29 Aralık 2025 Pazartesi

2015 YAZILARI

 Büyüklerin aile efradı ve yakın çevresi ile alakalı hususlarda hiç yorum yapmam.Niye?."Li hikmet-en"bir durum varsa diye.Hz.Pir Mevlana Efendimiz Hz.Muaviye ile alakalı mesnev-i şerif'te mü'minlerin dayısı tabirini kullandığı için Ehl-i Beyt aşıkları'nın bu sahabeye bakış tarzlarındaki farklılıklar içinde hep susarım.Efendimizin amcası Ebu Talip hazretleri içinde fatiha okurum.Dürr-i Yetim'in hamisi.Meşrep farklılıklarının getirdiği mücadelede bir cilve-i Rabbani olarak Çok garibime gitmişti Hz.Muaviye konusunda ihtiramı zirveye çıkaran Esad Erbili hazretlerinın bu saygısına kızan Mehmet Sabit Efendi'nin "Ben bu kürd'ü İstanbul'da bırakmam"sözü üzerine Esad Erbili hazretlerinin Menemen'e sürgünü ve istiklal mahkemesindeki yargılanması ve askeri hastanehanede dünyayı değişmesi.Bu hususlar cins atların birbirleri ile yaptıkları cilveleşmede ,ayak altındaki sıpaların telefine sebebiyet vermesi gibi yorum yapılmayacak konular."Tebbet Suresini"hatim tamam olsun diye okuruz demiş bir büyük.Asla Efendimizin akraba çevresinde gezmemişler.

  Ne demişti Eşref Ede(Üsküdar'ın üç sırlısı):"Türbedar Ahmet Amiş Efendi İrşad'a,Mehmet Sabit Efendi İcra'ya memurdu".İşin icra kısmı ile alakalı olarak Sabit Efendi şöyle buyurmuştu:"Bu işi Selanikli Mavi gözlü bir sarışına havale ettim.O bu işin üstesinden gelecek".Hal böyle olunca susmak gerekmez mi.Yok hükümet ne olacak.Ya şöyle olursa ya böyle olursa gibi telaşlar hep bizler için.
*******
Devlet işlerini gören memurları, tayin suretiyle devlet atamasını yaptığı gibi Manevi alemde de Allah işleri ile ilgili olanların tayini yapılırmış.Bu meyanda şu hadisenin varlığına şahit olmuştuk.Anlatan Rize ,İkizdere,Şimşirli köyünda doğmuş Mehmet BİR isimli ,diyanetten emekli ,10 yılı aşkın zamandır Vakfımızda Teravih namazları ile Perşembe akşamlarının vakit namazlarını eda ettiren hocamız.onun diliyle hadisenin boyutu şu şekilde vuku bulmuş:Hafızlığımı bitirdikten sonra bir müddet İstanbul Üsküdar tarafından Zengin bir şahsın yaptığı bir semt camisinde  fahri imamlık  yaptım.Sonra Ankara,Yenimahalle 6,5 durakta Kur'an kursunda vazife aldım.Ramazan günü öğle yahut ikindi namazında Hacı Bayram Camiinde hafız arkadaşlarla mukabele okuyoruz.Namazdan sonra avluda foterli bir şahıs beni yanına çağırdı.İskenderun'da 1960 yılına kadar kilise sayısının cami sayısınfan fazla olduğunu,güzel kıraate sahip hocalardan yoksun bulunduğunu,Kur'an tilavetinin güzel olduğunu beyan ederek bana "Seni İskenderun'a götüreceğim "dedi.Ben,Kusura bakmamasını,İskenderun'un çok sıcak olduğunu,başka arkadaşlarla görüşmesini"söylesimde ısrarla bana "-sen geleceksin"dedi.Ben de "-Amca,ben tayinimi istemezsem beni kim tayin edecek İskenderun'a"deyince Yaşlı amca Hacı Bayram Veli hazretlerinin türbesini işaretle "-Seni o tayin etti"diye söyledi.Bende içimden "Adam sende "deyip geçtim.Bir ay sonra Diyanet'ten bir yazı .Tayinim İskenderun'a harcırahsız olarak çıkmış.Şaşırdım.Yapacak bir şey yok.İskenderun'a kalmak için değil tekrar geri memlekete gitmek için geldim aradan 55 yıl geçti halen bu memlekette kaldım".Bu konuşmayı 10 yıl önce yapmıştı.İleri yaşı nedeniyle vakfa gelemiyor.Cenab-ı Hakk şifalar bahşetsin.

Şüphesiz Manevi tayin'in zahiri nedenleri olabilir.bizce o bölüm çok önemli değil.  
Maddi alem,Manevi işaretlerle yönetilebilir mi?şeklinde görünüşte masum bir sual,ama cevabı çok derin ve azim bir konu ile alakalı bir bahis açmak isterdim.Ama aklıma Üsküdar'ın üç sırlısındaki Eşref Ede'nin Mehmet Sabit Efendi'den naklettiği sözü geldi."-EĞER HİLAFET,EHL-İ BEYT'E NASİP OLMUŞ OLSAYDI,ŞU AYAKKABIMIN ALTINDAKİ ÇİVİLER(KABARALAR)BİLE ALTINDAN OLURDU".Yeryüzü kim için:Mü'min"için.Hangi mü'min.Saf,kıyamete kadar korunmuş ALTIN NESİL için....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder