7 Ocak 2016 Perşembe

TAC MARİFET TACIDIR

Tac marifet tacıdır,sanma gayri tac ola.
Taklit ile tok olan,hakikatta aç ola.
     Düş'e düşüp aldanma,Kendin hayrete salma
     Hakk'dan gayri ne vardır,Ta'bire muhtaç ola.
Sana alem görünen,Hakikatta Allah'tır.
Allah birdir vallahi,sanma ki bir kaç ola.
     Bir ağaçtır bu alem,Meyvesi olmuş Adem
     Maksud olan meyvedir,sanma ki ağaç ola.
Bu adem meyvesinin,çekirdeği özündür.
Sonsuz bu Adem-Alem,bir anda tarac ola.
     Bu sözlerin Meali,Kişi kendin bilmektir.
     Kendi kendin bilene,Hakikat mirac ola
Hak denilen özündür,özündeki sözündür
GAYBİ özün bilene,Rububiyyet Tac ola.


(Sunullah Gaybi-Türbesi Kütahyadadır.
Mehmet Dumlu hazretleri öncülüğünde onarılmıştır)


ALTININ DEĞERİ NEDENDİR?

Altın da diğer madenler gibi topraktan elde edilir.Ancak,diğer tüm madenler topraktan çıkartılıp,zahmetlerle  işlenip bir başka hale çevrilmesinden amaç ,altın'a(paraya)kavuşmak içindir.Altın toprakta az olduğu için ve rengi hissi nazarı teshir ettiği için tüm insanlarca makbul kabul edilir.Hakk'ın arifleri kimyager olmuşlar ,onlar toprağı, iksir olan vücudu şerifleriyle altına dönüştürdüklerinden ,altın menbaı onların nazarında hakir olmuştur

.Hz.Mevlana Efendimiz bu babda şöyle buyurmuştur:MADEMKİ BENİM AVUCUMDA TOPRAK,ALTIN VE GÜMÜŞ OLUYOR;FİTNECİ OLAN ALTIN VE GÜMÜŞ PARA NASIL BENİM YOLUMU VURUR".

SAKALINA SÖZÜ GEÇMEYENLERİN İNSANLARA TAHAKKÜMÜ

İnsan sakalının beyazlanmasına dahi mani olamazken,Yeryüzünde sahip olduğu insanları yönetmek mülkünün geçici ihtişamına aldanıp,insanları tahakküm etmek için bu yetkiye bağlı tüm güçleri seferber ederek insanlara zulmetmesi ve mağdur etmesi.Bloğun önceki yazılarında geçmişti:"Mazlum velev kafir olsa bile onun duası (münacaaatı)derhal Allah'a ulaşır".CİHAN PADİŞAHLARI,BENLİK VE ENANİYETTEN DOLAYI KULLUK ŞARABININ LEZZETİNDEN MAHRUMDURLAR.EĞER O KOKUYU DUYSALARDA EDHEM OĞLU İBRAHİM GİBİ CİHAN MÜLKÜNÜ BİRBİRİNE VURUP HARAP EDEREK TERK EDERLERDİ.

Mevlana Vakfı  İSKENDERUN

Av.Şemsettin KESER

SECDE MÜLKÜ

Alak 96/19 "Secde et ve yaklaş"ayetiyle secde ile ulaşılan mülk,Hakk'a kurbiyyet(yakınlık)tır.Rahatsızlığı nedeniyle namazlarını ima ile eda eden bir zat esef etmiş ve kendisine hizmet eden ihvana buyurmuştur ki:"Nolaydı,sıhhatim elvere idi de şu alnımı secdeye koymanın zevkini yaşasaydım".

KIYAMETTE YER YÜZÜNÜN DURUMU NEDİR?

iBRAHİM SURESİ 14/48 AYETİ:"O gün arz,arzın gayrine tebdil olunur"ayetinde beyan buyrulduğu üzere,dünyanın sathı düz ve parlak gümüşlü bir hale getirileceğini ve dünya malının kıymeti olmadığını anlatmak için Allah Teala'nın o gümüşü ehli mahşere çiğnettireceğini ehli irfan tefsiren belirtirler.Bu ayet bir işarettir ki İnsan-i Kamiller'de sıfatı hayvaniye sahipleri üzerinde tasarruf ederek onları hayvaniyetten kurtarıp Altın haline tebdil edeceklerdir.

AHİRET MÜLKÜ TUZAKMI DIR?


Dünya mülkü zayıf ruhların tuzağıdır.Ahiret mülkü ise büyük bir tuzak olup büyük kuşları avlar."Dünya ,ahiret ehline haram, ve ahiret dahi dünya ehline haramdır.ve her ikiside ehlullaha haramdır."Elullah başlangıçta,ahiret yemi tanesi ümidiyle avlanırlarsa da sonra bu kayıttan kurtulup Hakk'a vasıl olurlar da ahiret tuzağından kurtulurlar.

GÖZLE GELEN GÜNAHLAR

Bu tür günahlar bir ok gibi gelip kalbe saplanır ve sabrı yok eder."Nazar,şeytanın oklarından zehirli bir oktur"hadisi şerifi mevcut olup,gözü,korumak iktiza eder.

DAL ÜZERİNDE BULUNAN KUŞ ÖZGÜRMÜDÜR?



Kuşun gönlünde,tuzaktaki tanenin aşkı mevcutsa o kuş özgür değildir.Çünkü,taneye (yemeğe)oln aşkı nedeniyle o mutlaka tuzağa düşecektir.Bu nedenle Evliyaullah gölgesinde olmak bir anlamda hıfzı himayedir.Boğazımızın kesilmesi korkusundan(ebedi hayatı kaybetme korkusundan)eminliktir.Zahiren Evliyanın esiri gözüksekte hakikatta yok olmaktan hayat bulmuş oluruz.Ne güzel esirlik,ne güzel bendelik.Merhametli ve müşfik bir Efendi'nin(Peygamberin)bendeliği,köleliği.

HİÇ KARANLIK GÖRMEYEN ŞEYH-ŞEYH ABDULLAH MAĞRİBİ hazretleri

Şeyh Abdullah Mağribi hazretleri "Ben altmış yıldır hiç gece görmedim.Ne güneş kayboldu,ne ay kayboldu."Bu mübarek,kendisine tabi olanlarla karanlık içinde yürürken dahi gündüz gidici gibi kendisini takip eden insanları yol üzerinde mevcut çukurlardan ,dikenlerden ikaz ederdi.Bu zatın hali şuna örnektir:Şeyhle birlikte gidenler,Şeyhin nuruyla kendi cisimlerindeki hayvani sıfatları müşahede ederler.Tahrim suresi 66/8 ayetinde bahsedilen Nur,Allah'ın evliyasının nurudur."Allah Teala nebiyi ve onunla beraber iman edenleri yevki kıyamette rüsvay etmez.Onların nuru,onların önlerinde ve sağ yanlarında koşar.Derler ki:Ey bizim Rabbimiz,bizim nurumuzu itmam et ve bizi mağfiret et;muhakkak Sen her şeye kadirsin"AHİRETTE KUVVETLİ OLACAK OLAN BU NURU,BU DÜNYADA NİÇİN TECRÜBE ETMİYORUZ.Zevken yaşamıyoruz?

RABBANİ(RUHANİ)GÖZ İSTEMEK

Hisse mensup olan gözümüz,güneşten etkilenir ve güneşe bakamaz,derhal kamaşır.Rabbimizin nuruyla münevver olan kalb ve ruh gözü,nari olan bu ışıktan asla kamaşmazmış.İşte böyle bir göz istemek gerekir.

DEVLET NEDİR?

Allah Teala'nın yer yüzündeki Kaim-makamı(Kaymakam)dır.Bu görev verilenler,bunu unutup,nefislerinin kaim-makamı olurlarsa,Hak ve yetki sahibi bu görevdekileri derhal azleder ve görevi kötüye kullanma yahut ihmal suçundan yargılar.Kanun,bu suçları "yüz kızartıcı"suçlar olarak kataloğlamıştır.Bu suçlardan mahkum olanlar bir daha asla göreve getirilmez ve iade-i itibarları olmaz.

Mevlana Vakfı  İSKENDERUN

Av.Şemsettin KESER

"BİZ"KİMİZ YA RABBİ

Sana iman,sana muhabbet,sana ibadet görevi ile gönderilmiş biz zavallar,senin yardımın ve lütfun olmazsa bu karanlık içinde seni nasıl bulsunlar Ya Rab.Onlar,senin giydirmiş olduğun sıfatlardan varlık ve güç sahibi olma hatasına düştüler.Bir dilim ekmek için birbirlerini dişlemekteler.Semadan bu yağmuru indirmezsen yapalilecekleri bir şey yok ki.Acziyetlerini o zaman anlayacaklar.Ama,onların edepsizlikleri nedeniyle yer üzerinde bulunan bitkiler ve hayvanlarda susuzluktan cezalanmayacak mı?Onların ne suçları var.Günahkarlar ile birlikte olmak mı?Edepsiz günahkar kullarının kusurlarına bakma Ya Rab.Bilmiyorlar.Bana yaptırdığın tespihini onlar adına lütfen kabul buyur!

Hazret-i Süleyman'a gönderilen hediyeler


Saba melikesi Belkıs,adamları ile birlikte Hz.Süleyman'ın davet mektubu akabinde 40 deve yükü altını hediye olarak Hz.Süleyman'a sunmak üzere Kudus-ü Şerif'e getirirken Kudus'e 40 fersah mesafede iken,yürüdükleri yolların altın parkelerle döşeli olduğunu gördükleri vakit getirdiği yüklerin değersizliğini anladılar.Bir anlamda ,toprağı hediye olarak sunmak oluyordu.Hediye olarak götürülen altın yükünden murat,"İNSANDAKİ AKILDIR".Hakk'ın huzurunda akıl,orada,yolun toprağından daha aşağıdır.Çünkü Hakk Teala,aklın Küllü'dür.Cenab-ı Hakk,bizden hediye istemiyor.Bizden,hediyeye Layık olmamızı (iman)diliyor.İman neticesi ihsan buyurulacak hediyeye layık olun deniyor.

CEMADİYYET(TOPRAK OLMA)MERTEBESİ


Yaratılış mertebesinde insanların "cansızlar alemi"diye konuşması,hareketi,büyümesi v.s olmaması nedeniyle vasıflandırdığı toprak alemine cemadat ismi verilir.Halbuki Tüm alemler gibi bu alemde canlıdır.Sair yaratılmış derecatta olanlardan daha fazla Hakk'ı tanıdığını İbni arabi hazretleri ifade buyurur.Şehveti ve tasarrufu'nun olmaması nedeniyle cansız denmişsede toprağın tasarruf edicisi Allah Teala'dır.İnsanda,toprak sıfatından yüksek bir sıfat yoktur.Çünkü insan bu dereceden doğup yükselmeye(bitkiler,hayvanlar,iddiayı uluhiyyet iddia eden insanlık mertebesine yükselir.

GÜNLERİNİZİN PEYGAMBERİ

"Günlerinin Peygamberinden münkatı olma"lafzı Hz.Pir Mevlana Efendimize aittir.Mesnevii şerif,sanki Hz.Pirin karşısında bulunan Çelebi Efendimizi temsil eden salike hitap gibi imişçesine,kıyamete denk gelecek insanlara hitaben söylenmiş lafızlardır.Bu beyitteki peygamber,o zamanın ve asrın Şeyh-i Kamil'i olup o zattan ayrı durulmamasını,kişinin kendi fennine ve adımına itimat etmeyerek Nuh'un gemisi mesabesinde bulunun o Kamil insana tabi olmak gerektiğini vurgular.Sakın şeyhin kanatlarının gayrı ile uçma taki şeyhin askerlerinin yardımını göresin.

6 Ocak 2016 Çarşamba

HİÇ

Gönül aşka varır ise
Tamu içre yanar mı hiç
Hakka vasıl olanlara
Uçmaga gir denir mi hiç

Ben sandım o imiş
Gönüllere yar imiş
Meğer ise gül imiş
Ona diken denir mi hiç

Cami şey neye iz
Hepimiz bir ademiz
Ayrı değil biriz biz
Çık git denir mi hiç

Yar deyip figan etme
Böylelikle ayrı düşme
Irak sanıp gidiverme
Uzaklarda olur mu hiç

Bana benden bile yakın
Müjdesi bu bize Hakkın
Mala mülke bakma sakın
Sana ait olur mu hiç
06.01.2016

ŞEYTANIN VESVESELERİ-Abdestle ilgili olanları

"CAHİLİN SOFUSU ŞEYTANIN MASKARASIDIR"lafı meşhur olup İrşad'daki büyükler bunu sık tekrar ederler.Bazı vesvese örnekleri:
1-Abdest almakla ilgili Vesveseler
Uzuvların ıslanıp ıslanmadığı hususunda vesveseler."Yıkamadığım yer kaldımı?kalmadımı?azalarını iki defamı üç defamı yıkadım?düşüncesi.Bu şekilde azalar bir daha yıkanır,su kullanımı artar.Zaman ve su israfına sebeb olur.Efendimiz buyurmuştur:"Abdest (alırken vesvese vermek )için 'Velehan'denilen bir şeytan vardır.Suyun vesvesesinden sakının"
2-Abdest bozmakla ilgili vesveseler:Abdesti bozan şeyler küçük,büyük necaset,yellenme,deriden çıkan kan ve iltihap.Bazı zaman kişinin makadında meydana gelen bir hareketlilik abdest bozuldu zannıyla namazı bıraktırır.Bu nedenle Efendimiz bir hadisinde:"Ses ve koku olmadıkça abdest almaya gerek yoktur"buyurmuştur.
3-Gusul abdestindeki vesveseler .vücutta kuru yerin kalmaması yeterlidir.Efendimizin gusül tarzı:önce ellerini sonra vücuttaki necasetleri yıkar,sonra namaz abdesti gibi abdest alır,saçlarının dibini parmakları ile hilallersonra başına su döker.sonra sağ omuzuna,sonra sol omuzuna üçer defa su döküp tüm vücudunda kuru yer bırakmızdı.
4-Temizlikle alakalı vesveseler(günlük ev işlerinde,sürekli yer silmek,kirlendiği  düşüncesiyle  her eşyayı tutma sonrasi ellerini yıkamak v.s)

KALBİ HAVATIRDAN KORUMANIN YOLLARI

Mevlana Efendimizin Mesnevisinde ifade buyrulan Zatüssüver kalesine giden yollardan zahiri olan beş yol,cesedimizdeki duyu organlarıdır.Bu organlarla kalp arasında tabiri caizse bir kanal bulunduğundan bu kanalların dışa açılan kısmının pisliğe kapatılması gereklidir.Havatır çoğunlukla göz ve kulakla kalbe ulaşır.Bu nedenle kişi sükut sahibi olacak ve daima gözü ayaklarının ucunda gezecektir.Bir anlamda insanlardan uzak olmak denen bu anlayış çok etkili bir tedbirdir.Ne zamana kadar derseniz,koruk olan üzüm tatlılanana kadar denilebilir.

ŞEYTANIN Hz.ADEM (A.S)'ın vücuduna girmesi

Şeytan,Adem aleyhisselamın yaratılışında çevresinde dolaşırken ağzını açık görüp girdi.Adem aleyhisselamın yaratılışını anlamaya çalıştı.Kalbe kadar ulaştı,ancak gönlüne girmeye yol bulamadı.Çünkü,Adem aleyhisselamın gönlüne girmek için Şeytan'a yol yoktur.Vesvese mahalli göğüstür kalp değildir.Bin endişeyle geri döndü.Adem aleyhisselamın kalbine giremediği için herkes tarafından böylece reddedildi.Tarikat büyükleri buyurmuştur ki;kimi bir gönül reddetse bütün gönüllerde red edilmiş olur.Kim bir gönül kabul etse bütün gönüller de onu kabul eder...ANCAK HALKIN ÇOĞU GÖNLÜ NEFİSTEN AYIRAMAZ.Mücadele suresi ayet:10"Gizli konuşmalar şeytandandır.Bu,iman edenleri üzmek içindir.Oysa Şeytan,Allah'ın izni olmadıkça,müminlere hiçbir zarar veremez.Müminler Allah'a dayanıp güvensinler"şeklindedir.

NEFSİN VESVESELERİ(Şeriat-Tarikat-Velayet-Marifet makamlarında)

Şeriat Makamında:Nefis,kalbimizi zikirden uzak tutmak ve ibadetlerin faziletini gidermek için"şu iş olması,şu iş şöyle olsa"gibi vesveselerle kalbi daima meşgul eder.Makamlara göre değişik silahları mevcut olup bir anda aniden o silahı kullanır.
Tarikat makamında:uyuma,fazladan namaz kılma ve izinsiz zikir yapmagibi emirler verir.
Velayet makamında:yersiz davaların peşinde koşturarak aklını karıştırır
Marifet makamında:Rububiyyet konularına kafa yordurur.

HAVATIRLAR

Kalbe gelen fikir ve düşüncelerdir.Dışsal olanları,harici olaylardan doğar içsel olanları ise nefsin vesvesesi ile veyahutta Ruhani olan duygulardan kaynaklanır.Kalbe hicap olan bu havatırları altı gurupta mütala ederler:Bunlar;
1-)HAVACİS:Nefis tarafından zuhur eder.."Nefsin vesvesesi" de denir.Bu tabir:bir insanın,kendi kendine söylediği ve gönlünden geçirdiği gizli duygular,kararlar,vehimler,hatıralar ve bunlar gibi bütün batıni şuur durumlarını içine alır.Nefsin şeriata göre en büyük silahı"Vesvese vermek"tir.Bunlar o kadar gizli ve sessizdir ki ,bazılarını melekler dahi bilmez sadece ALLAH TEALA bilir.Nefisten gelen vesvese ,şeytanın vesvesesinden daha gizli olduğu için daha kuvvetlidir.Bunun için Efendimiz SAV:"Senin en büyük düşmanın nefsindir"diyerek işaret buyurmuştur.
2-VESAVİS:Şeytan tarafından göğüs yolu ile kalbe atılmaya çalışılır.
3-)İLHAMAT :(Melek tarafından kalbe iner.)Bunun doğruluğu şer'i ilme muvafık olması ile bilinir.
4-)VARİDAT:(Allah Teala tarafından Kalbe girer)
5-)SUVER-İ KAİNAT(Havas tarafından kalbe girer)
6-)MA'KULAT(Akıl tarafından kalbe hatırlanır)
Şeytan tarafından gelen havatır,çoğunlukla kişiyi "günah işlemeye sevk eder.Nefis cihetinden gelen havatır ise ,kişiyi heva ve hevesine tabi olmaya,kendini büyük görmeye veya nefsin özelliği olan diğer vasıflara çağırır
MUTASAVVIFLAR,YEDİĞİ HARAM OLAN BİR KİMSENİN İLHAM İLE VESVESE ARASINDAKİ FARKI GÖREMEYECEĞİ KONUSUNDA GÖRÜŞ BİRLİĞİNDEDİR.

KADINDA DOĞUMUN KOLAYLAŞTIRILMASI

İmam Gazali Hazretleri El -münkızü mined-Dalal isimli kitabında şöyle buyurur.Kadının doğum sancısı tuttuğu zaman ,bu eziyetten kurtulmak için mazannadan olan her bir zattan yazılmış bir nüsha kağıdı isterler .aşağıda belirtilen şekiller hiç yıkanmamış bir bez parçası üzerine yazılır ve hamile gözüyle onlara bakar ve iki ayaklarının altına vaz  olunur,çocuk filhal huruca acele eder.Bu havassı acibedendir.

ARAPÇA                        ARAPÇA
DEL-TI-BE                    4-9-2
CİM-HE-ZI                     3-5-7
HI-ELİF-VAV               8-1-6

ANKARAVİ HAZRETLERİ DAHİ BUYURUR Kİ :"EĞER BİR KADININ DOĞURMASI GÜÇ OLURSA ,BU AYETLERİ BİR KAĞIDA YAZIP ,SUYA BIRAKMALI;O KADIN O SUDAN YÜZÜNE VE GÖZÜNE SÜRÜP,BİRAZ DA İÇMELİ;ÇOK GEÇMEYİP Bİ İZNİLLAH KURTULUR"Ayetler:Kasas 28/7:Musanın anasına:Onu emzir,kendisine zarar geleceğinden endişelendiğinde onu denize bırakıver.Hiç korkup kaygılanma;çünkü biz onu sana geri vereceğiz ve onu peygamberlerden biri yapacağız!diye bildirdik
,İnşikak 84/1-5,"Gök yarıldığı,Rabbine kulak verip boyun eğecek hale getirildiği zaman,yer dümdüz edildiği,içinde bulunanları atıp boşaldığı ve Rabbini dinleyip,ona itaata mecbur kılındığı vakit"
Tarık 86/7."Sırt ile göğüs kafesi arasından çıkar".

ERENLERDEN SIR SORANA

Erenlerden sır sorana,dokuz türlü nişan gerek
Evvel kapı ŞERİATTIR,güneş gibi ayan gerek
   Ayet ile Hadis ile anlayana verdim cevap
   Andan öte içeriye LEVVAME'ye seyran gerek
Şeriattan,tarikattan içerisi sır iledir.
Akil ana arif dürür,MÜLHİME'ye vicdan gerek
   Dördüncüsü MUTMAİNNE,Mansur bilir bilir bu menzili
   Pir yüzüne ulaşmağa ikrar eder bir can gerek
İhtiyarım elde değil,lazım geldi söylemesi
Beşincisi Keramettir,ayan değil nihan gerek
   Yol erinin tevhidini,arif gerek anlamağa
   Altıncısı MERDIYYEDİR ,burda bürhan Kur'an gerek
Yedincisi SAFİYYE 'dir ,halka ayan etmek olmaz
Andan geçip ulaşmağa ,can hazrete kurban gerek
   Sekizinci budur makam,AYNEL YAKİN,HAKKAL YAKİN
   Kim aşıksa bu meydan da ,gayrullahtan uryan gerek
 Dokuz sıfattan içeru ,bir sır diyem anlar isen
İnsan adın bundan koyup,mahvu garkta nihan gerek
   VEHHAB ÜMMİ 'nin tevhidi hatırına güç gelmesin
    Bu manayı fethetmeye safi nurdan insan gerek.
(Vahab Ümmi)

HEP ARADIM


Adım adım bu dünyayı,gezdim arz ile semayı
Şah Aliyyel Mürtezayı hep aradım hep aradım
     Bütün ömrüm oldu heba,gitti boşa cümle çaba
     Nerde kaldı Ali aba,hep aradım hep aradım
Geçmez oldu hiçbir sözüm,Hasanül Mücteba özüm
Hüseyin'im iki gözüm,hep aradım hep aradım
     Nerde Ruhul Kudüs İsa,Tur dağına çıkan Musa
     Fatümatül Hayrun Nisa hep aradım hep aradım
Yakınlaştı bize sefer,neme gerek lal'ü gevher
Nerde Hamza nerde Cafer hep aradım hep aradım
     Bulsam Habibim Lokman'ı ,sorsam derdime dermanı
     Resulullahın Selman'ı,hep aradım hep aradım
İşgale uğramış minber,Hani Bilal hani Kanber
Küsmüş hazret-i Peygamber,hep aradım hep aradım
     Hacı Bektaş-ı Veliyi,Şemseddin-i Tebriziyi
     Pirim Kamil Çelebi'yi hep aradım hep aradım
Ne Yemen'de ne de Çin'de,Ne imanda ne de dinde
Ey Çelebi aradığın hep kendin de hep kendinde

YILDIZLARIN TESİRİ-EVLİYANIN TESİRİ

Güneş sistemimizdeki seyyareler(yıldızlar),dünyada bulunan madenler üzerinde tesiri olduğu,o madenlerin menbaasının bu yıldızların tesiri ile oluştuğu eski eserlerde ilmi nücum bilgisi olarak zikredilir.Örneğin
MÜŞTERİ yıldızı,dünyadaki Kalay.elmas,tutiya,kükürt,zernih-i ahmer ve beyaz ve sarı renkteki taşların;
MERİH yıldızı ,Demir-bakır-mıktanıs ve zencefr';
UTARİD yıldızının cıva-kehrüba-firuze-kireç-alçı v.s madenlerinin oluşumunda etkili olduğu ifade edilir.
Hakkın Yıldızları olan insan-ı Kamiller,Hakkın sıfatlarını hamil ve bu sıfatların hükmü altında sabit olduklarından ,hakikatta güneşin ve seyyarelerin yaratılmasına sebeb insan-ı Kamil'in batını olan Efendimizdir."SEN OLMASAYDIN EFLAKI YARATMAZDIM".Yıldızları terbiye eden İnsan-ı Kamil(Evliya)Anne karnındaki iken yıldızların terbiye ettiği ceninin doğması akabinde oluşan insanı elbetteki terbiye etmeye muktedirdir.
EVLİYAYA EĞRİ BAKMA,GÜN VE MEKAN ELİNDEDİR
MÜLKE HÜKMÜ VEREN ODUR İKİ CİHAN ELİNDEDİR
(Kaygusuz Abdal)

BİR İLE İKİ RAKAMI ARASINDA KAÇ RAKAM VAR?

Bize göre bir rakam var.Ancak,elektrik ve elektronikçelere göre sayısız rakam varmış.SÖZ ile GÖZ arasında bize göre bir harf farkı olsada GÖZÜN GÖRDÜĞÜNÜ(Hakikat bilgisini),Kelam(söz)nasıl anlatmada etkili olabilir ki.IŞIK (Nur)'un algılayıcısı göz'dür.Kelam nasıl yeterli olur ki.Bu nedenle Evliya sözlerini ezberleyip bunları dünya metaı'na tahvil için kullananlardan Hazreti Mevlana Efendimiz çok şikayet etmiştir.

İBNİ SİNA

Meşhur Tıp ve felsefe bilginidir.ortaçağ tıbbının babası sayılıp eserleri 7 yüzyıl temel kitap kabul edilmiştir.980 yılında Özbekistan'da doğmuş 1037 yılında İran/Hemadan'da vefat etmiştir.Bu şahıs sufi literatüründe Aklın ve zeka'nın zirvesi kabul edilir.Ancak,akıl ve zeka ile Hakk'ı bulma uğraşısı sufilerce zemmedilir.Necmeddin-i Kübra hazretlerinin halifesi Mecdüddin-i Bağdadi'nin bir rüyası nakledelir:Rüyasında Peygamber Efendimizi görmüş ve sormuş:"-Ya Resulullah,İbn Sina hakkında ne buyurursunuz?demiş.Server-i Alem Efendimiz:"-O bir adamdır ki ,benim vasıtam olmaksızın ,Allah'a vasıl olmak istedi,iki elimle şöyle bir ittim,nara sukut etti"buyurmuşlardır.Bundan,İbni Sina'nın Peygambere değil de akıl ve zekasına tabi olan bir kişi olduğu anlaşılır.

KALP GÖZÜNÜN AÇILMASI

Evliya huzurunda bulunup onun sözlerinden dolayı kalbimizde duyduğumuz hararetlenme ve tesir,kalp gözümüzü açar.Çünkü,anlatılan esrar ve hakikatları bu şekilde görmek mümkündür.İnsanı kamilin anlatımlarından önce kalpte bir kararsızlık hasıl olur ama o hararetin devamından kalpte genişlik başlar.Ancak,niçin hemen gaybı müşahede halimiz başlamaz.İnsan-ı Kamilin o düğmeyi çevirmemesinin nedeni Manevi Tehlikenin varlığıdır.Çünkü,Hayvani sıfatlar yok olmadan bu düğme açılacak olursa "Mürşitlik"iddiası ile kişi sahne alır ve bu yolun saf yolcuları üzerinde eşkiyalık yapar.Hem kendi mahvolur,hemde ona uyan saf insanlar zarar bulur.Vakit girmeden öten horoz,insanları şaşırttığı için başını keserler.

SİYASİLERİN HALK İÇERİSİNE KARIŞMASI

Bugünün siyasetçilerinin Halk içine karışması Riya ve Süm'a dır.(İstisnaları mevcut).Hatta Cenaze taziyeleri bile gösteriştir."Gelmediler"denmesin diye.Ve maalesef kendi içlerinden gelmeyen bu hareketi bir sosyal faaliyet addederlerde manevi huzurlarını ifa edemezler.Siyaside samimiyet su ve yağ gibi birbirlerinden kesin çizgilerle ayrılır.Acaba Halk onların bu davranışlarına inanmışmıdır?İnanmazlar ancak inanmış görünürler.İÇERİSİNDE HAKK'IN MEMNUN EDİLMESİ DUYGUSU OLMAYAN BÜTÜN İŞLERDE HER İKİ TARAFTA ROL YAPAN İKİ CAN DÜŞMANIDIR.FIRSAT BULUNDUĞU AN BİRBİRLERİNİN CANINA KASTEDİLİR.Halbuki Halk arasına karışmış,kendini Halk ile müsavi tutmuş bir siyasinin Halk nazarında emirlik ve tahakküm vehmi az olup,hadim(hizmet edici)olma duygusunu çoğaltır ve nasihatları makbul olur.

MUHABBET AMELMİDİR?YAHUT MUHABBET İBADETMİDİR?

Muhabbet için ibadetlerin lübbüdür(özüdür)denilebilir.Çünkü,tüm bu ibadetlerden bir maksat vardır ki o da Allah ve Resulullah sevgisine sahip olmaktır.Bu sevgiyi oluşturmayan  ibadet Hz.Yunus Emre'nin deyimi ile "bir kuru emektir".

"Ashabım yıldızlar gibidir .Hangisine iktida ederseniz,hidayet bulursunuz"hadisindeki yıldızlar Evliyaullah hazeratıdır.Yıldız,insanla bir kelam etmez.Mücerret olarak o yıldıza bakmakla yol(istikamet)tayini mümkün ise,EVLİYAYA BAKMAKLA ONLARIN BİZİM ÜZERİMİZE TASARRUFU Bİ-KELAM(KELAMSIZ) OLARAK MAKSAD HUSULE GELİP MENZİLİ VASLA ERİŞTİRİRLER.

5 Ocak 2016 Salı

ATA BİNMEK YAHUT ATI TUTMAK yahut ATIN TEKMESİNİ YEMEK

"AT"tan murad,kelamı evliya ve enbiyadır.Atın boynundan murat,onalrın sözlerinin esası,özü,batınıdır.Atın ayağından murat o sözlerin zahiridir.Enbiya ve evliyanın sözlerinin özünü,batınını tutarsan istifade edersin.Onların sözlerinin zahirini alıp kendi kıyasınıda karıştırıp itiraza kalkarsan manevi tekmesini yersin.At'a yularsız binen az olur.Bu nedenle evliyanın marifete ait bahislerine aklı selim ve dinin gösterdiği esaslarla yaklaş.Aklının anlamadığı hususlar olursa itiraz etme ve dinin kibarlarına hürmet et.Mevlana Efendimizin Mesnevi-i Şerif isimli eserindeki bazı hikayeler ve anlatımlar nedeniye,zahirde kalanlar itiraz ve tan edip manevi tekmeyi yerler ve nasiplerini kendileri kapatırlar.

İNSANI KAMİLİN NURU

Ensiya'nın  ve enbiya'dan sonra vasılı kamilin kutsi ruhu,güneş gibi cisim evlerindeki hayvani ruh üzerinde misafir olup bu cisim evleri o güneşten yararlanırlar.CAn güneşi dediğimiz bu güneş bu alemden öteki aleme gurup ettiği vakit onun hayvani ruhlar üzerine münakis olan nuru zail olur ve ancak ŞERİAT ULEMASININ YILDIZLAR GİBİ OLAN RUHLARININ NURU KALIR.

RUHU HAYVANİNİN GEBE KALMASI VE DOĞURMASI




İnsanın taşıdığı hayvani ruh,ruhi insani istidadına gebedir.Mürşid ,veteriner hekim gibi aşılama yapar.Bu atılan tohum ruhi hayvaniyi döller ve günü gelince zenci cariye mesabesinde olan ruhi hayvani'den ruhi insani doğar ve vücud evi aydınlanır.

VASILIN RUHU-MAHCUBUN RUHU

Hicab perde demektir.Yani Hakk'a vasıl olmaya mani olan şeylerdir.Bu hicabların iki kısım olduğunu büyükler söylemiştir.Hicabi Zulmani denilen birinci perde NEFSİN SIFATLARI'dır.ikinci tür perde ise Hicab-ı  nurani denilen ruhun sıfatlarıdır.Dünya hayatında bu iki sıfatın lezzetleri insana perde olduğundan dünya hayatında bu iki perde yırtılıp Hakkın sıfatları altında mahvolmadıkça noksanlık devam eder.Başlangıçta insana,nefsin benlikleri musallat olur.Sonra ruhun benlikleri musallat olur.Mürşid-i Kamil terbiyesi ile ıztırari ölümden sonra ruhlarının bekası içinde bu iki hicaptan pak ve ari olur.Gerçi hicabı ruhta bulunanlar(abitler,zahitler)dahi ehli cennetten iseler de onların makamı,kamillerin makamı olan cennet-i has değildir.Aziz Nesefi hazretleri Mebde ve Mead isimli eserinde şöyle buyururlar:"HER KİM CENNET-İ HAS İÇİNDE BULUNURSA ,RAHAT-I MUTLAKA İÇİNDEDİR.BU CENNETİN BAKİSİ,DERECATI CENNETİN DİĞER MERTEBELERİDİR.BU DERECATTA OLANLAR LEZZET VE RAHATI MUTLAK İÇİNDE OLMAZLAR;VE ELEM VE RENC-İ MUTLAK İÇİNDE DE OLMAZLAR.CEHENNEMDEN GEÇMİŞLERDİR,BU BAKIMDAN RAHAT VE LEZZET İÇİNDEDİRLER;LAKİN HAKKA KURBİYYETTEN MAHRUMDURLAR.BU NEDENLE AYRILIK ATEŞİ İÇİNDEDİRLER"

HAKKIN SIFATINA KARIŞANLAR-İRADESİYLE ÖLENLER

Ay ve yıldızların ışığı,gündüzde mevcuttur.Ancak görünmezler.Çünkü Güneş görününce ay ve yıldızın ışığı görünmez olur.Hakkın sıfatlarına iradi ölümle karışanlarda hakikatta mevcutturlar.Ölmemişlerdir.Ancak Hakk (Güneş)ortada olduğu için gaip olmuşlardır.Bunun Kur'an daki delili Yasin 36/32 ayeti:Muhakkak bütün halk cem edilip,bizim indimizde izhar olunmuşlardır"."İHZAR"olunmak mevcut olanlara ilişkin bir tabirdir.Ruhlar fani olmayıp, bakidirler.

ZİKİR SUYUNA DALIP ARI SOKMASINDAN KURTULMAK

Hz.Pir Mevlana efendimizin tarifidir.arıların kendisine musallt olduğu çplak adam ne yapar.Kendini suya atar ve su içinde nefesini tutar.Eğer sudan başını çıkartırsa dolanmakta olan arılar hemen iğnelerini sokarlar."Su"dan murat Hakk'ın zikridir."Arı"dan murad ise falanın,filanın yadı,hatırlanmasıdır.Kalb,Hakk'ın zikriyle meşgul olduğu zaman masiva hatıraları kişiye musallat olup zikreden kişinin kalbinin etrafında dolaşırlar.Bunun için nefesi tutup sabr etmek gerekir.Nefesi tutmaktan maksat "sükut"tur.Dili kullanmamaktır.Suyun içinde nefeste tutulursa "Ben zikredenin celisiyim"hadisi şerifi gereğince nefsi sıfatlarımız,Hakk'ın sıfatları altında mahvoluh tükenir ve insanda zahir olan Hakk'ın sıfatları olur ki artık şer olan arı kaçar ve o insandan korkar.Zikrin nasıl olması gerektiğini İbni Arabi hazretleri Fütühatı Mekki isimli kitabında anlatmıştır.Sadece lisanı ile değil tüm azaları ile Allah Teala'yı huzurda bilip düşüncesini sadece buna yoğunlaştırarak zikretmesidir.HAKKIN ZEVKAN MÜŞAHADESİ SADECE İNSANA MAHSUSMUŞ.Bu hale ulaşan insan,bundan sonra zikri Hakk'tan ayrı olmaz.Nitekim Surei Nur 24/37 ayeti:Adamlar vardır ki onları ticaret ve satış Allah'ın zikrinden meşgul etmez"ayetinin hakikatına ulaşır.Bu hal iradi ölümdür(Mevti ihtiyari).

BİRLİK NERDE MÜMKÜNDÜR?



HAYVANİ RUH MERTEBESİNDEN İNSANİ RUH MERTEBESİNE GEÇMİŞLER ARASINDA OLUR.ÇÜNKÜ HAYVANİYET MERTEBESİNDE CİSİMLER DE AYRIDIR RUHLAR DA AYRIDIR.AMA İNSANİYET MERTEBESİNDE CANLAR BİR OLUR.Evler ayrı ayrı olsada onları aydınlatan güneş tektir.Bu nedenle Evliyalar arasında birbirleri ile mücadele,fikirlerini çürütme v.s gibi hiç tefrika yaşanmaz .BİRLİK MANEVİYATLA MÜMKÜNDÜR.Ruhları hayvaniyet derecesinde kalmış olanlar ister kardeş,ister ırkdaş,ister aynı partinin aynı cemiyetin insanı olsalar dahi birlik değillerdir.Ayrıdırlar.

HAYVANAT MERTEBESİNDE "BİRLİK" OLMAZ

Bu başlık bloğun önceki iki yazısıyla da irtibatlıdır.Çünkü,Hayvanlık mertemesindeki ruhtu ittihad(birlik)yoktur.Bu mertebede olan insanlar sürekli birbirleriyle cenk ve cidal ederler.dışarıdan oksijeni alıp ciğere veren ve ciğerdeki karbon gazını dişarı atan hayvani ruhtan birlik beklenmez.Ruhu hayvaninin etkisi ve ahkamı altında olan kişide ruhi insani açığa çıkamamış kuvvede(düşüncede)kalmış fiile gelememiştir.İnsanın  mürşid-i Kamil terbiyesiyle mücahede  edip marif tahsil etmesi ruhi insaninin kuvveden fiile dönüşmesidir.bu maksadı müdrik olmayanlan insanlar daima birbirleriyle mücadele edip,hayvanatta olduğu gibi,kuvvetli olan zayıfı yok eder.

AZİZ NESEFİ HAZRETLERİNİN RUH VE CİSİM HAKKINDAKİ YAZISININ İKTİBAS HÜLASASI

"Malum olsunki ruh birdir ve fakat ruhun meratibi vardır ve her mertebede bir ismi vardır.Bu mertebelerin isimleri hasebiyle ruhun çok olduğunu zannederler.Halbu ki ruh birden fazla değildir.Velakin cismin dahi ruh gibi meratibi vardır.ve her birinin de bir adı vardır.Toprak,su,hava ve ateş ümmühatdırlar.Her birinin bir sureti ve manası vardır.Sureti zulmet,manası nurdur.(Not:bugünkü teknik cismi tarif ederken cisim enerjinin yoğunlaşmış(sıkıştırılmış)halidir diye tarif yaparlar)
Suretlerine "unsur" ve manalarına "tabiat"derler.Binanaleyh dört unsur ,dört tabiat olur ve bunların cümlesine "ümmehat"derler.Vaktaki bu ümmehatı birbirlerine karıştırırlar ,bir "mizac"peyda olur;ona "cisim"derler.ve ümmehatı birbirlerine karıştırdıkları vakit ,onların manasını da karıştırmış olurlar.ve ondan dahi bir mizac peyda olur,ona da "ruh"derler. Binanaleyh mizac hem cisimde ve hem ruhta olur.Ümmehat birbirlerine karışmamış oldukları müddetce ,onlara"anasır" ve "tabayi"derler ve karıştığı vakit "mizac"peyda olur,"cisim" ve "ruh" derler.Cismin muhtelif meratibi vardır.Her bir mertebede bir isim alır;"cismi cemad"."cismi nebat","cismi hayvan" ve keza ruh dahi meratipte zahir olur ve her bir mertebede bir nam alır."Ruh-u cemad","ruhu nebat","ruh-ı hayvan"dır.ve "insan"enva-ı hayvandan bir nevidir.İşte mizacın hakikatı,cismin hakikatı,ruhun hakikatı budur.

"Cisim"alem-i mülktendir.ve "ruh"alem-i melekuttandır. ve "cisim"alemi halkdandır ve ruh alem-i emirdendir.Ruh cevherdir ve cismin mükemmili ve muharrikidir.Nebat mertebesinde bittab,hayvan mertemesinde bil ihtiyar,ve insan mertemesinde bil fiil.Adem ,"ruhu nebati" ve "ruhu hayvani" ve "ruhu nefsani"de hayvanlar ile müşterektir.ve "Ruh-i insan"bu üç ruh kabilinden değildir.Zira alem-i ulvidendir,nebati ve hayvani ruhlar alem-i süflidendir.Ruhi hayvani cüziyyatı müdriktir,ruhi insani cüziyyatı ve külliyyatı müdriktir.Ruhi hayvani fayda ve zarara müdriktir ve ruhi insanı fayda ve zararı bildiği gibi faydalı ve zararlı olanları da bilir ve alim.mürid,kadir,semi,basir ve mütekellimdir.Bilme vaktinde bütün alimdir.görme vaktinde basirdir,işitme vaktinde tamamen semi'dir ve kelam vaktinde de bütün mütekellimder.Bil cümle sıfat hakkında da böyledir".  

ÖLDÜRMENİN HAKK TEALA YANINDAKİ YERİ

Mesnevi-i Şerifte hazreti Pir pek güzel izah etmişti.Hazret-i Davut,Mescidi Aksa'yı yapmaya niyet ettiğinde yaptığı duvar sürekli yıkılıyordu.Cenab-ı Hakk'a bu durumu şikayet etti.Allah Teala vahyetti:"Muhakkak benim bu beytim kanlar döken kimsenin iki eli üzerine kaim olmaz".Hz.Davut söyledi:Ya Rabbi benim insanların kanını dökmen senin yolunda olmadı mı?"deyince Hakk Teala:"Evet,lakin ONLAR BENİM KULLARIM DEĞİLMİ?buyurdu ve Mescid-i aksa'nın inşasını Hz.Davud'a nasip etmeyip oğlu Hz.Süleyman'a nasip etti.Hazreti Davut'un  "Kanlar Döken" olması,haksız kan dökücü anlamında değildir.Hakk'ın emriyle kafire karşı kıtal yapmıştı.Hakk Teala,küffarın katlini emrederken ,kan dökücülüğü hoş görmediği de bu hadiseden anlaşılacaktır.İSLAM DÜNYASINDA DÖKÜLEN KANLAR Hakk'ın emrimidir?Ahir zaman fitnesi.Ölen ne için öldüğünü,öldüren ne için öldürdüğünü bilmeyecek buyrulmuştu.

HANGİ MÜMİNLER KARDEŞTİR?

Hucurat 49/10 ayetini hocalar camide vazda okur:İNNEMEL MÜ'MİNUNE İHVETÜN:"Mü'minler kardeştir".Hangi müminler kardeştir.Kardeşliğin kaynağının Aynı ana-babanın evlatları arasında olmadığı,bloğun önceki yazılarında mevcuttu.İnanç birlikteliği kardeşlik kaynağı idi.Ama hemen Suriye,suud,İran,Mısır,Türkiye örnekleri verilmekte ve Bunlar müslüman devletler niçin birbirlerini katlediyorlar?diye sorulmaktadır.O zaman bu ayetteki Mü'min kavramını daha açmak gereklidir.Bu ayeti bir hadisi şerif açar:"ULEMA NEFS-İ VAHİDE GİBİDİR"hadisi şerifi ayetin umumi manasını Hususileştirir.Ulemadan maksat,ilmi ledünniye sahibi olan enbiya ve onların varisi olan evliyadır.Bu zevatın imanları ,imanı tahkikidir.Diğer müminlerin imanı taklididir.

YOKLUK KORKUSUNUN MARİFETİ

Sahip olduğumuz eşyanın kaybolacağı korkusu onu değerli kılar.Çünkü o eşya yokluğa gittiği vakit,tekrar elde etmenin meşakket ve zahmeti,o eşyayı muhterem kılar.Nimet yokluğa gittiği vakit meydana çıkacak açlık,nimetin lezzetini artırır.Bunun için açlığı ziyade olana kuru ekmek pek tatlı gelir.Ne çare ki bu alemde kıymeti artıran şey,o şeyin yokluğudur.Bu nedenle SAHİP OLDUĞUMUZ AZİZLERİN DEĞERİNİ HAY VAKİTLERİNDE BİLELİM VE AZAMİ İSTİFADE EDELİM.Varlık kaybolup,güneş uful ettikten sonra başlayan sadece elem ve hasrettir.

ÖLENİN YERİNE DEĞERLİSİ GELİR

Aşık öyle demiştir:"Ne yaparsın,bir dilberin vaslını ki,onu görmek senin için helak-ı can gelir" .Sıfatı nefsaniye ,sıfatı ruhaniyye ye çevrilip helak olursa,yerine gelen çok daha değerlidir,kuvvetlidir.Çünkü,gün bitmemiş seyir devam etmektedir.Suffilerin FENA İÇİNDE BEKA dedikleri budur.Vücudu Hakkani ile baki olan insanı Kamil,bir insanın ruhuna teveccüh ettiği vakit ona tesir ilka eder ve keza insanın cisimlerinde de tasarruf ederler.İnsanda mevcut olan İRADE,vusulü Hakk'da sahibine gider,yerine HAKK'IN İRADESİ GELİR.

4 Ocak 2016 Pazartesi

EVLİYA İMTİHAN EDİLMEZ

Müritler asla şeyhlerini imtihan etmemelidirler.Çünkü,müridin yapacağı imtihan,aslında kendinin imtihanıdır.BENDELERİN ,EFENDİYİ İMTİHANI NASIL MUHAL VE EDEP DIŞI İSE,EHLULLAHI İMTİHAN ETMEK,O NİYYETTE OLAN KİŞİNİN DÜNYA VE AHİRETİNİN HELAKINA NEDEN OLABİLİR.Çünkü zahiren insanı Kamil suretinde gözüken,hakikatta Hakk'tır.Çünkü"Ben bir kulumu sevdiğim zaman,onun gözü,kulağı,eli,dili cümle kuvası olurum"hadisi gereğince böyle bir zatı imtihan,haşa Hakk'ı imtihandır.İMTİHAN VESVESESİ VE FİİLİN İCRASI MADDETEN VE MANEN SENİ MAHVEDER.

SIR NİÇİN İFŞA OLUNMAZ

Ehli olmayana(istidadı olmayana)sır ifşası yasaktır.Sebebi,ifşa edilen sır,fitneye sebeb olur.Gayreti ilahi buna mani olur.Ancak,büyüklerin misaller içinde hikayet ettikleri hakikatlar,un haline dönüşen buğdayın üğütülmesi gibi nimete çevrilip talip olanların istifadesine sunulur.Böylelikle ne şiş yanar ne de kebab.Hz.Zünnun,kendisinden esrarı ilahi sohbeti isteyen birisine kapalı bir kutu verip,filan zta götürmesini ister.Yolculuk esnasında ,kutu içinden gelen hareket o kişinin acaibine gider ve merakından kutuyu açtığında bir fare sıçrar kaçar.Şahısgeri dönüp Zünun'a durumu anlatınca hazret şöyle der:Kendin gibi bir mahlukun sana tevdi ettiği bir sırrın mahafazasında güvenilir değilsin,Haktealanın esrarına nasıl emin olursun? 

İLK ZİKİR EYLEMİ-Yalanda sebat

Mürşitler,mensup oldukları tarikatın pirlerinin belirlediği zikri,kendilerine tabi olanlara zikir telkin ederler ve ihvana derlerki Hakk'ın yardım ve inayeti olmadan hakiki zikir yapamazsınız bu nedenle hep Hakk'a rücu ediniz.Mevlana Aliyüddin hazretleri buyurur ki:Başlangıçta ilk zikir emri aldığım zaman"Allah Teala'm,benim muradım sensin,senin rızandır;başka hiçbir şey değil"fikrini benimsemedim,böyle bir iddiadan utandım.Zira bu iddiada sadık değildim.Yalan söylemiş olacaktım.Vaziyeti üstadıma anlattım.Dediler ki,"insan bu sözde sadık olmasa bile yalanını hakikat haline getirinceye kadar onda sabit olmalıdır.".Sonra işin hakikatını anladım.Tam doğruluk işte ,yalanı bile gerçeğe çevirmeye bakan bu sebat ve ısrardadır.

KALB,ÜÇ KÖŞELİ ET PARÇASI ŞEKLİNDEDİR-Ubeydullah Anrar hazretleri

Kalb,üç köşeli bir et parçası şeklindedir ki sol memenin altındadır ve insan hakikatının toplu merkezidir.Bu et parçası öyle bir kelimedir ki ,toplu hakikat onun manasıdır.Toplu insan hakikatı de öyle bir özdür ki ,bütün kainat onun mufassal ifadesidir.Her yemişin çekirdeğinde kendi ağacı öz halinde bulunduğu gibi ,kalbte de bütün kainat özleştirilmiştir.Hasılı ,kalb,bütün mevcutların hülasa halinde nüshası ve sonsuz sırların toplanma noktasıdır.Kalbe yol bulan murada erer,ona yol bulmak da gönül ehlinin hizmetine erişmekle olur.O zaman müride öyle bir keyfiyet yüz gösterir ki ,eşya ve hadiselerin dedikodusundan kurtulup can ve gönül sohbetine ve Allah bilgisine erer.Hiç bir zahmet ve meşakket çekmeksizin de Allah'tan gayri ne varsa onlardan el çeker.Eşyanın terkindeki hikmeti,hürriyeti,zikir hakikatını mürit o zaman anlar"(Hoca Ubeydullah k.s aziz)

MEVLEVİYYEDE HALVET

Mevlevilerde halvet 1001 gündür.Ebcet hesabına göre 1001 sayısı razı olmak makamıdır.Halvet asıl halk içinde yapılır.Bugünkü manada başkalarının acı ve ızdırabına tahammül etmektir.Bugün için şekil uygulaması yoktur(Cemalnur Sargut).

SUFİYYE HAZARATINA GÖRE "bakış"

Sufiyye hazeratına göre.ağyarın yüzüne bakmak büyük zararlara yol açar.Çünkü safi kalpler,cilalanmış aynalar gibidir.İhvan bir buğday tarlasında dolu ve boş başak gibidir,dolu başak ,başını önüne eğmiştir.,diğeri boş olduğu için dimdik durmaktadır.Eğer dışarıdaki herkesin yüzüne bakılırsa onların katı kalplerinin kasveti,kötü ahlakları,fasit fikirleri aynen ihvanın kalbine akseder.Bu ise ,ihvan için son derece tehlikelidir.Birde hüsnü cemal olanların yüzüne bakılmamalıdır.

Hadis-i Kutside buyurulmuştur ki:"Harama bakmak iblis'in oklarından bir oktur ki ,her kim benden korkarak onu bırakırsa ,zevkine bedel ona bir iman veririm ki,onun halvetini kalbinde duyar"(Hakim,Taberani)

SÜLUKTA KEMALAT İÇİN GEREKENLER

Ehlulah hazeratı buyurmuşlardır ki:"Bir salikte dört şey mevcut olmadıkça o salik mükemmel olamaz.Birincisi: adab-ı MEVLEVİ,İkincisi: Süluk-i NAKŞİ,üçüncüsü :aşk-ı KADİRİ,dördüncüsü:teslim-i BEKTAŞİ.(Ahçı İbrahim Dede)