLARI

Görünen ve görünmeyen şeytanlar vardır.Hakk yoluna giren kimseleri daima bu yoldan çevirmek için çabalarlar.İnsan şeytanlarının da çeşitleri vardır.Bir kısmı ehli hakikatı inkar eden zahir ulemasıdır ki bunlar kendi kısa görüşleriyle tarikatı  ve evliyaullahın maarifini şeriata muhalif görürler.Ve bir kısmı da ehli tarikat kisvesine bürünen zındıklardır ki,bunlarda müminleri tarikat namına şeriattan uzaklaştırırlar.Ve bir kısmı da din ile alakaları olmayan ahmaklardır ki, bunlar şeriat ve tarikatın hurafe olduğunu iddia edip insanları hayvaniyet sahasına davet ederler.Ve görünmeyen şeytanlar ise "YÜVESVİSÜ Fİ SUDURİ'NNAS"(insanların sadırlarına vesvese sokar) olanlardır ki sıfatı nefsaniyyeyi tahrik eden İblis'dir.

KAMİL'İN VASIFLARI

Hz.Pir Mevlana efendimiz Pir'in vasıflarını bizlerin bilmesi için mesnev-i şerif'te açıklarlar.O zat vaktin yegane ferdidir.Kalbi hakikatı Muhammediye üzerine olup,ezelden görevlendirilmiştir.O, vaktin geçmesi ile,(ihtiyarlamakile) "pir" vasfını kazanmaz.
Hz.Mevlana efendimiz,kendi vaktinin pir'inin kendi olduğunu Divan-ı Kebir'de şöyle mutk etmiştir:
"Açtılar kenzi füyuzu olunuz hil'at -puş
Mustafa geldi yine , cümleniz iman ediniz"
Efendimiz sav, nasıl nübüvvetle görevli olarak dünya hayatına gelip insanların ona iman etmesi emredilmiş se sahibi zaman olan şahsın hüviyetinde sürekli dünyaya gelmektedir.Bu nedenle bu vakitte yaşayan insanların o sahibi zaman'ı bulması ve ona tabi olarak iman etmesi gereklidir.Çünkü noksan olan insanlar gece karanlığı gibidir.Pir, o karanlık gecede gökte parlayan ay'a benzer.İnsanlığı aydınlatır.
Hz.Pir Mevlana efendimiz kendisiyle alakalı şunları nutk eder:
"İlahi, benim aşkım ayanı sabite mertebesinden beri kemalinde idi.Ne arz vardı, ne de eflak var idi.Benim talebimi işitir idin.Ne bir güneş var idi.ne de bir ay.Ne bir baş ne de bir külah var idi ki, sen beni aşkın için seçilmişler içinden seçtin."
Seyrü süluk seferi Pir'siz afet , korku,tehlikeler ile doludur.İnsan,ilk defa gittiği bir yolu bir kaç defa gitmedikçe layıkıyla belliyemez.Hiç görmediği bir yolda nasıl şaşırmaz ki.

2 Şubat 2019 Cumartesi

KUTBUL AKTAB'IN HALİ

Kutbul Aktab saidi ve şakiyi bu dünyada bilir.;Kutbul aktab kendi seyrini tamam ettikten ve fenadan sonra , bakaya vasıl olduktan sonra ayanı sabiteyi müşahede eder ve ayanı sabite ona münkeşif olur.Binanaleyh olacak olan her şey ona münkeşif olur.Ancak kutbul Aktab Hakk'ın emini olduğu için bu keşifleri ifşa etmez.Cihan aslında bir zatı şeriften ibarettir.Bütün füyuzatı ilahiyye bu zatın kalbi şerifinden diğer insanlara dağılır.Ekmek parçalanmadıkça vücuda kuvvet vermez.Üzüm sıkılmadıkça şarap haline gelemez.Bu nedenle salikin aklı mürşidi kamil tarafından riyazet ve mücahede ile kırılmadıkça manevi kuvvet hasıl olmaz.ve salkım gibi olan vücudundan aşkı ilahi şarabı çıkmaz

İNSANLARDAKİ FİKİR FARKLILIKLARI

ARAP ALFABESİNDEKİ "YA" HARFİNDEN "ELİF " HARFİNE KADAR HARFLER ÇEŞİT ÇEŞİTTİR.KEZA BU HARFLERİN MAHREÇLERİ DE FARKLI FARKLIDIR.TÜM HARFLER "ELİF "harfinden türer.Düz bir çizgi olan elif harfi de aslında noktaların bitişmesinden olmuşur.harfler tek başına bir mana ifade etmezse de(hurufu mukatta'a hariç) bir diğer harfle birleşerek kelime meydana getirip bir mana ifade ederler.Bu manalar da değişir.Aslında tüm harflerin aynı noktadan türedikleri için aynı bir iken  muhtelif şekillerde manalar değişir alemi surette her mevcut nesne, cümlesi sıfat ve esmai ilahiyyenin mazharıdır.Bu esma ve sıfatların  tecellisindeki zıtlıklar nedeniyle alemi halkta ihtilaf daimidir.Ayeti kerime "Onlar ihtilafa düşmeye devam ederler"(Hud 11/118) buyrulur. Bu sebebden beşerin kimisi mümin, kimisi kafir, kimisi salih kimisi fasık olup muhtelif şanlarda zahir olurlar.
Mevlana Cami bir rubaisinde:"Hurufun aynları suretlerde muhteliftirdirler, fakat hepsi elif'in zatında mü'teliftirler.Taayyün cihetinden hepsi birbirinin gayridirler; ve hakikat cihetinden hepsi elif'in aynıdır"
Hz.Pir Mevlana efendimiz "Vaktaki renksizlik rengin esiri oldu bir Musa ile bir Musa centde oldu","Vakta ki bi-renkliliğe erişesin ki , onu tuttun idi, Musa ve Firavun sulh tutarlar.

1 Şubat 2019 Cuma

FİKİRLER

Fikirler iki kısımdır.Birisi Hakk'a ulaştıran fikirler, diğeri ise Hakk'dan uzaklaştıran fikirlerdir.Hangi fikrin faydalı, hangisinin zararlı olduğunu ayırdetmek önemlidir.Bu nedenle bir mürşid önünde terbiye ve terakki etmek gerekir ki zararlı fikirlerden kurtulalım.