Ebu Ali Ruzbari hazretleri anlatır.Bir gün hamama gittim.bir derviş elbisesi gördüm.Dervişlere sevgim olduğu için bu dervişi görmek için içeri girdim ki bu derviş genç birine hizmet ediyor,elbisesini giydiriyor.Ancak,genç olan kişi,dervişe hiç itibar etmiyor.Nihayet gideceği zaman derviş gence :"Yahu biz bu kadar hizmette bulunuyoruz da sen bir nazar bile etmiyorsun?"deyince genç:"Öl ki sana nazar edeyim"der demez derviş başını yere koyup ruhunu teslim etti.Ben hayrette kaldım.Birkaç sene sonra hicaza giderken yolda fakir görünüşlü bu gence tekrar rastladım ve bu vakıayı sordum.Bana şöyle söyle di:"Evet böyle bir küstahlık yaptım.O zat büyük bir adem imiş bilemedim.Alakayı mecazi erbabından sandım.Fakat değilmiş,beni sevmiş,heva ve hevesimden beni kurtarmak istemiş sırf bu maksatla fedayı can edişi bana öyle tesir etti ki o zamandan beri her sene hac eder sonra onun kabrini ziyaretle haccımı ona bağışlarım.O zat canını benim hidayetim için feda etti.Ben de ömrümü ona feda ediyorum"dedi.
KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
31 Aralık 2015 Perşembe
MAKAMI İTTİHAD
"Bu yola o kadar git ki,ikilik kalksın;ve eğer ikilik mevcud ise yolculukda kalksın.Sen O olmazsın ve fakat cehd edersen bir yere erişirsin ki ,senden senlik kalkar"(Evhadüddin Kirmani)
İBADET ETMENİN SINIRLARI
Nahl 16/99 ayetinde "Sana yakin gelinceye kadar Rabbine ibadet et"ayetinden anlaşılacağı üzere İbadet hakk-ı yakin mertebesine kadardır,ondan sonra "ubudet"başlar;zira "ibadet"hakkın emrine nefsin zorlukla ve zevksiz teveccüh etmesidir;ve "ubudet"ise mertebe-i yakinde nefsin kendi sıfatından fani ve ruhun sıfatı zahir olması sebebiyle HAKK'IN HİZMETİNE ZEVK İLE KOŞMASIDIR.Karşılık ücreti gören'e(zevki tadan'a)zorluk olmaz ki.Bunun için savaşta,gideceği cenneti temaşa edenler beden uzuvlarından vazgeçip düşman üzerine saldırırlar.Kör ne yapsın ki.O ancak Nefsinizi tehlikeye atmayın ayetini vird edinerek teselli bulmaya çalışır ancak bu kendini aldatmadır.
ÜSTÜN OLDUĞUNU SANMAK KAHRA UĞRAMAKTIR
Hırsız bir eve girer ve ev sahibinin altınlarını çalar.Ev sahibi kahrolur.Ancak polis yetişir ve hırsızı yakalar .Aslında hırsız kahrolmuştur.Bu örnekte olduğu gibi,dünyevi makamları nedeniyle kuvvetli olanlar adaletsiz davranıp zaifleri kahrettiği vakit aslında kendi kahırlarına cüret etmişlerdir.Çünkü KAHHAR olan Hakk hazır ve nazırdır.Bu kötü fiilin karşılığı mutlaka doğmuş ve büyümektedir.Mutlaka babasını bulacaktır.
Sevgili HÜVE sen ne yücesin ve Münezzehsin! / Tülay Kadı
Gelelim TAMlık bahsine...
Adem' in Havva'ya düşkünlüğü KENDİne olan düşkünlüğü, tıpkı bel kemiğinde oluşan boşluğu tamamlamak istemesi gibi!
Havva' nin Adem'e düşkünlüğü ise vatanını, yerini bulmak arzusundandır!
Batın' da ise erkek RuH' u kadın ise nefs'i temsil eder!
Ruh nefisten üstündür, eşit olmaz! Çünkü nefis ağaca ( TUBA ) yaklaşan acemi ve eğitilebilir yanımızdır! Reşad olabilmek için her algıya açtır, açıktır!
(Acele örtülen yaprak misal, yaprak ve başak akrabalığı,samimiyeti ifade eder havasta)
Böylece nefs ruha tabi olmalıdır!
Kendini bilmek ilmi ise bu yüzden farzdır!
Insana (ezmi belest) verdiği sözü hatırlatsın diye kafa gözü değil gönül gözü verilir!
Gönül gözü açık kimse RUH ilmi üzerinden Keşif sahibidir!
RUH ilmine malik kimse, bir hastalığı'n tedavisi için bile cinlere, ilaçlara, beşere dilenmez! Hepsinin kimyasını bilir ve ne lazımsa onu dahil eder reçeteye!
Yani RUH üzerinden heryere, herkese, herşeye erişir!
Çünkü RUH asıl ve asil olan tek sonsuz bağlantıdır!
Böylece aciz değildir, beklentisiz ve tamdır!
Daha sı ruh hastalıkları yalnış bir tanımlamadır! Kanaatimce ruh bölünemez ve parçalanmaz olan böylesi sonsuz ve tam olan nasıl hasta olabilir?
Hasta olan beklenti yani vehim ve vesvese sahibi olan zihindir!
Ancak yine de Kutsal ruh başka ve müstesnadır!
Nihayetsiz uzak, nihayetsiz yakın olan HÜVE' nin tamamlanmak ve tevhide ulaşmak üzere olan benzersiz işleri...
Mesele sonsuzluğa gidip, geri dönebilmek ve HÜVE' nin tevhid yasası gereği işlerini her alemde sevmek ve benimsemektir!
Orada kalan çok olsa da, bu kimselerin kime ne faydası olabilir? Mesele BURDA olmaktır!
AN' ı lezzet saymaktır!
Meczuplar ve veliler yine de kınanmaz çünkü tevhid yasası gereği kınanan ile mutlak helalleştiriliriz!
“Allahu Teâlâ buyurmuştur:
Her kim sevdiğim kuluma düşmanlık ederse, Ben de ona harb ilân ederim. Kulum, kendisine farz kıldığım ibadetleri yerine getirmekten daha sevimli bir şey ile bana yaklaşamaz. Her zaman kulum Bana nafile ibadetleri ile yaklaşmak ister. Nihayet Ben ona muhabbet ederim. Artık Ben kulumu sevince onun İşitir kulağı, görür gözü, tutar eli, yürür ayağı mesabesinde olurum. Dili ile de her ne isterse muhakkak onları veririm. Bana sığınmak isteyince muhakkak kuluma inayet ederim.”
Sevgili HÜVE sen ne yücesin ve Münezzehsin!
"Ey iman edenler, iman ediniz" ayetinin duası ile...
Selamlar ve sevgiler
Tülay Kadı

MUSTAFA HAKİ HAZRETLERİNİN SOHBETİ
"Ashab-ı Kiram,sohbet ile yükseldi.Onlar dini bildirenlerdir.Onlara dil uzatan,dini yıkar.Onların imanda ayrılıkları yoktur.Hepsi bütün velilerden üstündür.İnsana lazım olan önce Ehli sünnete uygun olarak inanmak,sonra Allah Tealanın emir ve yasaklarına uymak ve tasavvuf yolunda ilerlemektir.İslam'ın temeli,Ehl-i sünnet alimlerinin bildirdiklerine inanmak ve yapmaktır".
"Müslüman temiz toprağa benzer.Temiz toprağa her şe atılır.Hakaret görebilir,eziyet görebilir,cefaya uğrayabilir.Lakin ondan hep güzel,temiz,faydalı şeyler çıkar.Müminin,insanları ayırmadan ,hepsine aynı şekilde davranması ve güzel ahlaklı olması lazımdır".
"Bir kimsenin havada uçtuğunu,su üzerinde yürüdüğünü görseniz,İslamiyetin emir ve yasaklarına uymaktaki hassasiyetine bakınız.Şayet bu tam ise ,ona uyabilirsiniz.Eğer emir ve yasaklarda gevşeklik varsa hemen ondan uzaklaşınız.Çünkü zararı dokunur".
"Müslüman temiz toprağa benzer.Temiz toprağa her şe atılır.Hakaret görebilir,eziyet görebilir,cefaya uğrayabilir.Lakin ondan hep güzel,temiz,faydalı şeyler çıkar.Müminin,insanları ayırmadan ,hepsine aynı şekilde davranması ve güzel ahlaklı olması lazımdır".
"Bir kimsenin havada uçtuğunu,su üzerinde yürüdüğünü görseniz,İslamiyetin emir ve yasaklarına uymaktaki hassasiyetine bakınız.Şayet bu tam ise ,ona uyabilirsiniz.Eğer emir ve yasaklarda gevşeklik varsa hemen ondan uzaklaşınız.Çünkü zararı dokunur".
"O -MU-MUU" SESİ
Mekke-i Mükerremede medfun Yahya Dağıstani hazretlerinin oğlu Halil Hamdi Paşa,bir temsil ile Çorumlu Mustafa Rumi hazretlerini şu remizleri işaret etti."Köylerde bulunan hayvanat,dana,öküz ,buzağı,tosun v.s otlatmak için çoban nezaretinde köy merasınaı çıkartırlar.Bunlar otlak mahalline giderken neşe ile koşup,sıçrar,tosun ineklerin üzerine çıkma hareketi yapar.Koca öküzün biri kendinde güç bulamayınca ufak bir tepe üzerinde durup önde neşe içinde koşuşanları,sıçrayanları seyredip kemal-i aşku neşesinden bir güzel ayrı ses ile "O-mu-mu!"diye nida eder,yani:"Ben bu neşeden ve cümbüşten isterim.Ama ne çare ki ,kudret-ü kuvvetim kalmamıştır,eski zamanım yoktur.Bari söz durmayın bu işle meşgul olun"diye onlara neşe vermek için öylece ses ile bağırır.Bunun gibi,şimdi fakiriniz ile Aşçı dede duacınız,işte böyle ihtiyar koca öküz gibi olup,süluk ve terakki neşe ve cünbüşünden geri kaldığımız cihetle artık süluk yolunda civan merdanelere uzaktan nazar edip"O-mu-muu"diye nida ediyoruz"buyurdular.Şeyh efendi işi anlayıp "Aşk ve sülukun sonu yoktur"gerçeğini işaretle Yusuf suresi 76 ayetini okudular.(Aşçı İbrahim Dede).
AŞKIN MİSAL İLE TARİFİ
Çorumlu Mustafa Rumi hazretlerinin anlatımıdır:"Aşk ne şeydir,nasıl olur der isen,sana bir temsil ve hikaye ile aşkı beyan edeyim.Bir deveci devesini kaybetmiş.Aramak için sahralarda dolaşırken çeşme başında bır kız görmüş.İstemiş ki bu kıza'da sorayım acep devemi görmüşmüdür diye.Yanına yaklaşıp buralarda deve görüp görmediğini sormuş.Kız ona cevabında demiş ki:"Beni babam dayımın oğluna verecektir.Ben ona varmıyorum,istemem,ben filana varacağım!".Deveci tekrar:"Kızım ben senden develeri sual ediyorum".Tekrar kız cevabında:"Canım emmi,dedim ya ,ben ona varmayacağım,filana varacağım"demiş.Deveci bir kaç defa böyle tekrar tekrar sormuş ise de fayda etmemiş kız yine efkarını(fikrini)söylüyor.Deveci anlamış ki bu işi anlatıvermeyecektir.oradan gitmiş.
İŞTE AŞKI İLAHİDE OLAN ZAT BÖYLE OLMALI,YANİ AŞKI İLAHİDEN BAŞKA BİR ŞEY BİLMEMELİ."
İŞTE AŞKI İLAHİDE OLAN ZAT BÖYLE OLMALI,YANİ AŞKI İLAHİDEN BAŞKA BİR ŞEY BİLMEMELİ."
RUHUN ÜÇ ÇEŞİDİ-Hz.Ken'an Rifai k.s
Üç çeşit ruh vardır.Biri hayvani ruh'tur ki bu hem insanda,hem hayvanda bulunur.İkincisi ise ruh-ı revandır ki,insanda bulunur ve uyku halinde de bedenden ayrılıp bir çok şeyler görür.Rüyada gezip konuşmak,oturmak kalmkmak gibi.Vücut yatakta hareket etmeyip sabit dururken ruhu revan bu işleri yaparken vücut ile alakasını da kesmiyor.Rüyada korkulduğu zaman bağırma,ağlama v.s halleri bu irtibatın delilidir.Birde İzafi Ruh vardır ki ,o ancak bir kamil insana vusul ile kazanılır.İşte cezbeyi kabul eden bu ruh,can-ı can-ı candır.Yani bir can vardır.bunun içinde bir can daha vardır ki o da Hakikat-i Muhammediyyedir.Bir can daha vardır ki Sırrullahtır.Allah'tır.Yani can-ı can-ı can budur"^Hz.Kenan Rıfai
AKRABALIĞIN HAKİKATI NEDİR?SULBİYET NEREYE KADARDIR?
Akrabalığı aynı sulbten(aynı ana babadan )doğanlar için algılarız.Ana,baba,kardeş,yeğen,amca-dayı hala-teyze,oğlan-kız şeklindeki bu tarif ne derece doğrudur?Kaderleri farklı olanlar nasıl yakın olurlar.Ana-Baba'yı anlıyoruz.Sayü gayret ve emekleri var üzerimizde.Evlad-ı da anlıyoruz,ihtiyarlığımızın sigortası.Aynı İlahi ismin terbiye ettikleri kişiler duygu ,düşünce yönünden birliktelikleri daha kolay iken,illaki sulb aramak gereklimidir akraba olmak için.Din kardeşi olmak aynı okula devam ettiğimizi gösterir.Aynı okulda Sınıfımızda bulunan kişilerle olan arkadaşlığımız ner de,farklı sınıflarda olan kişilerle olan alakamız nerde?Bu açıdan değerlendirdiğimizde,aynı mürşitte bir araya gelmiş olanlar kurbiyyette ileri olanlardır.Miras'da ortaya çıkan durum,akrabalığın kuvvetini gösterir.
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
MİRAC
Yükselmek anlamındadır.Saygı duyduğumuzu hep yükseltiriz.Peki Hakk'a yakın olmanın yukarı-aşağı ile alakası varmıdır?Yoktur.Yukarı-aşağı kavramı bizim varlığımızın gereğidir.Bizim konumumuza göre yukarı-aşağı ölçülerini koyarız.Varlığımız hapsinden kurtulursak YOK için aşağı-yukarı-uzak-yakın-tez-geç gibi ZAMAN VE MEKAN ifadeleri kalır mı?VARLIĞIN MAĞRURLUĞUNDAN KURTUL Kİ MİRACIN MÜMKÜN OLSUN.
PEYGAMBERLER VE TABİ OLDUKLARI İLAHi İSİMLER
Efendimiz buyurmuştur:"Benim miracımın,Yunus'un miracı üzerine fazileti yoktur".Efendimizin miracı(Hakk'a ulaşması)Sema'da arş üstünde oldu.Hz.Yunus'un miracı balık karnında vaki oldu.Resul olmak cihetinden Peygamberler arasında efdaliyyet yoktur.Bakara 2/285:Resullerden hiçbirinin arasını tefrik etmeyiz"şeklinde bu manaya işarettir.Ancak;Bakara 2/253 "Bu peygamberlerin bazısını bazısı üzerine tafdil ettik"ayetinden ise şunu anlamak gerekmiş:Her peygamberde zahir olan ahval ,o peygamberin tabi olduğu bir ismi ilahinin icabatı dairesinde vaki olur imiş.Hz.Salih Peygamber İsmi FETTAH,Hz.Musa ismi ZAHİR,Hz.İsa ismi BATIN ın mazharı idiler.Peygamber Efendimiz BÜTÜN İSİMLERİN MAZHARI olmakla kendisinde galip olan sadece bir isim yoktur.Bu nedenle cümle enbiyaya imamlık yaptırmıştır.
HAKİKİ İSLAM NE ZAMAN YAŞANIR?
İdareci ,HZ.EBUBEKİR,HAZRETİ ÖMER,HAZRETİ OSMAN,HAZRETİ ALİ meşrebini (Sadakat ve teslimiyeti-adaleti-haya ve fedakarlığı-ilim ve cesareti )cem etmiş olursa Hakiki islam Devlet anlamında yaşanabilir.Böyle bir zat ALLAH vergisidir.Bu zatın gelmesi toplumun istemesine bağlıdır.Yahutta,Tüm ehli küfür(ABD,RUS,İSRAİL,İNGİLİZ ve FRANSIZ zalimleri)İslamın Harimine(KABE VE RAVZAİ MUTAHHARAYA)saldırması durumunda Gayretullah çoşacak ve belkide tüm güzel huyların kaynağı olan ZAT,tekrar avdet edecek.
TAHT'TAN VE TAC'DAN KAÇMAK
Sahebenin hali idi.İmam Azam Ebu Hanife bu nedenle Kadılık makamını kabul etmedi.Bilmekte idi ki vereceği hükümleri kabul etmeyecek bir hükümdar mevcut.Bilmekte idi ki hükümdar,nefsi doğrultusunda kendisinden fetva isteyecek.Ebu Hanife bilmiyormuydu ki bir saatlik adaletin yüz yıllık ibadete bedel olduğunu.Biliyordu.Ama saltanat sahiplerini de ,yaptıkları zulumü de biliyordu.Üstelik bu Saltanat sahipleri İslam adına hareket ettiklerini ifade etmekteydi.KILIÇ,ADALETİN BİR ADIM ÖNÜNDE OLDUĞU MÜDDETÇE İSLAM YAŞANAMAZ.
KUTLU ZAMAN,KUTLU MEKAN-KUTLU DURUM
İnsan,Mürşid-i Hakiki olan Allah'la ile birlikte olduğu" an-Mekan-Hal ",o kimse için kutlu imiş.Diğer bir anlatıma,Kul,Cenabı Hakkı ne zaman anar,ona olan muhtaciyeti nedeniyle O'nu ister ve tefekkür ederse,bu hali doğuran zahiri şartları kutlu kabul etmek gerekmiş.Ekseri insan için bu durum nefsin haz etmediği şartlardır.BELA,HASTALIK,MUSİBET V.S.Mümin bu durumu kazanç kapısı olarak değerlendirirse kayıpların kazanca tahvil edildiğini görür."Rabbena atina fiddünya haseneten ve gil ahireti haseneten fegına azaben nar"
DAİMA SEÇİM KAZANANLAR
Sanmasınlar ki bu sonuç Hakk yanında makbuliyetlerinin gereğidir.Çünkü "Ömür uzatılırsa meşakketler başlar"bir düsturdur.Çok yaşlı bir insan beşeri ihtiyaçlarını dahi göremez,muhtaç,acınacak bir şekilde başkasının yardımını gözlediği gibi bedenende acıları duyar.Bireyin başına gelen bu hal,bireyin oluşturduğu topluluklarında başına gelecektir.Bu nedenle ADALET VE NİMETE ŞÜKÜR gerekir.Şükür ,sadece dil ile "Elhamdülillah"demek değildir.ADALET ,sana emanet edilen bir kibrit parçasında tüm milletin hak sahibi olduğunun idrakinde olmaktır.Nefsine olan harcamalar da dahi.KAYBETMEKTE Kİ KAZANÇ ise tamamıyla bambaşkadır.Tıpkı Hdeybiye anlaşması akabinde kırık Kalpli ashabıh "İNNA FETAHNA"ile müjdelenmesidir.
KALPLERDEKİ GEL-GİT LER
Seyrü Süluk esnasında bu hale büyükler:ACABA-RECABA diye bir tabir kullanırlar ki Mürşide(manevi olan kabul edilen Allah adamına)karşı müridde hasıl olan gel gitleri ifadeden kinayedir.Şüphesiz bir an olur kalp mürşitten dolayı çok rahattır ki büyükler buna bast hali der.Zaman olr kalpde şüpheler oluşur ACABA diye başlayan şüphelerdir.Bu hal,vesvese suretiyle şeytanın kalbe attığı düşüncelerdir.Kamil olan Mürşid bu hususta bazen kendi hakikatını gizlemek için yanlış davranışlarda da bulunabilir.Ki Melamet meşrepli olanlar daima kendilerini setretmek için nefislerini tan edici haller içinde olurlar.Şöhretin,bilinmenin,tanınmanın afetlerinden kendilerini korumak için böyle yaparlar.Çünkü AMELLER NİYETLERE GÖREDİR.
KABE'NİN İÇİNE GİRMEK
Umre Yapan cumhurbaşkanımız için Kabe'nin kapısı,kral tarafından açılmış ve kabenin içine aile girip ibadet yapmışlar.Şühpesiz bir bahtiyarlık.Bu bahtiyarlığa erişebilmek için demek ki kral mesabesinde olan bir mevkie gelmekle bu dünyada mümkün olabilirmiş.Bu geçici bir mutluluktur.Çünkü içerisinde üç direk mevcut olup istediğin tarafa müteveccihen namaz kılabilirsin.Ancak Kabe'nin içine girmek işi tamam etmez ki sahibine ulaşmak işi tamam eder.Kabe'nin sahibine ulaşmak için suud kralı ile aşina olmaya gerek yok ki.Halkın değer vermedikleri içinde olan bir engin gönüllüye vasıl olup onun gönlüne girebilmişsen çaldın düdüğü demektir.
KABENİN ÖRTÜSÜNE TUTUNANLAR
Herkes bir gaye ile Kabe örtüsünü tutar ve niyaz eder:Ya Rab bize cemalini ver diyenler ki bunlar Aşıklardır.Ya Rab bize cennetini ve nimetlerini ver diye yalvaranlardır ki bunlar ehli ibadet ve zahitlerdir.Ya Rab işlerimizi iyi eyle,rızkımızı artır,sağlığımızı ver diyenlerdir ki bunlar ehli dünyadır.Ya Rab,bizi ehli islama karşı galip getir diyenlerdir ki bunlar Mekke müşrikleridir.Bedir harbi öncesi Kabenin örtüsüne tutunup böyle yalvarmışlardı.YALVARIŞIN ZAHİR SURETİ KABE ÖRTÜSÜNE TUTUNARAK YAPILIR.YALVARIŞIN HAKİKİ SURETİ PİR ETEĞİNİ TUTUP,ONUN YOLUNDAN GİDİLEREK YAPILIR.
30 Aralık 2015 Çarşamba
DÜNYADAN ŞİKAYET
Büyükler dünyadan şikayete asla rıza göstermezler.Sureti istimale göre (kullanım durumuna göre)dünya hem makbul hem kötüdür.Dünyayı içimize sokmaz,Allah işine muavin olarak kullanırsak,çok iyi ve çok makbuldur.Bilakis Dünya'yı ,yani dünyanın muhabbetini içimize sokarsak,dünya işleri ve meşguliyeti bizi,zikir ve fikrimizden ve huzurumuzdan alıkoyar.Bu durumda dünya hayatı bizim için kötü neticelenir.
KORKANLARA
Mahluktan korkanlar,korktuklarından kaçarlar,firar ederler.Fakat Allah'dan korkanlar ,O'na firar ederler.Emri ilahi:"o halde (Habibim de ki):Hepiniz Allah'a kaçın.Zariyat 51/50.
CENABI HAKKA DERHAL VASIL OLAN ÜÇ ŞEY
Efendimiz buyurmuştur:"Üç şey muhakkak Cenab-ı Hakka vasıldır:1-İnsanın kalbinin nuruyla beraber olan tevhidi 2-Ana-babanın evlat hakkındaki duası 3-Mazlumun duası.Velev bu mazlum kafir olsa dahi
MAĞRİPLİ BİR PADİŞAHIN ÜÇ AYETTEKİ TEREDDÜDÜ
Mağrip padişahlarından veya umerasından bir zat,bir şeyhe derki:"Üç ayeti kerimede şüphem var,lütfen bunları izah et ki şüphem zail olsun".Birisi:Cenab-ı Hakk buyuruyor ki:"Hakikaten insan için ,kendi çalıştığından başkası yoktur.Hakikaten çalıştığı ilerde(kıyamet gününde mizanda)görülecek"(Necm 53/39-40).Halbuki bizim sa'yımızın.ibadet ve taatımızın ne hükmü var?Bununla nasıl Niam-ı Cinanı(cennet nimetlerini) buluruz?"O zat cevaben buyurur ki:"Evet doğrudur.Bu ayet-i Kerime Muktezayı Adli İlahidir.Niam-ı Cinan vesair nimetleri bulmak ise,muktezayı adl olmayıp,muktezayı Fazlu Keremi Sübhanidir".
Padişah ikinci hususu söyler:"Peygamber Efendimiz(s.a.v):Cera macera ceffel kalem"buyurmuş.Madem ki olan olmuştur."Her gün O bir iştedir"ayeti kerimesinin tevili nedir? ve nasıldır?".O zat cevaben buyurur ki:Cera macera ceffel kalem )emri doğrudur.Mukadderatı ilahiyye ezelde olan Takdiri ilahidir.değişmiz."Her gün O bir işdedir"ise o mukadderatın şimdiki zuhur asarıdır.Zuhuru asard'a ,mukadderatın tağyirini icab ettirmez.Cenabı hak,takdirini yine takdiri ile tağyir edebilir.Hususiyle Ezel,Ebed,Hal,Mazi ve istikbal,zaman ve mekan mefhumları,hep bize göredir.Cenab-ı Hak zamandan ve mekandan münezzehtir.Hakk'a nisbetle o gün aynıyla bugündür.Mukadderatımızı işte şu anda takdir buyuruyor.Üçüncü tereddütü nakleden anlatmamıştır.Padişah bu üç cevap üzerine o şeyhe ellibin altın verdiği rivayet olunur.
RIZKIN İKİ ÇEŞİDİ
Cesidin rızkı.Topraktan yetişenlerdir.Bu gıdaları alarak ceset hayatını devam ettirir.Buna rızkın Surisi'de denilir.Bir de rızkın Manevisi vardırki Ulvi olan Kalp,Ruh e sırrın gidasıdır.Bunların hayy kalması için bu manevi rızka ihtiyaç vardır.Manevi rızkın gelmesi için süfli olan cesedimizden zikir,fikir,suyü gayret ve muhabbeti ulviye göndermemiz gerekirki,ulvi'den bize bir manevi rızk gelsin.
EBU LEHEB'İN CEHENNEMDE YANMAYACAĞI GÜN
Efendimiz,bu günün pazartesi olduğunu beyanla sebebini şöyle buyurmuştur:Benim doğduğum gün olan pazartesi günü ,criyesi kendisine müjde götürdüğü zaman bu cariyeyi azad etmiştir.İşte bundan dolayı o günlerde yanmayacaktır".
SİYAH RENK ALLAH RENGİDİR
Siyah renk Allah Rengidir.Çünkü ,her renk kendisinden gayri bir rengi ,bir boyayı kabul eder.Lakin siyah renk,ikinci bir renk ve boyayı kabul etmez.Bunun için Kabe-i Muazzama'nın taşı ve örtüsüde siyahtır.
NASİHATÇILARIN EN İYİSİ
En iyi Nasıh(nasihat eden,vaaz veren),evvelemirde,yapacağı işi kendisi yapıp tahakkuk ettirdikten sonra ,halka tavsiye edendir".Meşhur hadise:Bir Köle İmam Azam hazretlerine gelerek ,kendisini azat etmesi yönünde efendisine nasihat etmesini niyaz etmiş.Hazreti İmam,cevap vermemiş,ancak aradan üç ay geçtikten sonra efendisine bu yönde telkinatta bulununca ,o adam kölesini azat etmiş.Köle ,imam-ı azam'a gelerek :Niçin bu talebini üç ay sonra efendisine ilettiğini sormuş.Hazret şöyle cevap vermiş:"Benim hiç kölem yoktu.Bu nedenle azat etme nasihatımın karşılık bulması için bu üç aylık sürede helal kazancımla bir köle satın aldım.sonra azat ettim.bundan sonra senin efendine bu nasihatı yaptım.gecikmem bundandır."
SUFİNİN DOKUZ MADDE İLE TARİFİ
"Sufi"üç harftir.ve her harfte üç şeye işarettir.1-SAD harfi a-Safaya 2-Sabra,3-Sıdk'a 2-VAV harfi a-Vikaye, b-Vedd'e(dostluk,sevgi,muhabbet) c-Vird'e 3-FE harfi a-Fakr'a b-Fena'ya c-Ferd'e.Bir kimse dokuz madde ile beyan edilen evsafı bir araya getirmezse o adam sufi değildir.
HER HALUKARDA HÜSNÜ MUAMELE
Cenabı Hakk,Hz.Musa'ya:"Ya Musa,kullarıma unfile(sertlik),şiddet ve gılzet(sertlik ve kabalık)le muamele etme.Onları Kavl-i leyyinle hitap et.Ben nasıl ki onları tazip (azap etme)ve muahezede (hesaba çekme amaçlı sorgulama)istical(acele)etmiyorsam sen de böyle muameleyi öğren ve öyle yap.Teenni ile hareket et.Olur ki bunlar insaf eder ve dönerler.Şayet dönmezlerse ,onların hakkından ben gelirim.Bir de kullarıma daima benim nimetimden bahset.Sen böyle yaptıkça ,onlar beni sevmeye başlarlar"buyurmuştur.
Bazılarımız Avrupa insan hakları sözleşmesinin Makul sürede yargılanma maddesinden dolayı,kusur işleyen insanların hemen cezaya çarptırılmasını ve mahvolmasını isterlerse hadise öyle değildir.
Bazılarımız Avrupa insan hakları sözleşmesinin Makul sürede yargılanma maddesinden dolayı,kusur işleyen insanların hemen cezaya çarptırılmasını ve mahvolmasını isterlerse hadise öyle değildir.
ERZURUMLU HABİB BABA
Erzurum'da Habib baba isimli Kamil bir zat imiş.Nakledilir ki ,Farsçayı gayet iyi bilen bir Hoca evinde mesnevi dersi okuturmuş.O günkü konu Meşayihin kusurları ile alakalı imiş.Habib baba,adeti olmamasına rağmen o gün bu hocaya misafir olmuş.Dersın başlama saati gelmesine rağmen hoca bir türlü derse başlamıyor.Hoca ders yapmak istemiyor.Çünkü,konu Habib Efendi'yi rahatsız eder diye düşünüyor.Habib Efendi Hoca'ya hitaben:"Mesnevi'nin bugünkü bahsini,ne olduğunu bildiğim için dinlemeğe geldim.Lütfen okuyunuz"der.Ders başlar.Meşayihin kusurları okundukça Habib Efendi eli göğsünde boynu bükük:"Eyvallah,kusur bendedir"dermiş.Habib Efendi vefat ederken:"YALAN DAVA İLE MAŞUK SEVİLMEZ,AŞIK'IN GÖZÜNDEN KAN GELİR DERLER"diye söylermiş.Vefatından sonra hakikaten sağ gözünden ,bir kan fışkırıp defnoluncaya kadar bu kan devam etmiş.MUHABBET İDDİASI,KURU VE YALAN OLMAMALI imiş.
HZ.MUSA'NIN KORKU İLE FİRARI VE HZ.ŞUAYB'İ BULMASI
Bir kıbtiyi öldüren Hz:Musa korku ile(öldürülmek korkusu)ile firar etti ve Medyen'e bulunan Hz.Şuayb'e gitti,O'nu buldu,ona teslim oldu,ona 10 yıl hizmet etti.Bu süreçte Hem Peygamber,hem sahib-i asa ve Kelimullah oldu.Demek ki Hakk'ın Celali'nin tecellisi olan korkudan kurtulup huzura ermek ve saadete nail olmak,Hz.Şuayp peygamber makamında olan Mürşid-i Kamil'e ulaşmakla mümkün olur imiş.
MÜMİN,HAKTEALA'NIN MEKRİNDEN NASIL EMİN OLUR
Mekr hile,tuzak demektir.Cenab-ı Hakk,öncesinden tuzak kurmaz.Kişinin kurduğu tuzağa karşı tuzak kurması şeklinde algılayabiliriz.Bu konuyu Müslümanlar yönünden değerlendirirsek en bariz örneği:Dini motifleri,kavramları dünyevi amaçla(insanları kendine celbetmek,onların kendisine saygı göstermesini istemek,maddi olarak sömürmek,onlara yönetici olmak v.s)kullanması müslümanın Cenab-ı Hakk'a karşı bir hilesidir.Bu hileye karşı Cenab-ı Hakk'da o kişiyi isteklerine ulaştırır ancak o kişinin yaptığı basit bir hata itibarının,dünyasının ve ahiretinin gitmesiyle sonuçlanan bir son olur.İşte Hakk'ın hilesi bu olur.Bu hileden kurtulmanın en kestirme yolu bir Pir-i Kamile bende olup O'nun yolunda giderek müritle şeyhin himmetinin birleşmesidir.
Nisa suresi 4/142-143 ayetinde :"Hakikat münafıklar(akıllarınca)Allah'a oyun etmek isterler.Halbu ki O,kendi oyunlarını başlarına geçirendir.Onlar namaza kalktıkları vakit üşene üşene kalkarlar,insanlara gösteriş yaparlar,Allah'ı (başka değil)ancak birazcık hatıra getirirler.Onlar(küfr ile iman)arasında bocalayan bir sürü kararsızlardır".Münafıkların ahvalinden bahseden Allah'ımız,aslında ey müminler sizler böyle olmayınız diyerek bize de hitap etmektedir.
Nisa suresi 4/142-143 ayetinde :"Hakikat münafıklar(akıllarınca)Allah'a oyun etmek isterler.Halbu ki O,kendi oyunlarını başlarına geçirendir.Onlar namaza kalktıkları vakit üşene üşene kalkarlar,insanlara gösteriş yaparlar,Allah'ı (başka değil)ancak birazcık hatıra getirirler.Onlar(küfr ile iman)arasında bocalayan bir sürü kararsızlardır".Münafıkların ahvalinden bahseden Allah'ımız,aslında ey müminler sizler böyle olmayınız diyerek bize de hitap etmektedir.
CİNSİN CİNSİNİ cezbetmesi
Cenab-ı Hakk'ın koyduğu kuraldır.Benzer kuşların birlikte uçması sözünün hakikatı olarak bu işi insanlar yönünden değerlendirirsek muhabbet ettiğimiz kimselerin cinsindeyizdir.
CANAB-İ HAKK'IN MEKRİ'NİN MUHATAPLARI(KAFİRLER-MÜNAFIKLAR-MÜMİNLER)
Cenabı Hakk kafirler ve münafıklar için:"Bana mekrederler de ben de onlara mekrederim"buyurmuştur.Acaba bu mekr müslümanlara ve müminlere de şümulü varmı dır?yokmudur?.Evet var imiş.MÜMİNLERİN KENDİ NEFİSLERİNİ TEZKİYE ETMEMESİ HAKTEALAYA KARŞI MEKİR VE HİLE İMİŞ.CENABI HAKKIN MEKRİDE ONLARI KENDİ NEFİSLERİNE TERK BUYURMASI İMİŞ.İbadet ve taat edenler yalnız Cennet'e razı olur bu sebeble batınlarının imarına himmet etmezlerse Cenneti bulurlar ama Huzur-u İlahi'den mahrum kalırlarmış.İşte büyük mekr.Ehli Tarik olanın,keşif ve keramete .siyasete ve riyasete ,büyüklüğe gönlünü bağlaması durumunda Hakteala bu isteklerini verir fakat Huzur ehli etmez.İşte büyük mekr.Her insana göre değişen böyle mekr mevcutmuş.
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
29 Aralık 2015 Salı
MENKIBE-Hacı mustafa Çorumi
Sultan Abdülhamit Han kuddise sırruh hazretleri Çorumlu Mustafa Rumi hazretlerini yanına çağırmış.Mübarek şöyle buyurmuş:"BİZİ ÇAĞIRIRSA ALLAH TEALA KATINDA BİZ,YANINA GİDERSE O HALK KATINDAN SİLİNİR".
MENKIBE-Mustafa Çorumi hz.
Müritlerinden bir kaç genç,Çorumlu Mustafa Rumi efendinin abdest suyunu ısıtırlarken şakalaşırlar.Su ısınınca abdest aldırmak üzere yanlarına gelirlerler ve eline değer değemez buyurur ki:"Çabuk bu suyu dökün ve birbirinizle oynaşmadan yeni bir su ısıtın.Zira bu su ile alınan abdestin,ibadeti de sohbeti de böyle ciddiyetsiz olur"
MENKIBE
Darendeli Muhmut Efendi,Hacı Mustafa Rumi Çorumi efendiye hizmet ederken,uzun süre kendisinde manevi bir ilerleme olmadığını görünce bu halini ,abdest suyunu dökerken Efendisine arz eder:"^Bunca zamandır hizmet ediyorum,benden sonra gelenler bile icazet aldı gitti ben hala aynı Mahmud'um"demiştir.Mübarek te:"Oğlum git mezarlığı gez"der.Mahmut Efendi mezarlığa giderken köprü üzerinde iki öküzün bir birine yol vermeyip boynuzu ile birinin köprüden diğerini düşürdüğünü görünce düşüren öküze sert bir nazarla bakar.Bu nazar akabinde öküz düşer ölür.Mezarlığı dolaştıktan sonra Efendinin huzuruna vardığında Efendi şunu söyler:"Bazıları vardır ki,bizden irşat vazifesi istiyorlar,onlara biz nasıl bu ağır görevi verebiliriz.Daha iki hayvan arasındaki muameleye dayanamıyor.Biz onlara nasıl ümmeti Muhammedi teslim ederiz".Bu kelamı duyan Mahmut efendi özür diler.
40 GÜN ÜCRETLİ TESPİH ÇEKTİRMEK
Hacı Mustafa Rumi Çorumi Efendi'ye uzun müddet fazla intisap eden olmayınca mübarekpara ile amele tutmuş,onlara iş buyurmamış,yapacakları işin tespih çekmek olduğunu belirtmiştir.Hergün tespih bittikten sonra işçiler ücretlerine alıp ertesi gün tekrar gelmişler.40 gün bu mihval üzerine tespih devam etmiş.Kırkıncı gün "artık bu günden sonra gelmeyin iş tamam oldu"denince bu kez ameleler:"Biz para istemeyiz"demişler ve bir çok kişi tarikata intisap etmiştir.Hacı Mustafa Rumi Çorumi hazretlerinin yolundan gelenleri tekrar etmek gerekirse(Hacı Mustafa Rumi Çorumi-Tokatlı Mustafa Haki efendi-Sivaslı İhramcızade İsmail Hakkı Efendi-Darendeli Hulusi Efendi)
EYYUB RUHSATI
İslam Hukukunda "Eyyub ruhsatı"diye bir bir usul zaman zaman yetimlerde ve cezaların tatbikinde kullanılmıştır.Bu usulün kaynağı Kur'an-ıKerimdir.Hadise şudur:Eyyüp peygamber,hastalığı sırasında bir yanlış anlama neticesi hanımı Rahme hatuna canı çok sıkılır ve iyileştiğinde ona 100 sopa vuracağına dair yemin eder.İyileşir.işin iç yüzünü anladığında,yeminine çare aramaya başlar.Çıkış yolunu Allah Teala gösterir.Yüz tane ekin sapını elinde bir araya getir .demet yapıp bağla ve yemini yerine getirmek üzere eşine bununla hafifce vur.Sad suresi 44 ayeti:"(Bir de dedik ki ,):Eline bir demet al ve onunla (eşine)ver;yemininde durmamazlık etme.doğrusu biz onu sabırlı bulduk.O ne güzel kul.O hakikaten daima Allah'a yönelmektedir".
AKIBET HAYROLA
Görmeyeceği
hakikattir bu körün
Kimine
sürgün, kimine düğün
Akıbet
hayrola dostlar bize
Zatı
Hak bakidir, gerisi yalan
Var
mı acep ecelden geri kalan
Aşığa
Yar’e kavuşmaktır o an
Akıbet
hayrola dostlar bize
Bak
işte, önce asla tutmaz sonrayı
Benzeridir,
bulamazsın aynıyı
Zikri Hak ile sar kalpteki yarayı
Akıbet
hayrola dostlar bize
Var
bir insanı kamilin iline
Katıl
onun nurdan seline
Sahip
ol eline, diline, beline
Akıbet
hayrola dostlar bize
Nereye
baksam, her şey tarumar
Kalmamış
ne mahremiyet ne de ar
Viran
olmuş o güzelim bağlar
Akıbet
hayrola dostlar bize
Ne
söylesem bana, sözü hoş gelir
Halim
nicedir, bilenlere kof gelir
Dilim
söyler, kalbimeyse boş gelir
Akıbet
hayrola dostlar bize
Alemi
gönül, hicrandan çağlar
Kendi
söyler, yalnız kendi ağlar
Dilimse
aldırmaz buna dostlar
Akıbet
hayrola dostlar bize
Ey
yazar sözüm sanadır bilesin
Bakma
gayrıya, halinle nicesin
Aşıksın
surete, bu husus kesin
Akıbet
hayrola dostlar bize
29.12.2015
HAKTEALA İLE ARAMIZ NASILDIR?
Nakşi Meşayihlerinden Abdülhalik Gücdivani hazretleri,çocukluğundan mektebe devam ederken bir adam gelir ve hocasına şu suali sorar:"Biz Hakk'ın bizden razı olduğunu nasıl bilelim?"Hoca efendi bu suale cevaptan aciz kalmış.Bunun üzerine Abdülhalik hazreteri o şahsa sormuş:"Sen Allah'tan razı mısın?,değilmisin?"O şahıs:"Evet razıyım"demiş.Abdülhalik hazretleri cevaben buyurmuşlar ki:"Bundan bil ki ,Hakteala'da senden razıdır;zira senden razı olmasa idi,bu rıza sıfatı sende zuhur etmez idi."
"EĞER MAŞUKUN SAYESİ AŞK ÜZERİNE DÜŞTÜ İSE NE VAKİ OLDU;BİZ VÜCUDDA O'NA MUHTAÇ İDİK,O'DA ZUHURDA BİZE MÜŞTAK İDİ"(Hafız Şirazi)
AŞKIN ZIT ETKİSİ
Aşk hem aşıkta,hem maşukta mevcuttur.ancak,aşığın vücudu aşktan zayıflar incelir,eğrilir.Maşukun vücudu ise bu aşktan zevk duyar ve semirir.Aşk makamı niyazda,maşuk ise makamı naz'dadır.Ancak;kalp,alemi manadan olduğu için cisimler gibi hicapları,perdeleri yoktur.Birinde bulunan mana,diğerine akseder.Yani kalbde birisine duyulan muhabbet mutlaka diğer kalbede yansır.
Nitekim İmam-ı Ali efendimize birisi"Ya Ali seni seviyorum"deyince Hz.Ali Efendimiz:"Yalan söylüyorsun"dedi.o kimse:"Neden bildin?"deyince Hz.Şah-ı Velayet:"Zira ben seni sevmiyorum ve benim indimde kalb şahittir"
Nitekim İmam-ı Ali efendimize birisi"Ya Ali seni seviyorum"deyince Hz.Ali Efendimiz:"Yalan söylüyorsun"dedi.o kimse:"Neden bildin?"deyince Hz.Şah-ı Velayet:"Zira ben seni sevmiyorum ve benim indimde kalb şahittir"
Aşk odu evvel düşer maşuka ondan aşıka
Şem'i gör ki yanmadan yandırmadı pervaneyi
VEFA AĞAÇLARI
İbrahim Suresi 14/24-25)"Görmez misin,Allah Teala nasıl bir mesel darp etti.Kelime-i tayyibe ,şecere-i tayyibe gibidir,onun aslı sabit ve feri semadadır.,her vakit Rabbi'nin izni ile semeresini verir ve Allah Teala nasa darb-ı mesel eder,umulur ki tezekkür edeler".Bu ayette geçen KELİME-İ TAYYİBE 'nin batın manası enbiya ve onların varisleri olan evliya ve onlara tabi olan müritler(ashabı hidayet)dir.Çünkü Cenab-ı Hak,Kur'an 'da İsa ve yahya aleyhisselam için "Kelime"ıtlak etmiştir.Güzel bir ağaç gibi olan cisimlerinden sadır olan amel ve söz meyveleri göğe yükselir.PEYGAMBERLER VE EVLİYAULLAH VEFA AĞAÇLARI GİBİDİR.ONLARIN AĞAÇLARI(MENAKIB SURETİYLE BİZLERE GELEN SÖZ VE DAVRANIŞ HİKAYELERİ)DAİMA MEYVE VERİR VE BU MEYVELER KALPLERİ UYANDIRIR.
KORKAN TEKRAR KORKUTULMAZ
Hz.Mevlana Efendimiz buyurmuştur ki:Ateş soğuk tencere içindir.Kaynamadan dolayı ağzı taşan tencereye ateşin lüzumu yoktur".Mümin bir hata işler nedamet duyar ve korkar.Bu korkan tekrar korkutulmaz.Tekrar korkutulan Hakka karşı arsız ve edebsiz olanlardır.Aşıklar ,kaynayan tencere gibi kaynadıkları için onların korkusunu kalplerden Cenab-ı Hak kaldırır.
KALP AMELİ NİÇİN BÜYÜKTÜR
Şüphesiz amellerin zahirini yerine getirmek elzemdir.Eskiden ibadet edenlerin çok olmasının nedeni,İdarecilerin islam fıkhını uygulayarak ibadet etmeyenleri cezalandırma korkusu ile halktan tepki görmekti.Bu zaman için İdareci korkusu kalktı.Halkın kınaması diye bir şeyde kalmadı.Buna rağmen zahiri ibadetlerimiz içine gösteriş ve riya karışması yüksek ihtimaldir.Ancak kalbi olan ibadetlerde korku yoktur.Riya ve gösterişte olamaz.Çünkü kalbi ibadeti Hakteala'dan başkası bilmez.Bu nedenle batın ibadeti ,zahir ibadetten büyüktür denilmiştir.
HANGİ ADEM DAHA İYİDİR?
Hz.İsa (a.s)dan sormuşlar:"Hangi ademler(insanlar)iyi ademdir?".Hz.İsa yerden bir avuç toprak alarak buyurmuş ki:"Bu toprağın hangisi iyidir,hangisi değildir?hepsi bir'dir.İnsanların yaratılışları da umumiyetle birdir.Kim ilahi emirlere itaat eder,zahir ve batınını imar ederse o iyidir.etmeyenler ise iyi değildir".
28 Aralık 2015 Pazartesi
DIŞ POLİTİKA KİMİN İŞİ?
![]() |
işid kadın esiri satıyor |
Suriye hadiseleri başladığı zaman AZİZİM'in kullandığı bir cümleyi birisi daha yeni söyledi.4 yıl evveline ait bir sözdü:"Oğlum Esed'e bir şey olmaz".Göç eden milyonlar,ölen yüzbinler,harab olmuş şehirler.Beşinci yılına giren bu savaşta bu söz:Haklı-Haksız noktasında sarf edilmemiştir.Sırrı Kader konusudur.80 milyonun yönetimine talip olanlar.Bu ülke,Gölgesinde say edeceğiniz Velilerden hali değildir.
ANCAK ,NEFİSLERİN TAÇLANDIĞI BAŞLAR EVLİYAYA SERFÜRU EDEMEZ.Sorun da zaten bu.
AKİDE KONULARI
![]() |
israil yahudi aile |
ŞEYTANIN SEDASI-EVLİYANIN SEDASI
İsra suresi 17/64"Ey Şeytan onlardan gücün yettiği kimseyi sesinle sarsıntıya uğrat.onların üzerine atlılarınla,piyadelerinle yaygarayı kopart.Mallarda ve evlatlarda onlara ortak ol.onlara vaadlerde bulun"dedi.Halbuki şeytan onlara ancak gururu va'd eder".İnsan Ruhaniyet tarafına meyl edince şeytan (cinni şeytan vesvesesi ile,libaslı şeytan-insan cinsinden olanı-sözleri ile)seni caydırmak için "Hak yoluna gidersen dünya kazancından geri kalıp fakir ve muhtaç olursun"der.Yahut,"dine yönelmek için yaşın genç.Daha önünde uzun zamanın var"der.Bu söz ve vesvese o kadar tesirli ve heybetlidir ki insanların ekserisi buna uyar.Peki,Evliya'nın sedası,sözü,nasihatı niçin bu kadar tesir etmiyorda,şeytanınki tesir ediyor denirse Mevlana Efendimiz bu soruya şöyle cevap vermiştir:Doğan kuşu sineğin avcısı olmaz,keklik avlar.İlmi ilahide Şekaveti sabit olan kimselerin çobanı şeytan,saadeti sabit olanların çobanı Enbiya ve evliyadır.Enbiya ve evliya ismi Hadi'nin mazharı olanlara tesir eder.Şeytan ismi Mudill'in mazharı olan olanlara tesir eder.
GÖKTEN İNENLER
Kaf suresi 50/9 ayeti:"Biz gökten mübarek olan suyu indirdik,onunla bahçeler ve biçilen hububatı bitirdik"
ayetinden herkes gökten yağan yağmuru algılar.Halbuki yağmurun yağması ve toprağa hayat bahşetmesi olağan,bilinen bir şeydir.Bu ayetin işaret ettiği mana Gökten inen vahyi ilahi(Peygambere vahiy,Evliyaya ilham)Mübareklerin lisanından beyan olunur ki bu sözler gönül bahçelerinde envaı marifetle ter ü taze bir şekilde ruhani gıdalar olan (hububut)marifi ilahiyi hasıl eder.
KÖRLERİN VAZİFESİ
HAÇKALI HOCA(Mustafa TARHAN)
Çorumlu Hacı mustafa Rumi efendiden irşat almıştır.Bir gece Manevi bir hal ile "Kalk"denilmiş ve Çorum iline gitmesi istenmiş.Şeyhine ilk defa geldiğin Şeyhi "Trabzon'dan benim misafirim gelecek,o gelmeden hiçbirinizi kabul etmeyeceğim"dediğinden yüzlerce kişinin kapıda beklediğini müşahede etmiş ve içeri girdiğinde Şeyhi:"Kuş Mustafa geldin mi?"diyerek ona bu ismi vermiştir.Haçkalı baba vefat ettiğinde göğsü üzerine bir kuş konmuş ve oradan hiç ayrılmayarak onunlu beraber kabrine gitmiştir..Sigaraya karşı idi.Gelecekte sigaraya hizmet edecek tütüncülerin aç kalacağını,mısır ve fasulye ekenlerin daha karlı olacağını söylemiştir.Bu sözünden sonra İran'da bir kıtlık olmuş ,söz tutup mısır ve fasulye ekenler o yıl İran'a bu malları satarak veya bu malların ticaretini yapıp zengin olmuşlardır.Haçkalı Hocanın vef1atı 1949 yılıdır.
MUSTAFA RUMİ ÇORUMİ-Medine hasreti
Hacı Mustafa Çorumi (dğ:hicri:1316 vefatı:1899)hazretleri İhramcızade İsmail Hakkı Efendinin Mürşidi Tokatlı Mustafa Haki hazretlerinin de şeyhidir.Mustafa Çorumi hazretleri Mekke'de irşad vazifesinde iken Şeyhi Yahya Dağistani hazretleri onu Anadoluya'a irşat için görevlendirmesi üzerine ,Mekke'den Medine-yi Münevvere'ye gelip Efendimizin ravzasında murakabe halinde iken aynı emri Resulullah'dan alınca "SON NEFESİNİ MEDİNE'DE VERMEK İSTEĞİNİ"Efendimize iletir.Bir müddet sonra bu isteği Efendimizce kabul edilir ve Cennetül Baki mezarlığına defnedilmek üzere son nefesini Medine'de verir.Vaktinin Kutbu idi.
Bu zat 312 halife yetiştirmiş.Bunların içinde Hacı Muharrem Hilmi Harputi ve Haçkalı Hoca'yı zikredebiliriz.
Bu zat 312 halife yetiştirmiş.Bunların içinde Hacı Muharrem Hilmi Harputi ve Haçkalı Hoca'yı zikredebiliriz.
MESNEVİ-İ ŞERİF NEDİR?
İnsanlar üzerine düşmüş ancak Güneşten ayrılmamış olan bir Nur'dur.Kur'an'ın Pınarıdır.Esrarı ilahi ve Hakikati Rabbani Mesnevi'dedir.Aşıkları,ölümden kurtaran bir deva olup Hakka kavuşturur.
KUR'AN VE MESNEVİ
Mesnevi-i Şerif Kuran'ın ve hadisi şeriflerin tefsiri(açıklaması)dır.Yazılı metnin(mushafın)Canlı olan bir insanı Kamil tarafından vaktine göre değil kıyamete kadar tüm zamanları içine alacak şekilde açıklamasıdır.Bu husus böyle kabul etmeyip o yüce esere "Hikayeler anlatılmıştır"diye tan edenler bilmezler mi ki,İnzal olunan Kur'an için Efendimiz zamanında "Eskilerin hikayesidir"tanında bulundular.MESNEVİ ŞERİF İNSANIN HAKİKATİNİ ANLATIR VE HER İNSAN O YÜCE ESERDE KENDİNİ BULMALIDIR.Nitekim Kur'an'ın sözü Hakk'ın sözüdür.Yani Hak Teala,kelamda gizlenmiştir.Nitekim Arif'lerden biri buyurmuştur:"KENDİ GAZELİMDE SAKLANACAĞIM,TA Kİ OKUDUĞUN VAKİT SENİN DUDAĞINI ÖPEYİM".
HAZRETİ DAVUD'a Dağların iştiraki
Hazreti Davut,Cenab-ı Hakk'ın visalinin hicranını ve firkatini görmüştü.Etrafındaki insanlardan(dostlarından,akrabalarından)ayrılıp dağlara gittiğinde Cenab-ı Hakk'a vuslat ümidi ve O'nun firkatinden çok içli ilahiler söylemeye başlayınca Cenab-ı Hakk dağlara hitap etti:
Sebe 34/10:..Ey Dağlar ve ey Kuşlar,onunla beraber sadayı tekrar edin dedik..."
ve dağlar ve kuşlar bu hitap üzerine Hz.Davut'a hanende ve mutrip gibi "Mezamir"okunurken eşlik etmişlerdir.Evliyaullah'ın cesedinin cüzleri'nin de Nağmeleri vardır ve Velinin his kulağına bu nağmeler vasıl olur.
Sebe 34/10:..Ey Dağlar ve ey Kuşlar,onunla beraber sadayı tekrar edin dedik..."
ve dağlar ve kuşlar bu hitap üzerine Hz.Davut'a hanende ve mutrip gibi "Mezamir"okunurken eşlik etmişlerdir.Evliyaullah'ın cesedinin cüzleri'nin de Nağmeleri vardır ve Velinin his kulağına bu nağmeler vasıl olur.
HAZRETİ MUSA'NIN ASA'sına devam
İsra 17/110 ayetinde:"Ey Resulüm de ki Rabbinizi ALLAH yahut RAHMAN ismi ile çağırın".RAHMAN ismi şerifi,ALLAH ismi şerifi gibi isimlerin İMAMI'dır.Cenab-ı Hakk,"RAHMAN"ismiyle tecelli edip tüm suretleri ilminde izhar etti ki buna rahmet-i amme-i zatiyye denir.İlmindeki bu suretleri alem-i Kevn dediğimiz alemde gösterdi ki sıfat alemi"rahmet-i amme-i sıfatiyye denir.Bu esmanın tüm ahkam ve eserleri de halk olundu.Hadi,Mudil,Dar,Nafi,Kabız,Basıt..Karşılık,zıtlık yahut artı eksi dediğimiz şey şu hadisi şerifte belirtilen "iki PARMAK"tır."Muhakkak Ben-i Adem'in kalplerinin hepsi Rahman'ın kalplerinden iki parmak arasındadır".Cenab-ı Hakk'ın tüm tecelliyatı,insan-ı Kamil kabzasından tüm aleme dağılır.Bunun için Tüm yaratılmış kevn,insan-ı Kamil kalbinde bir nokta kadar imiş.Bunun için Beyazid-i Bestami efendimiz buyurur:Eger yüzbinlerce kere arş ve onun muhtevası kalbi arifin köşelerinden bir köşesinde olsa onu duymaz"buyurmuştur.Bu hakikatı Efdalüddin Hakani hazretleri şu şekilde nazm etmiştir.:
GÖNÜL SAHRASI EFZUNDUR CİHANDAN,O HARİÇTİR ZEMİNDEN ASUMANDAN.
ACİB OLMAZ OLURSA VÜSATINDAN,ONUN MAZRUFU ANCAK LA-MEKANDAN"
İNSAN-I KAMİL Hz.MUSA'NIN ASASI GİBİDİR

27 Aralık 2015 Pazar
BALIKÇI VE KIZI
Bir balıkçı ,kızı ile balık avlamakta imiş.Tuttuğu balıkları kızına verir kendisi balık tutmaya devam edermiş.Kız kendisine verilen balıkları tekrar suya bırakırmış.Balıkçı işi bitirince bakmış ki sepette hiç balık yok.Ne yaptığını kızından sorar:
Kızı cevaben:"Onları tekrar suya saldım.çünkü bu balıklar gafildir,gafil olmasalardı ele geçmez ve tuzağa düşmezlerdi.Bu gafil balıkları yersek gaflet bize de sirayet eder.onun için hepsini tekrar suya bıraktım"der.
Kızı cevaben:"Onları tekrar suya saldım.çünkü bu balıklar gafildir,gafil olmasalardı ele geçmez ve tuzağa düşmezlerdi.Bu gafil balıkları yersek gaflet bize de sirayet eder.onun için hepsini tekrar suya bıraktım"der.
İMAM-I AZAM MI BÜYÜK?ŞEYH Mİ BÜYÜK?
Evliyaullahtan bir zat,huzurda bulunan bir dervişe sual sormuş:"Sen İmamı Azamı mı çok seversin şeyhini mi?"Derviş :Şeyhimi daha çok severim"demiş ve sebebini şöyle açıklamış:"Ben İmamı Azam'ın mezhebindeyim.Elli senedir bu mezhebin kaideleri doğrultusunda namazımı kılarım,orucumu tutarın sair emirlerine yerine getiririm.Fakat bu müddet zarfında hiçbir kötülüğümü,nefsimin hiçbir arzusunu terkedemedim.Bir kaç senedir de şeyhime hizmet ediyorum.Şeyhime geldiğim günden beri bazı fenalıkların benden zail olduğunu hissediyorum.Bunun için şeyhimi çok seviyorum dedim.
Bundan da Şeyhimin İmam azamdan büyük olması gerekmez.
Bundan da Şeyhimin İmam azamdan büyük olması gerekmez.
DÖRT ŞEY NE İÇİN
Evliyaullah hazeratı öyle buyururlar:"Şu dört şey ,şu dört şey içindir,ve şu dört şey için değildir.
1-DÜNYA ibret içindir,tamir ve imar için değildir
2-VÜCUD,ibadet ve ubudiyet içindir.Bolluk içinde nimetle yaşamak için değildir.
3-MAL,kullanmak içindir.yoksa ömrü uğrunda heder etmek için değildir.
4-İLİM,amel içindir.Başkasını acze düşürmek için değildir.
1-DÜNYA ibret içindir,tamir ve imar için değildir
2-VÜCUD,ibadet ve ubudiyet içindir.Bolluk içinde nimetle yaşamak için değildir.
3-MAL,kullanmak içindir.yoksa ömrü uğrunda heder etmek için değildir.
4-İLİM,amel içindir.Başkasını acze düşürmek için değildir.
Ademoğlu
Zata
hüviyet olan
Özü Hakka
bakan
İnsandır
ademoğlu
Sınır yok şu
gönülde
Görünmezdi
ol elestte
Ruha perde
şu nefiste
Görünendir
ademoğlu
Boş işleri
artık bırak
İbret ile
sana bir bak
Eyle artık
bunu merak
Birdir bir
ademoğlu
Şu kesret
denen nesne
Yok olur Hak
deyince
Nazar
kılıp gönüllere
Varmak
gerek ademoğlu
Her şey
bire gider
Hiç olur,
asla döner
Alem böyle
devir eder
Anla bunu
ademoğlu
Alna yazdı
onu yazan
Gördü bunu
ol okuyan
Bildi buna
ondan bakan
Candır can
ademoğlu
Tüm yükleri
atta gel
Şol canını
satta gel
Ol tevhide
varda gel
Yola gel ademoğlu
27.12.2015
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)