MS 400’lü yıllarda yaşamış teolog Augustinus’un dediği gibi; “İçinden adaleti çıkarırsan devlet bir çeteden başka nedir ki.” Üstelik bu çete legal görünümlü olur.Seçimle işbaşına geldiğini iddia eder.Halbuki siyaset sahnesi ,nefsin at koşturduğu bir sahadır.Yeşerme imkanı bulmayan içsel duyugular seçim kazanılıp iktidar olununca süratle filiz verir ve ağaçlaşmaya başlar.Bunun için kuvvetler ayrılığı bir emniyet sübabıdır.
MEVLEVİ
MEHMET FİKRİ
METLİ DEDE
KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
31 Mart 2025 Pazartesi
ÖNCE AKRABANI UYAR EMRİ
ÖNCE AKRABINI UUYAR EMRİ
“Önce en yakın akrabanı uyar”(Şuura 214) ayeti nazil olunca Efendimiz SAV derhal akrabalarını toplamış ve onlara şöyle hitap etmiştir:
“ Ey Kab b.Lübey oğulları! Kendinizi ateşten kurtarınız.Ey Mürre b. Kab oğulları! Kendinizi ateşten kurtarınız.Ey Abdüşşems oğulları ! Kendinizi ateşten kurtarınız.Ey Abdülmuttalip oğulları,kendinizi ateşten kurtarınız.Ey Fatıma ! Kendini ateşten kurtar.Allah katında sizin için hiçbirşey yapamam” demiştir(Müslüm iman 348)
ALDANMA ŞEKLİ,
BİR ALDANMA ŞEKLİ
Hasan Basri hazretleri şöyle demiştir:”Bazı kişiler vardır ki boş kuruntular onları avutmuş , hiçbir iyiliği olmadan da dünyadan göçüp gitmişlerdir”. “Rabbimin bana iyi muamele edeceğini zannederim” diyen kişi yalan söylemiştir.Şayet iyi muamele bekliyorsa iyi amel işlemeli idi.Ardından da “İşte, Rabbinizi böyle sanmanız sizi mahvetti ve ziyana uğrayanlardan oldunuz”(Fussilet 23)ayetini okudu.
ÜÇ İNSAN GURUBU
ÜÇ İNSAN GURUBU
Allah Teala’nın hikmetlerinin gereği olarak, alemde üç tip insan bulunur: Faziletli kimseler, orta halli kimseler ve rezil (aşağılık kimseler)
Faziletliler, külli bir yönelişle kendilerini Allah’a adayan Allah dostlarıdır.
Orta yolda olanlar, ahiret ehlidirler.Bunlar sevaba ulaşmak ümidiyle yasaklanan şeylerden kaçınırlar ve itaata devam ederler.
Reziller ise dünya ehlidirler.Onlar sadece dünya hayatını bilirlerve ahiret hayatından gafildirler.Bütün gayretleri dünyayı imar ve ona ulaştıracak sebebleri hazırlamak içindir.
Dünyayı imar üç şeyle olur: 1- Tarım ve ağaç işleri ile uğraşmak
2- Savunma ve savaşla meşgul olmak.
3- Ticaret
Kim bu üç şeye dalar , ölümü, dirilmeyi ve hesabı unuturve sadece dünyayı imar için gayret sarfederse , bunlarla inceden inceye uğraşır, üzerinde imal-i fikr ederse cehaletin, hamakatın derinliklerine dalmıştır.Bu sebeble “Ahmaklar olmasa dünya harab olmuştu” denmiştir.Nitekim Mesnevi de denmiştir:Bu cihan az bir zaman içinde viran olurdu.Eğer insanların hırs ve tama duyguları zail olsaydı.Ey can , dünyanın direği gaflettir. Dünya için akıllılık afet sebebidir.Akıllılık ve uyanıklık Lamekan tarafından gelir.Mekansızlık alemi galebe çalınca dünya deni olur.Akıllılık güneş gibidir; hırs da buz gibi.Akıllılık su gibidir,bu alemde kir ve pas gibi.
KABEYİ İLK KİM İİNŞA ETMİŞTİR
KABE’Yİ İLK DEFA KİM İNŞA ETMİŞTİR.
Bir görüşe göre Kabeyi ilk inşa eden meleklerdir.Zira Allah Teala :Ben yüryüzünde bir halife yaratacağım.” Dediğinde melekler :” Biz seni teşbih ve takdis ediyorken orada kan dökecek ve fesad çıkartacak birini mi yaratacaksın?” demişlerdir.Onların bu itirazına Allah Teala gazab edince tüm melekler O’nun arşına sığındılar ve arşın etrafını Rablerinin rızasını isteyerek , yedi kez tavaf ettiler.Neticede Allah onlardan razı oldu ve şöyle buyurdu:”Benim için yeryüzünde bir “beyt” inşa edin ki, Ademoğlundan kendisine gazaplandığım kimseler ona sığınsınlar ve sizin arşı tavaf edişiniz gibi, onun etrafında tavaf etsinler, ben de onlardan razı olayım.” Bu emri ilahi üzerine melekler bu Beyt’i yani Kabe’yi inşa ettiler.Bir başka görüşe göre Kabe’yi ilk inşa eden Hz.ademdir.
Kabe’nin on defa inşa edildiği söylenir Bunlar sırasıyla Melekler , Hz.Adem, Hz.adem’inr oğullarının, Hz.İbrahim’in ,Amalika’nın, Cürhüm’ ün , Kusayy b.Kilab’ın, Kureyş’in , Abdullah b.Zübeyr’in ve Haccac b.Yusuf’un inşaaları gelir.Yalnız Haccac’ın inşaası Kabe’nin tamamının değil , bir duvarının inşaasıdır.
HZ İBRAHİM'İN ÇOCUKLARI
HAZRET-İ İBRAHİMİN ÇOCUKLARI
Hz.İbrahim’in dört oğlu olmuştur.Bunlar İsmail, İshak,Medin ve Medayin’ dir.Bazılarına göre sekiz çocuğu olmuştur..Annesi Kıpti Hacer olan İsmail, annesi Sare olan İshak,ve sarenin vefatından sonra evlendiği Kantura binti Yaktan el-Kenaniye’den olma altı oğlu ki isimleri Medyen, Medayin, Zemran,Yakşan, Yaşbak ve Nuh’dur.
Hz.İbrahim’in İshak’tan torunu olan Hz.Yakub’dan oniki oğlu olmuştur.Bunlar; Rumeyl, Şem’un, Lavi, Yehuda, Yestsohur,Zebulun, Zevana, Neftuna, Kuza,Oşir, Bünyamin ve Yusuf’dur.Yakub a.s ‘a “Ya’kub” diye isimlendirilmesinin sebebi şudur:Kardeşi İys ile ikizdirler.İys annesinin karnından öönce çıktı.Yakub da arkasından geldi.Arkasından geldiği için ona “arkadan gelen” manasına “Ya’kub” adını verdiler.
Hamilelik süresi bitip doğum süreci başlayınca Yakub önce çıkması gerekti.Ancak diğer ikizi İys, “eğer bana yol verip önce çıkmaz isem annemin karnını parçalarım” deyince Yakub, kardeşine yol verdi.!İys” ilk çıkan anlamındadır..İys kaba ve katı yürekli birisi olarak yaşadı ve avcılıkla uğraştı.Yakub a.s yumuşak ve merhametli idi.Çiftcilik ve hayvancılıkla uğraştı.İkisinin de aynı gün vefat ettiği ve aynı kabre gömüldüğü söylenir.Yakub a.s 147 sene yaşamış Mısır’da vefat ettiği, ve vasiyeti üzerine mukaddes topraklara götürülüp babası İshak’ın yanına defnedildiği söylenmiştir.
KABE'NİN RABBİ
KABENİN BİNASINI ZİYARETLE KABE’NİN RABBİNİ ZİYARET FARKLIDIR.
Kabe’nin binasını ziyaret eden kimsze ile , maksudu Kabe’nin Rabbi olan kimse arasında fark vardır.Rivayet edilir ki Allah’ın veli kullarından biri hacca niyet etmiştir.Bu zatın bir de oğlu vardır.Oğlu babasına nereye gideceğini sorunca babası:”Beytullah’a gideceğini söyledi. Çocuk Kabe’yi gören , Kabe’nin rabbini de görür zannetti ve babasına Niçin beni de yanında götürmüyorsun? Dedi.Babası :”Sen henüz küçüksün” deyince çocuk ağlayıp sızlanmaya başladı.Nihayet babası razı oldu.ve onu da yanında götürdü Mikat’a varınca , birlikte ihram giyip telbiyelerle harem bölgesine ulaştılar.Çocuk Mescid-i Harama girdi ve Kabeyi görür görmez düştü öldü.Babası dehşete düştü.Oğlum ciğerparem nerdesin? Sana ne oldu? Diye ağlamaya başlayınca bir nida geldi:”Sen Beyt’i istemiştin, onu buldun.Oğlun ise Beyt’in rabbini istedive O’nu buldu”Çocuğun cenazesi kaldırıldı.Bu arada hatiften gelen bir ses şöyle diyordu:”O ne bir mekandadır,ne arzdadır,ne de cennettedir.O melik-i muktedir olan Allah katındaki sıdk makamındadır.
HELAKA DERECE DERECE YAKLAŞMAK
HELAKA DERECE DERECE YAKLAŞMAK
Hak Teala’nın mekr-i ilahisidir.Araf suresi 182 ayetinde buyrulur:”Ayetlerimizi yalan sayanları bilmeyecekleri noktalardan derece derece, yavaş yavaş helaka yaklaştırırız”. Sehl b.Abdullah Tusteri hazretleri bu ayetin manası hakkında şöyle demiştir:”Onlara nimetleri artırarak mühlet verir, şükrü de unuttururuz.Nimete meyledip de, nimeti verenden uzaklaştıkları an cezalandırılırlar” Bu ayet
Ülkeyi yaklaşık çeyrek asırdır yönetenlere bir uyarıdır.Çevrelerinin ülke imkanlarını ihale ederek zengin edildiği bu günün ortamında , süper zenginler üretilmektedir.Bu hal bir sarhoşluktur.Dünyevi ve uhrevi hesabı unutmaktır.
TAİF
TAİF”İN İSMİ
Hz.İbrahim peygamber, karısı Hacer7i ve çocuğu İsmail'i Hak teala’nın emri gereği Mekke’de bırakınca şöyle söylemişti:” Ey rabbim burayı emin bir şehir yap.Halkından Allah’a ve ahiret gününe inananları çeşitli meyvelerle besle..”(Bakara 126).Bunun üzerine Hak teala Cebrail'e emrederek Filistin beldesinde meyvesi bol olan bir köyü Mekke’ye nakletmesini emretti.Cebrail, o köye gelip kökünden söktü ve getirdi.Kabe’nin etrafında yedi kez tavaf ettirdikten sonra Mekke’ye üç konaklık mesafede bir yere bıraktı.Burası Taif dir.Adını Cebrail’in kendisini tavaf ettirmesinden almıştır.Mekke’nin meyvesinin çoğu buradan gelmektedir.Dünyanın çeşitli yerlerinden meyve Mekke’ye gelir aynı anda yaz, güz ve kış ve ilk bahar meyvelerini aynı anda bulmak mümkündür.
KABE
KABE’YE BAKMAK İBADETTİR
Efendimiz buyurmuştur:” Allah Teala, Kabe üzerine her gün 120 rahmet indirir.Bunun, altmışı tavaf edenler için, kırkı namaz kılanlar için ve yirmisi de Kabe’yi seyredenler içindir”
İSMAİL KELİMESİ,
İSMAİL KELİMESİ
Hz.İbrahim a.s Hak Teala’ya yalvarıp kendisine bir erkek evlat vermesini ister.ve dua ve tazarru’da bulunurken “İsma’ ya iyl” (işit ey iyi” diyordu. “İyl” İbranicede Allah demekti. Hak teala bir evlat ihsan edince onun adını “İsmaiyl” koydu.
SÜNNET OLMAK
SÜNNET (HITAN) OLMAK
Uulemanın çoğunluğu çocukların sünnet edilemsini müekked sünnet olarak kabul etmişlerdir.İbrahim peygamber hariç diğer bütün peygamberler , bir üstünlük nişanesi olarak sünnetli ve göbekleri kesilmiş olarak doğdular.Hz.İbrahim 120 veya 80 yaşında ardından gelenlerin “ sünnet olmayı” dini bir adet kabul etmeleri için kendini sünnet etmiştir
30 Mart 2025 Pazar
PEYGAMBERİMİZİN SAÇLARI
Efendimiz SAV saçlarını ortadan ayırarak tarar idi.Hercuma günü namaza gitmeden evvel bıyıklarını dudakları meydana çıkacak şekilde kısaltır idi.Hadis-i Şerifte:Bıyıkyarı kısaltın, saçları uzatın” buyrulmuştur.Meleklerin teşbihlerinden birisi:” Sakal ile erkekleri, saç ile kadınları süsleyen Allah’ı teşbih ederiz” dir.
HZ.İBRAHİM ŞERİATINDA FARZ OLAN ON ŞEY
HAZRET-İ İBRAHİM ŞERİATINDA FARZ OLAN ON ŞEY
Bazı hususlar Hz.İbrahim peygamber şeriatında farz iken bizde sünnet olan on özellik mevcuttur.bunlar; Mazmaza(ağzı su ile çalkalamak), istinşak (burnu iyice yıkamak), saçları ortadanr ayırmak,, bıyıkları kısaltmak,ve misvak.Riğer beş husus ise ; Sünnet olmak , etek ve koltuk altı kıllırını temizlemek, tırnakları kesmek, büyük ve küçük abdestten sonra su ile istinca(necasetten temizlenme).
ÖLEN ÇOCUKLARIN KEFİLLERİ
ÖLEN KÜÇÜK ÇOCUKLARIN KEFİLLERİ
İbrahim kelİmesi’nin “Eb” ve “Rahim”
kelimelerinden oluşan Süryanice bir
kelime olduğu söylenmiştir.Çocuklara olan merhametinden dolayı İbrahim
Peygambere böyle denmiştir.Zira Hz.İbrahim ve eşi Sare kıyamete kadar
müminlerin ölen çocuklarının kefilleridir.
28 Mart 2025 Cuma
BİDAT EHLİNE HOŞ NAZARLA BAKMAK
Rivayet olunur ki İbnü’l Mübarek , bir gün rüyada görüldü.Kendisine:” Rabbin sana nasıl muamele etti?” diye soruldu.O da “ Bir gün bir bidatçıya hoşgörüyle baktığım için , beni azarladı ve beni otuz sene bekletti.Bana , “ Dinde benim düşmanıma düşmanlık etmedin, “ buyurdu.şeklinde cevap verdi.Bu hatırlatmadan sonra zalimlerle düşüp-kakmanın akıbetinin nice olacağını var sen hesap et! Din ve mezheplerde ayrılığın çoğaldığı ve halkın bozulduğu bir dönemde , Resulullah’ın sünnetine sarılan kişyiye yüz şehit sevabı verilir.Nitemim hadiste “ Bir dönem gelip, sünnetim eskiyecek , bidatler yeşerecek; o günde sünnetime sarılan kişi garib ve yalnız kalacak , insanların bidatlarına tabi olanlar ise elli veya daha çok arkadaş bulacaklardır” buyrulmuştur. Sohbet ve arkadaşlığın gerçekten insan üzerinde büyük bir tesiri vardır.
Hafız Şirazi şöyle der:Meclisin piri vaizin ilk sözü şudur: Seninle aynı değerleri paylaşmayanlarla dost olma”
DİNLERİNE UYMADIKÇA,
Hak
teala Bakara suresi 120 ayetinde buyurur”Dinlerine uymadıkça Yahudiler de
hırıstiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak
Allah’ın yoludur.Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan,
andolsun ki , Allah’dan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır”.
Bu
hal kıyamete kadar geçerli olacağından Devletimizi idare edenlerin Yahudi ve
Hırıstiyanla ilişkilerinde daima bu kuralı göz önünde tutmalıdır.
KIBLENİN DEĞİŞMESİ
Efendimiz SAV,Beni seleme mescidinde öğle namazında iken ilk iki rekatı kıldıktan sonra ayağa kalktığında Kıble’nin değişme ayeti nüzul etmiş ve efenidmiiz , namazını bozmadan yönünü, çok arzuladığı Babası İbrahim A.s ın kıblesi olan Mekke cihetindeki Kabe’ye döndürmüştür.Bu harekette iman etmiş sahabe için bir imtihandı.Bakara suresi 143 ncü ayet bu durumu açıkça belirtmektedir.Efendimize inananlar içinde dinden irtidat edecekler için bir imtihan olduğu ifade bsuyrulmuştur.
BURSA ULU CAMİ
Üftade hazretleri şöyle demiştir:Kabe-i Mükerreme, Medineyi Münevvere ve Kudus ü şeriften sonra Bursadaki Cami Kebir(Ulu cami) ‘den daha şerefli bir yer yoktur.BU CAMİ, Nuh peygambere iman etmiş yaşlı bir kadının evinin yeriydi.Kadın gemiye erişememiş , Allah da onu bu evde tufandan korumuştu.Bunun böyle olduğu keşf yoluyla bazı ehlullaha zahir olmuştur.Bu camide ilim ve ibadetle meşgul edeni de Allah gaflet tufanından korur.”
ALTI ŞEY MÜRÜVVETTENDİR
Hz.Ali efendimiz buyurmuştur:” Altı şey mürüvvettendir.Bunların üçü hazarda , üç de seferdedir.Hazarda olanlar ; Allah7ın kitabını okumak, mescitleri imar etmek ve Allah için dostlar edinmektir.Seferde olanlar ise , azığı paylaşmak, güzel ahlak ve günaha girmeksizin şakalaşmaktır”.
Minarelerin yükseltilmesi, mescitlerin tezyin edilmesi ve Allah7ın zikrinden alıkonulması kıyamet alametlerinden sayılmıştır.
DOĞRU YOLDA OLAN KİM?
Bakara suresinin 113 ayetinde ifade buyrulduğu üzere Yahudi ve hırıstiyanlardan her biri diğerini sapıklıkla suçlamaktalar.Hak teala ihtilafa düştükleri hususta kıyamette hükmünü verecektir.Bu durum sadece delalet fırkaları için mi geçerli yoksa, sufiler, şeyhler, alimler arasınad da carimidir?.Çünkü her gurup bir diğerini hata içinde olduğunu belirtmektedir.Bunlar arasındaki ihtilafta da Hak teala kıyamette hükmünü verecektir.Dünya menfeatı için ehli kalb ve ehli irşad olduğunu iddia eden kişilerde bu ayetin içinde bahsedilenlerdendir.
İMAN BEŞ KALESİ OLAN BELDE GİBİDİR
Bu kalelerden birincisi altın, ikincisi gümüş , üçüncüsü demir ,dördüncüsü tunç beşincisi kerpiçtendir.Eğer belde halkı , kerpiçten kale içerisinde ittifak halinde olursa düşman onlara erişemez.Fakat birlik ve beraberliği bırakıp ittifakı bozarlarsa , düşman önce birinci,sonra sırasıyla ikinci üçüncü dördünrce kaleleri yıkıp mahveder.Aynen bunun gibi imanında beş kalesi vardır.Bunlar sırasıyla, yakin, ihlas, farzları ifa,sünnetelri eda ve edeptir.Kişi edebe riayet ettiği sürece şeytan kendisine erişemez.Fakat edebi terk ettiğinde şeytan önce sünnetlere, sonra sırasıyla farzlara , ihlasa ve yakine taarruz ederek bunları yok etmeye çalışır.Bu sebeble insanın abdest, namaz, alış-veriş ve sohbet gibi tüm hallerinde edebe riayet etmesi gerekmektedir.
LÜZUMSUZ SORULAR
Cenab-ı Peygamberimize sorulacak lüzumsuz sorular Allah tarafından yasaklanmıştır.Yahudiler, Hz.Musa’ya lüzumsuz sorular sormuşlardı:!Bize bir ilah yap”, “Bize Allah’ı açıkça göster” gibi.Peygamber efendimize olan güvenin tam olması için bu tür lüzumsuz sorunun sorulmaması tavsiye edilmiştir.Peygambere olan güven bir kenara bırakılıp nefsin isteği olan sorular sorulursa iman, küfr ile değiştirilmiş olur.Keza, kişiler Allah, peygamber ve raşid halifeler hususunda edebe riayet etmez ise küfre yönelirler.
NESHİN HİKMETİ
Neshin hikmetine gelince; nasıl ki bsedenin hastalıkları ile uğraşan doktor, mizaçların ve zamanın farklhılığına göre ilaçları ve gıdaları değiştiriyorsa , nefislerin ıslah ve tedavisi ile uğraşan nebiler de nefs için bir nevi ilaç menzilesinde olan ahlaki ve dini hükümleri , Şari’in emriyle değiştirmektedir.Nefislerin gıdalaarı ve ilaçları şeri ameller ve güzel ahlaktır.Suri maslahatların değişmesine göre o hükümleri değiştirir..Bir ilaç beden için bir dönem deva olabildiği gibi , bir süre sonra hastalık getirebilir.Aynı şekilde bazı ameller de bir dönem için iyi ve yararlı olabildikleri halde, zamanla insan için zararlı ve ifsad edici olabilir.Mürşid ile müridin durumunu buna kıyas et.Zira terbiye , meşreblerin durumları göz önünde bulundurularak seyri süluka girmeye bağlıdır.Bunu ise , ancak bu yolda nasibi olan, bu işin ehli gerçek mürşidler uygulayabilir.
Mesnevi de denmiştir ki;
“Neshetmeyiz” ayetinin işareti “unutturmayız” demektir.
/ Ey gafil hemen arkasında n” daha hayırlısını getiririz” gelmiştir./ Hakk’ın hükmünü kaldırıp neshettiği her Şeriat ki,
/O’nun yerine ondan daha güzelini göndermiştir.
/Bu olaylar aleminin kumandanı ancak O ‘ dur.
/Bu alemler mülkünün malik ve mlüdebbiri de O’ dur.
Dikmeyi bilen, söküp yırtmayı bilmez mi?
Satan sattığı her şeyin yerien daha iyisini almaz mı?
NESHEDİLEN AYETİN KUR’AN DA OKUNMAYA DEVAM EDİLMESİ
Kur’an da neshedile nayetin hükmüyle amel edilmez.Bu gibi durumda neshin anlamı , son inen ayetle önceki ayetteki hükmün artık sona erdiğinin belirtilmesidir.Ayetin hükmünün kaldırıldığı halde tilavetinin baki kalmasının hikmeti ise, okunması ile sevap elde edilmesidir.Çünkü Kur’an , hükümlerini öğremnmek için okunup amel etmek için okunduğu gibi Allah kelamı olması hasebiyle , sevap kazanmak maksadıyla da okunur.
Kuran ayetlerinin neshi ile alakalı üç durum söz konusudur.
1- Lafzının neshedilip hükmünün baki kalması
2- 2-Ayetin lafzının baki kalıp, hükmünün neshedilmesi
3- 3-Ayetin hem tilavetinin , hemde hükmünün nesholunması
Kurtubi şöyle demiştir:Cumhur ülemaya göre nesh emirler ve nehiyler için söz konusudur.Emir ve nehiy özelliği taşımaksızın . Allah’ın Kur’an da haber verdiği olayların nesh ihtimali yoktur
KÖTÜYE KENDİ KÖTÜLÜĞÜ KAFİDİR.
Hikmet ehli bir adam kralın huzurunda edeple durur şöyle derdi:” İyilik edene iyiliğinin karşılığı olarak sen iyilik et.Kötüye ise kötülük olarak kendi kötülüğü kafidir” Kralın adamlarından biri bu adamın kralın yanındaki mevkiine hemde bu sözüne hased etti.Bir gün krala’bu adamın karal hakkında “ağzı kötü kokuyor” lafını ettiğini söyledi.Kral “buna nasıl inanabilirim?” dedi.Hasedci adam “İsterseniz hemen onu çağırayım size yaklaştığında elini ağzına nasıl götürecek bakın” dedi.
Sonra adamı aldı evine götürdü ve ona sarımsaklı bir yemek ikram etti.Sonra kralın huzuruna götürdü.Kral adama yanıma biraz yaklaşırmısın deyince adam ağzındaki sarımsak kokusu krali rahatsız etmesin diye eliyle ağzını kapattı.Kral bu harekete kızdı ancak bir kağıt kalem alarak valilerinden birisine bir emir yazdı.Mekmtupta bu mektubu getiren adamın derisi yüzülerek öldürülmesini ve derisinin içine saman doldurularak kendisine gönderilmesini istedi. Hikmet ehli adama bu mektubu filan valiye götürmesini istedi.adam her şeyden habersiz bu mektubu alarak yola çıktı.
Kralın bir adeti vardı iyilik yapılmasını istediği adama mektubu bizzat yazardı.Hasedci adam kralın bmu davranışını bildiği için hikemt ehli adama bu mektubun kendisine verilmesini istedi ve nihayetinde adam mektubu o hasetçiye verdi.Hasedci mükafat alırım düşüncesi ile bu mektubu söz konusu valiye sundu.Vali mektubu okudu.Padrişahın emrini hasetçiye söyleyince hasedci “ bu mektupta kastedilen kimse ben değilim filan padişaha bir daha sorun” dediysede de vali gelen mektubun padişahın el yazısı olduğunu söyleyip teyit etmeni nedebe aykırı olacağını belirterek emri yerine getirmek için adamın boynunu vurdu.Derisin yüzüp içine saman doldurdu.ve krala gönderdi.
Birkaç gün sonra kral hikmet ehlini huzurunda görünce şaşırdı .Mektubu ne yaptığnı sordu.Hikmet ehli mektubu filan kimsenin rica minnet kendinden aldığını söyledi.Padişah: mektubu veridğin kişi ye sen benim ağzımın koktuğunu söylemişsin deyince adam:Hayır.böyle söylemedim dedi.Kral:Peki benim huzuruma geldiğinde niçin ağzını kapattın deyince Hikmet ehli:O adımn kendisine evine götürüp sarımsaklı yemek ikram ettiğini, padişahın yanına yaklaşırken ağzımdaki sarımask kokusunun kralı rahatsız etmemesi için ağzını kapattığınnı söyledi.Kral peki o halde yerine dön.Köte kötülük olarak kendi yeter” dedi.
Şair demiştir ki:”İyilik yapan karşılığında iyilik bulur, Kişi iyi veya kötü ne yaparsa , onunla karşılaşır”
HASED SAHİBİNİN RABBİ İLE ÇEKİŞTİĞİ BEŞ HUSUS
Birincisi başkalarına verilen nimetlere kızar.
İkincisi, Rabbinin taksiminden hoşlanmaz.”keşke şöyle olsaydı”der.
Üçüncüsü, Allah’ın dilediğine verdiğini bildiği halde o cimrilik yapar.
Dördüncüsü, Allah7ın doostlarına yardımcı olmaz, onu ndesteksiz kalmasını ister
Beşincisi Allah düşmanı iblise yardımcı olur
Hased, düşmanından çok kişinin kendine zarar verir.Hasedciye uykuda yahut uyanık bir halde iken durumu münkeşif olsa(gösterilse), kendisini şu halde görürdü: Sanki elindeki taşı düşmanın gözüne atmaya çalışırken taş kendi gözünü çıkaran ve tekrar öfkelenip bir taş daha attığında ikinci gözünü kör eden adam.Öfkesi arttıkça taş atmaya devam ediyor.Her defasında zararı da artıyor.gözlerinden sonra kafasıda yarılıyor.Kıskandığı düşmanı ise sapasağlam.Bütün düşmanlar şaşkın haldeki hasedcinin çevresined sevinçle kıs kıs gülerek seyrediyorlar.Hasedcinin bu hali , şeytanın maskarası olmaktan başka bir şey değildir.
ALLAH RAHMETİ DİLEDİĞİNE VERİR
Bakara suresinin 105 nci ayetinde geçer.Ayet “ (Ey Müminler) Ehl-i kitaptan kafirler ve putperestler de Rabbinizden size bir hayr indirilmesini istemezler.Halbuki Allah rahmetini dilediğine verir .Allah büyük lütuf sahibidir.”.
Ayetteki Rahmet; nübüvvet, vahiy,hikmet
ve yardım demektir.Allah rahmetini sadece dilediğine verir.Zira iradesine göre
istediğine tahsis eder.O hak başkasına geçmez.Başkasının onda hakkı olmadığı
gibi, herhangibirine vermek Allah için bir vazife de değildir.
Allah’ın muhlis kulları iki türlüdür:
1-
Hakk’ın
kendi hizmeti için seçtiği abid ve zahidler;amel ve evrad sahibi kişiler.
2-Hakkın
muhabbeti için seçtiği muuhabbed ve meveddet ehli kimseler.
22 Mart 2025 Cumartesi
VUSLAT ÇEŞİTLERİ
VUSLAT ÇEŞİTLERİ
Alimlerin vuslatı, ilimleri ve içtihatları derecesinde, Kamillerin vuslatı ise, keşif ve müşahadeleri ölçüsündedir.
KİŞİNİN ALLAH KATINDAKİ DEĞERİ
KİŞİNİN ALLAH KATINDAKİ DEĞERİ
Kim Allah katındaki değerini öğrenmek istiyorsa , O’nun seni getirdiği mevkie bakman yeterlidir.Çünkü ameller işaret, haller keramet; kerametler delil ve ilimlerde vesiledir.Şöyle bir rivayet vardır:”Kimi, Allah katındaki derecesini bilmek sevindirecekse, kalbinde Allah’ın yerinin ne olduğuna baksın.Çünkü ne zaman ki kul , Allah7ı kalbinde anarsa , Allah da oraya iner.
ZARARLI İLİM,NEFİS
NEFİS NİÇİN YARATILMIŞTIR
Nefis , ilim amel ve iman için yaratılmıştır.
ZARARLI İLMİN İŞARETİ
İçerisinde tehlikeler bulunan, aklına kötü şeyler getiren nefislerin meyledeceği ve insan fıtratının kayabileceği her ilmi, doğru da olsa bırakmak gerekir.Allah’ın , elçisine indirdiği ilmi ilahiye sarılıp Hz.Resule, halifelerine, ashabına , tabiine, müçtehid imamların yoluna uymak gereklidir.Böyle yapılırsa, zanlardan , şüphelerden , evhamlardan, hidayet ve hakikat nurundan uzaklaştırabilecek batıl davalardan emin olursun.
Alimlerden birisi demiştir ki; Kötü bir adamın ilmen ilerlemesi , suyun, Ebu cehil karpuzunun kökünde ilerlemesine benzer. Çünhktü bitki suya ne kadar kanarsa onun acılığı o denli çoğalır..Dünyalık ve şeref elde etmek için ilim öğrenmek , yakut kaşıkla insan tersi almaya benzer.Bu durumda araç ne kadar şerefli, amaç ne kadar değersiz?
YILDIZ İLMİNİN ÖĞRENİLMESİ
YILDIZ İLMİNİN ÖĞRENİLMESİ
İlmi Nücumun(yıldız ilminin) öğrenilmesi , kıble tayini ve güneşin doğup batması gibi hususlar haricinde haramdır.Bir hads-i şerifde “ Kim ilmi nücumdan bir şey öğrenirse , sihirden bir ilim öğrenmiş gibi olur”(Ebu D7avud, Tıb 22)
SİHİR
SİHİR ÜZERİNE
Sihrin kalbler üzerinde sevgi, düşmanlık ve kötü düşüncelerin serpilmesi gibi konularda tesirinin oludğu inkar edilemez.Hatta kişi ile kalbi arasına girer.Bu da acı vermek ve hastalığa uğratmak iledir.Sihir; eğitim gerektiren bir takım özel işlerle uğraşan , kötü yapılı insanlardan zahir olan olağan üstü şeyler ortaya koymaktır.Eğitimle elde edildiği için mucize ve keramete benzemez.Sihirbazlar bildikleri ve yaptıkları sihirlerle Allah7ın izni olmadan kimseye zarar veremezler.Burada Allah7ın emri söz konusu değildir.Çünkü Allah küfrü, kötülük yapmayı ve zarar vermeyi emretmez.Kullarına sihrin tesiri vermesi de sihirbazın yaptığı büyünün tesirin meydana getirmekle olur.Allah denemek için o sihirbazın sihrinin tesirini bazan yaratır, bazan da yaratmaz.Çünkü her şey Allah7ın dilemesi ile olur.
Sihre en çok itibar eden, kadınlardır.Özellikle de hayz halinde iken buna çok itibar ederler.Kötü ruhların etkisi genellikle edilgen tabiatlılarda görülür.Eğer insan nefsi kadınlar ve çocuklar gibi, bir riyazata sahip değilse veya ahlakı bozuksa kendi zararına olan şeyi bile ister.Ondan lezzet alır, hatta ona aklını, dinini, ahlakını, bedenini ve malını kaybedecek kadar aşık olur.Şeytan habistir.Eğer tılsım, muskayapan, sihir kitapları yazan bir kimse , şeytanlara küfgr ve şirk gibi , onların hoşuna giden şeylerle yaklaşırsa şeytanlar için birer rüşvet gibi olur.Onların bazı arzularını gerçekleştirirlerNasıl ki insanlar , bir kimseyi öldürmek veya bir kötülük yapmak için ya da kendilerini bir kötülükten korumak için parayla adam tutuyorsa şeytan da rüşvet sebebiyle bazı maksatlarını gerçekleştirmede insana yardımcı olur.İşte bu yüzdendir ki sihirbazlar, pek çok iişlerinde Allah'ın kelamını pislik ve kan ile yazarlar.Konuşan ve konuşamayan canlıları kurban ederek duman tüttürerek, namazı ve orucu terk ederek , kan dökmeyi mübah sayarak mahremleri evlendirerek , Kuran7ı pislikler içine atarak ve bunlar gibi Allah7ın razı olmadığı pek çok işi yaparak şeytanlara yaklaşırlar.Bunun karşılıındaı şeytanlar onlara istediklerinin hepsini veya bir kısmını gerçekleştirmek hususunda yardımcı olurlar.
HARUT VE MARUT KISSASI,
HARUT VE MARUT KISSASINDAN ALINACAK İBRETLER
Kur’an da anlatılan harut ve marut isimli meleklerin kıssasından alınması gereken ders de şudur:” Bagışlama ve günahlardan korunmada ancak Allah7ın rahmet ve fazlına itimat edilir.Çünkü herşeyden korunmak , ancak O’nun korumasıyla mümkündür.Şeytanlar, o iki meleğeeöğretileni insanlara yaymak ve insanları onunla uğraşmaya çağırmakla- ki bunu sapıtmak ve yoldan çıkartmak için yapıyorlardı- küfre girdiler.Oysa o iki melek , kendilerinden bu konu hakkında bilgi almak isteyenlere evvela nasihat etmek , onunla amel etmenin küfür olduğunu ve kendilerinin de Allah Teala’dan bir imtihan sebebei olarak gönderildiklerini ve bu öğrettikleri ile amel edenin kafir, öğrenmeyenin veya korunmak gayesiyle öğrenenin de mümin olarak kalacağını bildirmeden hiç kimseye öğretmiyorlardı.
MELEKLERİN İMTİHANI
MELEKLERİN İMTİHANI
Melekler, İdris a.s zamanında iunsanlharın çok az ibadet ettiğini ve çok günah işlediğini söyleyerek ayıpladılar.O zaman Cenab-ı Hakk onlara:”Eğer onlar gibi sizi de yeryüzüne indirseydimve onlara verdiğim bazı hasletleri size de verseydim, aynı şeyleri sizde yapardınız”buyurdu.Melekler: “ Ya Rabbi biz seni tespih ederiz, haşa biz asla sana isyan etmeyiz” dediler.Allah Teala onlara:”öyleyse aranızdan iki melek seçen , onları dünyaya indireyim “ buyurdu.Onlarda aralarında “ Harut ve Marut’ u seçtiler. Bu ikisi meleklerin en Salih olanlarından ve en çok ibadet edenlerinden idi.Onlara da beşeri hasletler yükletilerek dünyaya indirildiler ve insanların yaptıklarını onlar da yapqtılar.
Rivayet olunmuştur ki; İdris a.s kendileri hakkında şefaat isteyince , Harut ve marut dünya ve ahiret azabını tercih etmeleri konusunda muhayyer bırakıldılar.Harut ve marut da daha kolay olduğu dünya azabını tercih ettiler.
Üftade hazretleri buyurmuşlardır ki :İç yağından yapılan mumun kokusu çok kötüdür ve melekler bu kokudan rahatsız olurlar.Öyle ki Harut ve Marut’un bu koku ile muazzep olduğu söylenir
Peeygamber SAV efendimiz buyurmuştur ki:” Dünyadan sakının .Nefsimi yed-i kudretinden tutan Allah7a yemin ederim ki , o harut ve marut’tan daha çok sihirlidir”
DÜNYA SİHİRBAZDIR
DÜNYA, HARUT VE MARUTTAN DAHA SİHİRBAZDIR
Alimler demişlerdir ki, dünya; o iki melekten daha çok sihir yapar, çünkü o seni kendisine istekli ve arzulu olmaya ve bu konuda yarışırcasına çabalamaya onu toplayıp ahireti koyuvermeye çağırır da ,böylece Allah7a ibadetle , gerçeği görmekle, ona riayetle senin aranı açmak ister.
SİHİR İLMİ EN ÇOK YAHUDİLERDE MEVCUTTUR
SİHİR İLMİ ENÇOK YAHUDİLERDE MEVCUTTUR.
Sihir ilminin yazıldığı kitaplar ile harut ve Marut isimli iki meleğin insanlara öğrettiklerini Yahudiler kitaplaştırınca Hz.Süleyman bu kitapların hepsini toplattı ve sandığa koyarak tahtının altına gömdürdü.Hz.Süleyman’ın vefatından sonra bu kitapların varlığını bilen alimlerde ölünce şeytan insan suretinde gelip Yahudilerden bu kitapları çıkartmalarını söyledi.Şeytan onlara “Süleyaman a.s insanları, cinleri, şeytanları ve kuşları bu kitaplarla zabtederdi” şeklinde iftirada bulundu.Uzakta duran , Şeytan , Hz.Süleyman’ın tahtına yaklaştığında yanmakta idi.Sadece bu kitapların gömülü olduğu yeri uzaktan gösterdi.Şeytanlar sihir ve onun ilkelerini kullanmak , tedvin etmek ve kullanmak suretiyle küfre girmişlerdir.
KUR'AN'IN SADECE ZAHRİNİ OKUMAK
Kur’an ‘ı sadece okumak suretiyle oluşan panzehir, insanın batınının zehrini ortadan kaldırmaz.Kesinlikle amel şarttır.O halde Kur’an’ı okuyan kişi içindeki ile amel etmelidir.Nitekim hasta olan bir adamın tıp kitaplarındaki ilacın adına sadece bakması , kullanmadığı müddetçe hiçbir fayda vermez.
PİŞMANLIK ÇEŞİTLERİ
PİŞMANLK ÇEŞİTLERİ
Pişmanlık Günhük, Senelik,Ömürlük ve Ebedi olmak üzere dört kısımdır.
Günlük pişmanlık; kişinin bir şey yemeden evden çıkıp sonra pişman olması gibidir.
Senelik pişmanlık; vakti geçirilip zamanında ekin ekilmemesinden meydana geln pişmanlık.
Öömürlük pişmanlık; Kişinin uygun olmayan kötü huylu bir hanımla evlenmesi gibidir.
Ebedi pişmanlık; Allah’ın emirlerinin terkedilmesidir
SÖZÜN TESİRİ İÇİN
Efendimiz sav buyurmuştur:” Sadece diliyle öğüt verenin sözü boşa gitmiştir.etkili olmaz, ama kalbiyle öğüt verenin sözleri ise etkili olur”.Bu hadisteki birinci kısım , bilen ama bildiği ile amel etmeyen kimsedir.İkinci kısım ise bilen ve bildiğiyle amel eden kişidir.Bu yüzden onun sözü tesir eder.Böylelerinin sözünden hikmet, ibret ve fikir meyveleri doğar .Akıllı kimselerin yapması gereken şey Allah korkusuyla , böyle insanların eteğini tutmak , peşi sıra gitmektir.
KAFİRLER
KAFİR YAŞAMAYA HARİSTİR
Kafirler yaşamaya haristirler.İsterler ki bin yıl yaşasınlar..Yahudiler Cennetin sadece kendilerine ait olacağını idida etmekte idiler.bu nedenle Hak teala buyurmuştur ki “Ahiret yurdu diğer insanlara değilde yalnızca size ait ise ve bu iddianızda doğru iseniz haydi ölümü temenni edin”(Bakara 94) denilmiştir.deva meden ayetlerde “Yemin olsun ki , sen onları yaşamaya karşı insanların en düşkünü olarak bulursun.Putperestlerden her biri de arzular ki , bin sene yaşasın.Oysa yaşatılması hiç kimseyi azaptan uzaklaştırmaz.Allah onların yapmakta olduklarını eksiksiz görür”.
YAHUDİLER
YAHUDİLER
Yahudiler “Mücessime” veya “Hululiyye” inancına yatkındırlar bu nedenle Samirinin yaptığı put konusunda kalblerine hemen bir sevgi yerleşti
HASED
Yahudiler ahir zamanda bir nebinin çıkacağına inanıyorlardı ve onun da Hs.İshak’ın soyundan geleceğini düşünüyorlardı.Hz.Peygamber Efendimiz, Hz.İsmail7in soyundan çıkınca nübüvvetin Beni İsrail7in elinden çıkmasından hoşlanmadılar ve hased etmeye başladılar.Böylece gadap üstüne gadabı hak ettiler.Cenab-ı Hakk7ın azabı, müminler için terbiye ve temizleme, kafirlere ise gerçek bir azap ve eziyettir.
Nübüvvet “kesbi” olmayıp başlı başına
Hak Teala’nın seçtiği bir kuluna verdiği görevdir.”Velayet” de çalışmayla elde
edilemeyen ilahi bir lütuftur.Hatta ve hatta mertebe ve makamlar ilahi ihsan
olup çalışmayla elde edilemez. Cahiller , bu mertebelere ulaşmış kimselere
“dedikodu” ile dil uzatırlar.
17 Mart 2025 Pazartesi
OSMANLININ CUMA DUASI
VAKTİ ŞERİF HAYR OLA! HAYIRLAR FETHOLA! ŞERLER DEF OLA ! GÖNÜLLER ŞAD OLA!
AKILLAR BAŞA GELE, FİTNE TAŞA GELE,!
DEVLETİMİZ PAYİDAR OLA!BİRLİK VE DİRLİK DAİM OLA! MİLLETİMİZ SELAMAT BULA! DÜŞMANLARIMIZ KAHRU PERİŞAN OLA!OYUNLARI BOZULA, BOYUNLARI BÜKÜLE!
KALBLERİMİZ MESRUR , SIRLARIMIZ MESTUR,ZAHİRİMİZ MAMUR, BATINIMIZ PÜR NUR OLA!
CENAB-I HAK DERT VERİP DERMAN ARATMAYA.
HASTALARIMIZA ŞİFA, NUTKUMUZ CAN BULA!GÖNLÜMÜZ HANEMİZ HUZUR DOLA. DUALARIMIZ KABUL OLA.CUMANIZ AKİBETİNİZ HAYR OLA
16 Mart 2025 Pazar
ÖLÜMÜ İSTEMEK
Efendimiz SAV ölümü istemeyi yasaklamıştır."Sizden hiçbiriniz bsaşına gelen bir felaketten dolayı ölümü istemesin.,bilakis şunu söylesin: Ya Rabbi benim için yaşamak hayırlı olduğu müddetçe beni yaşat, toprağın altı üstünden hayırlı hale gelince canımı al"
Sehl b.Abdullah tusteri der ki:Ölümü ancak ve ancak üç kişi ister:Ölümden sonrasını bilmeyen cahil, Allah7ın kaderinden kaçmaya çalışan gafil,ve bir an önce mevlasına kavuşmayı isteyen abid.
Müminin ölüme gidişi, evinden uzak kalmış birisinin tekrar evine ve ailesine dönmesi gibi iştiyaklı, kafirin ise evden kaçan bir kölenin efendisine dönmesi gibidir.
Vaiz(öğüt verici) olarak ölüm yeter denmiştir.Lezzetleri unutturan ölümü hatırlayın.
YAHUDİLER
YAHUDİLER
Yahudiler “Mücessime” veya “Hululiyye” inancına yatkındırlar bu nedenle Samirinin yaptığı put konusunda kalblerine hemen bir sevgi yerleşti
KAFİR YAŞAMAYA HARİSTİR
Kafirler yaşamaya haristirler.İsterler ki bin yıl yaşasınlar..Yahudiler Cennetin sadece kendilerine ait olacağını idida etmekte idiler.bu nedenle Hak teala buyurmuştur ki “Ahiret yurdu diğer insanlara değilde yalnızca size ait ise ve bu iddianızda doğru iseniz haydi ölümü temenni edin”(Bakara 94) denilmiştir.deva meden ayetlerde “Yemin olsun ki , sen onları yaşamaya karşı insanların en düşkünü olarak bulursun.Putperestlerden her biri de arzular ki , bin sene yaşasın.Oysa yaşatılması hiç kimseyi azaptan uzaklaştırmaz.Allah onların yapmakta olduklarını eksiksiz görür”.
HASED
HASED
Yahudiler ahir zamanda bir nebinin
çıkacağına inanıyorlardı ve onun da Hs.İshak’ın soyundan geleceğini
düşünüyorlardı.Hz.Peygamber Efendimiz, Hz.İsmail7in soyundan çıkınca nübüvvetin
Beni İsrail'in elinden çıkmasından hoşlanmadılar ve hased etmeye başladılar.Böylece
gadap üstüne gadabı hak ettiler.Cenab-ı Hakk7ın azabı, müminler için terbiye ve
temizleme, kafirlere ise gerçek bir azap ve eziyettir.
Nübüvvet “kesbi” olmayıp başlı başına
Hak Teala’nın seçtiği bir kuluna verdiği görevdir.”Velayet” de çalışmayla elde
edilemeyen ilahi bir lütuftur.Hatta ve hatta mertebe ve makamlar ilahi ihsan
olup çalışmayla elde edilemez. Cahiller , bu mertebelere ulaşmış kimselere
“dedikodu” ile dil uzatırlar.
PEYGAMBERİMİZİN ZEHİRLENMESİ,
CENABI PEYGAMBER’İN ZEHİRLENMESİ
Mesnevi de buyrulur: Gücün yettikçe kul ol, sultan olma.Top
gibi zahmet çekici ol, çevgan (sopa) gibi yaralayıcı olma
İSA SÜRYANİCESİ
İSA’NIN SÜRYANİCESİ
Meryem, Süryanice “Hizmetçi” veya “Köjle “ manasına gelir.
Annesi , Hz.Meryem’i mabedin hizmetine verdiği ve onun Allah’a olan yüksek
ibadetinden dolayı Cenab-ı Hakk da onu kur’an da bu isimle nebilerle birlikte
yedi kez zikretmiş, ve nebilere hitap ettiği gibi , ona da hitap
etmiştir.Mesala :”Ey Meryem, Rabbine
ibadetine devam et, secde et ve rükua gidenlerle sen de rükua git”(Ali
imran 3/43
MUSA'DAN SONRA GELEN SIRALI PEYGAMBERLER
MUSA’DAN SONRA GELEN SIRALI PEYGAMBERLER
Hak Teala Bakara
suresi 87 ayetinde “Musa’dan sonra sırayla birbirlerini takip eden
peygamberler gönderdik” buyrulmuştur.Bu peygamberler de :Yuşa, Şumuyil, Davud,
Süleyman,Şem’un, Şu’ya , İirmiya, Uzeyr, Hizakyel, İlyas, Elyasa, Yunus,
Zekeriya, Yahya ve diğerleridir.