1. MEKTUP..sayın Nur Hanım yazınızı okudum ve güncellediğiniz için size teşekkür ederim. bendeniz Ankara' da ikamet etmekteyim ve yaşım ise 55, bu yazdıklarınızı bizzat yaşayan insanlardan birisiyim. o zaman 12-13 yaşlarında idim ve annemle birlikte bir kaç kez Konya'ya gittik ve zatı muhteremi görmemiz nasip oldu ve ve sizin dolap olarak yazdığınızın içine bir kaç kez girdiğimiz oldu… ve ayrıca rahmetli Metli Baba diyorum çünkü Baba olarak yüzüne de -gıyabında da öyle anılırdı.
bir odası vardı, tavana kadar Kuran-ı Kerim doluydu.. gelenlere ücretsiz olarak dağıtırdı ve bende bu Kuran-ı Kerimden bir küçük ve orta boy Kur2an hediye aldım. Allah kendisinden razı olsun rahmet etsin. Metli Babanın eşi ama idi.. iki gözü de görmüyordu ama, iki gözü görenlerden daha iki hareket ediyordu hiç unutamam. ayrıca sizin Metli Babanın yazdığı yazıyı kendi sesinden dinleyenlerden biriyim. Ankara’da hidayet amcamız vardı o zaman.. makaralı teyiple sesini almıştı.. toplantılarda hep acar dinlerdik.
bende Metli Babanın bir fotoğrafı da bulunmaktadır. eğer lazım olursa size gönderebilirim. orjinaldir… Ankara’da aynı yoldan giden ve kısa bir süre önce vefat eden Enver ALPASLAN benim eniştem olur o da nur içinde yatsın. neyse hatırladığım kadarı ile yazacaklarım bu kadar bilgi mahiyetindedir, bu yoldan gelenlere selam olsun Allaha emanet olun.
2.MEKTUP..Sayın Nur Hanım önceki yazdığım satırlarda hatırladığım kadarı ile yazmaya çalışacağım.. Rahmetli Medli Baba nur yüzlü ,heybetli , saçları uzundu.. fotoğrafını da gönderiyorum.. uzun sakallı ve sakalını ikiye ayırılmış şekilde idi. ..az konuşur ve konuştuğundan çevresindekiler düşünüp bir şeyler çıkarırlar ve de genelde dedikleri olurdu.
sizin ısrarla dolap olarak nitelendirdiğiniz nesne; dolaba benzer, küçük bir oda diyebiliriz.. yani 4 metre kare kadar, ahşap ikiye açılır kapısı ve içeride yerde halı veya kilime benzer sergi penceresi yok, kapısı kapatılınca göz güzü görmez ve oraya halvet deniliyor…yani oraya herkes alınmaz.. o zaman nasıl zuhur eder.. baba ne zaman uygun görürse , yanındaki müritlerini oraya sokar ve zikir yaptırırdı… kendisi ise dışarda bir somyası var orada oturur, zikri dışardan kontrol eder ve yönlendirirdi… yani dışardan:” oku oğlum, kızım “gibi söylenirdi..
burada dikkat ve hayret edilecek bir durum vardı.. o da şudur.. halvete yani (dolap)… ne kadar kişi girer o küçük yere tahmin edin… ama o zaman girerler ,bir türlü dolmaz.. bu durum benim o küçük yaşta bile dikkatimi çekmişti. Ayrıca ziyaretine gelen misafirleri hem halktan hem müritlerinden (ihvan) hem de devlet adamlarından gelenleri de çoktu. o zamanın devlet adamlarını hatırlanırsa hemen hemen hepsi gelmişler. huzuru hiç boş kalmaz, konuşmaları hep hikmetlidir ve boş konuşmaz.. zengin olmadığı gibi getirilen yiyecek ve giyecekleri kabul etmez.. yoksul müritlerine ve komşularına ve de gelen misafirler le paylaşırdı. bendeniz bunları kendi gözlemlerimle gördüğüm için yazıyorum.
burada dikkat ve hayret edilecek bir durum vardı.. o da şudur.. halvete yani (dolap)… ne kadar kişi girer o küçük yere tahmin edin… ama o zaman girerler ,bir türlü dolmaz.. bu durum benim o küçük yaşta bile dikkatimi çekmişti. Ayrıca ziyaretine gelen misafirleri hem halktan hem müritlerinden (ihvan) hem de devlet adamlarından gelenleri de çoktu. o zamanın devlet adamlarını hatırlanırsa hemen hemen hepsi gelmişler. huzuru hiç boş kalmaz, konuşmaları hep hikmetlidir ve boş konuşmaz.. zengin olmadığı gibi getirilen yiyecek ve giyecekleri kabul etmez.. yoksul müritlerine ve komşularına ve de gelen misafirler le paylaşırdı. bendeniz bunları kendi gözlemlerimle gördüğüm için yazıyorum.
bir rivayete göre bir cuma günü Türkiye’den o zaman hacca gidenler ,Medli Babayı hacda görenler olmuş.. fakat kendisi burada iken yani. evi tek katlı gecekondu ve yan yana dizelenmiş odaları vardı uzak yoldan gelen ziyaretcileri burada ağırlarlardı. bu işler içinde Allah rızası için yardım eden müritleri bulunuyordu. ..hiç bir zaman maddi bir beklentisi olmamıştır, yani kimseden hiç bir şey istemez geleni de paylaşırdı. gelen ziyaretçileri O’ndan bir şey beklemezse; O, sadece gelenlerin içinden geçenleri okur gibi yol gösterir, dua eder, sırtları sıvazlar, hoş sohbet ederdi…her konuşmasında eksiksiz ve anmadığı zaman olmamıştır ki hep Allah ve Muhammed isimleri hiç eksik olmazdı… ancak bu kadarını hatırlayabiliyorum çünkü 40 yılı aşkın bir zaman geçmiş ekte de fotoğrafını gönderdim kalın.. sağlıcakla Allaha emanet olun okuyanlarda dua etsin…. duaya ihtiyacımız var.
Medli Babadan bir dörtlük
Başımda iki gözlerim
Lisanımda tatlı sözlerim
Kalbimde sizi özlerim
Benim çifte kızlarım
( bu dörtlük rahmetli teyzem türkan alpaslan ve a
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder