Saptırma fiili şeriat mertebesinde şeytana, tarikat mertebesinde nefse ve hakikat mertebesinde iseAllah'a isnad edilir
KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
28 Şubat 2026 Cumartesi
HİKEMÜL ATAİYYE
Azledilmek istemiyorsan senin için sürekli olmayacak bir me'muriyeti kabul etme.Zaten dünyadaki tüm memuriyetler devamlı değildir.Sen onlardan ylaşarken ayrılmazsan ölürken mutlaka ayrılacaksın.Allah dünyayı ağyarın yeri olarak yaratmış , onu keder ve tasaların varlığı için kaynak kılmıştır.Bu seni dünyadan uzaklaştırmak içindir.Ta ki senin için dünyaya dayanma ve onun üzerinde yükselme söz konusu olmasın.
Kemal Hocendi der ki:"Cihan ve onun bütün lezzetleri arı ile bala benzer/Tadı çoktur, lakin şerri ve sıkıntısı daha fazladır.
Molla Cami de der ki: " Cahil insan dünyanın mahsıbına devlet lakabını verir/ Çocuğun elini ayağını şiş görür, semiz ve şişman zanneder
RIZK KAPILARI
Dünyada rızk kapılarının açılıp kapanmasının küfür ve imanla alakası yoktur.Bu sadece Allah7ın dilemesiyle ilgilidir.Bu bakımdan allah, sırf sabrını denemek , günahlarını bağışlamak ve derecesini yükseltmek için müminin rızkını kısabilir.Nitekim ashabın çoğunun maruz kaldığı darlık bu kabildendir.Allah istidrac/ yavaş yavaş helake götürmek yani istidrac için kafire bol rızk verebilir.Kureyş kafirlerinin çoğunun içinde yaşadığı bolluk da bu kabildendir.
Sonra XAllah Teala, bazısı için zenginliği , bazısı için fakirliği iyilik kılmıştır.Bazısının zenginliğinde-fakirlik- gibi fesad yaratmıştır.Bunların tamamında bir hikmet ve maslahat vardır.
lLANET İKİ TÜRLÜDÜR
İki türlü lanet vardır.Biri cennetten kovulma , öbürü yakınlık ve vuslat sahasından kovulmaktır.İlki kafirler içindir. İkincisi de nakıs müminler içindir.
FİTNE NEDİR ?
ALLAH İLE YAPILAN SÖZLEŞMELER
İki tane sözleşme vardır: Biri muhabbet üzere verilen söz, diğeri de kulluk üzere verilen söz.Birincisi Havassa, ikincisi avama aittir.
Buradaki söz , Cenab-ı Hakk'ın kendilerini Adem'in sırtından çıkartarak tevhid ve ubudiyet hususunda ahid aldığı sırada Allah'la aralarında vaki olan anlaşmadır.
Muhabbet sözü verenler , sözlerini ebediyen bozmazlar.Kulluk üzere söz verenlerden sözlerini muhabbetle pekiştirenler de sözlerini bozmadılar.Ama sözleri muhabbetle pekiştirilmeyenler heva ve heveslerine uyarak Allah'dan başkasına kulluk ettiler ve bir çok şeyi O'na ortak koşup onları sevdiler.
Bu sözü ancak kamil manada bi ruyanıklığa sahip olup her türlü örtü ve perdeden sıyrılanlar hatırlayabilirler.Nitekim Zünun-u Mısriye :"Ben sizin Rabbiniz değilmiyim?"(Araf 172) şeklindeki misakın sırrı sorularak , bu "misakı hatırlıyor musun?" denildi. O da şöyle cevap verdi:" Evet, sanki şimdi kulaklarımla duymuş gibi hatırlıyorum"
27 Şubat 2026 Cuma
EZBERLENECEK SÖZLER
İsmail Hakkı Bursevi hazretlerinin şeyhi Osman Fazlı Atpazari hazretlerinin sözleridir.
"Allah'ım ! Sana hem darlıkta hem de bollukta hamd ederim.Bollukta , aşikar olan atiyelerini ve görünürdeki nimetlerini göz önünde bulundurarak :" Nimet veren ve ihsanda bulunan Allah'a hamd olsun" derim. Darlık zamanlarında ise gizlenmiş bulunan atiyyelerini ve gizli nimetleri göz önünde bulundurarak : " Her halde hamd Allah'a mahsustur." derim.Fakat bolluk zamanlarında sana şükredip " Eğer şükrederseniz nimetlerimi artırırım"( İbrahim 7) şeklindeki vaadin gereğince nimet ve atiyelerinin de artmasını arzu ederek " Allah'a şükür" derim.Üzerimden bir bela ve mihneti bertaraf ettiğinde ise kayıtsız ve şartsız şükrederim.Tıpkı "Elhamdülillah" diyerek kayıtsız ve şartsız hamd ettiğim gibi "kayıtsız ve şartsız sana şükrolsun" derim"
ŞAKİK BELHİ
Anlatılır ki Şakik Belhi, kimliğini gizleyerek Abdullah b.Mübarek7in huzuruna vardı.Mübarek ona: "- Nereden geldin?" diye sorunca Şakik:"Belh'den" dedi.Mübarek :" Şakik7i tanıyor musun? deyince Şakik:"Tanıyorum" dedi.
"-Şakik'in müritlerinin usulü nedir? diye sordu.Şakik: " Kendilerine bir şey verilmediği zaman sabrederler, verildiği zaman ise şükrederler" dedi.Bunun üzerine Abdullah b.Mübarek: "- Bizim köpeklerimizin usulü de böyledir" dedi.
Şakik : "- Bu işin nasıl olması gerekir?"diye sorunca Mübarek: " Kamiller o kimselerdir ki kendilerine bir şey verilmediği zaman şükrederler, verildiği zaman ise başkalarını kendilerine tercih ederler" cevabını verdi.Yani dağıtırlar.
KORKU
Korku (havf) kalbin en büyük ve en faydalı menzillerinden olup herkese farzdır.
ONLAR(O KİMSELER)
Hak Teala, Adn cennetine girecek olan kullarının özelliklerini Ra'd suresinde şöyle buyurmaktadır:
"Onlar, Allah'ın ahdini yerine getirenler ve verdikleri sözü bozmayanlardır.
Onlar, Allah'ın gözetilmesini emrettiği şeyleri gözeten , Rabbinden sakınan ve kötü hesaptan korkan kimselerdir.
Yine onlar Rablerinin rızasını isteyerek sabreden, namazı dosdoğru kılan , kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık olarak (Allah yolunda) harcayan ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir"
26 Şubat 2026 Perşembe
İYİLİK VE KÖTÜLÜK KİMDENDİR?
aMR B. şUAYB BABASINDAN O DA KENDİ BABASINDAN ŞÖYLE DEDİĞİNİ RVAYET ETMİŞTİR:
" rESULULAH (sav) İN HUZURUNDA İKEN BİR GURUB İNSANLA BİRLİKTE eBUBEKİR VE öMER ÇIKAGELDİ.iYİCE YAKLAŞINCA SELAM VERDİLER . tOPLULUKTAN BİRİSİ :
" yA rESULALLAH , eBUBEKİR; "İyilikler Allah'tan dır.Kötülükler ise bizdendir" diyor.Ömer ise : " İyiliklerin de kötülüklerin de hepsi Allah'Tan dır diyor.
İnsanların kimi Ebubekir'e , kimi de Ömer'e tabi olmuş durumda" dedi.Bunun üzerine Hz.Peygamber sav şöyle buyurdu:
" Ben ikinizin arasında hükmederken Cebrail ile Mikail7in arasında hükmeden İsrafil gibi hükmedeceğim. "Ey Ömer, Cebrail de senin gibidir diyordu. Ey Ebubekir "Mikail de senin gibi diyordu. Cebrail dedi ki:
" Göktekiler bu konuda ihtilafa düştükleri zaman yerdekiler de düşer.Haydi İsrafil7in aramızda hüküm vermesini isteyelim. Bunun üzerine Cebrail ile Mikail , İsrafil'e gidip meseleyi anlattılar.O da :" Hayır da olsa , şer de olsa kaderin Allahdan olduğunu söyleyerek aralarında hüküm verdi" Sonra Hz.peygamber a.s şöyle buyurdu:
İşte aranızda benim vereceğim hüküm de budur.Ey Ebu Bekir! Eğer Allah yeryüzünde isyan edilmemesini dileseydi İblis'i yaratmazdı"
Hafız der ki:
Aşk dükkanında küfür lazımdır. Ebu Leheb olmasa ateş kimi yakar.
GERÇEK DUA
Gerçek dua sadece Allah'a yapılandır. Allah'dan başkası için yapılan dua, ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açan kimse gibidirHalbuki suya ağzını götürmedikce su onun ağzına girecek değildir.(Rad suresi 14 ayeti)
Allah Teala'nın davetçileri vardır. Onlar halkı Hakk'a davet ederler. Hak'dan başkasına davet edenler , gafil bir kalpten sadır olan nasihatları kabul etmez ve etkilenmezler.Onlar insanlara kendilerinin su içmek isteğini göstermek arzusu ile ellerini suya uzatan, fakat ağzına yaklaştıramayan kimseye benzerler.İnsanlar onun su içtiğini zannetseler bile gerçekten su içme meydana gelmez.
Heva ve bidat ehli olanlar Allahdan başka gaye güderek yaptıkları duaya cevap bulamazlar.
"HEY ÖKÜZ HERİF"
İbrahim b.Ethem diyor ki: Birinin tarlasında yürürken tarla sahibi bana "Heey öküz herif!" diye seslendi.Bunun üzerine şöyle dedim; " Bu adam basit bir hatamdan dolayı adımı değiştirdi. Şayet çok hata yaparsam , Allah da irfanımı değiştirir."
MEHDİ HAZRET-İ HASAN TORUNLARINDANDIR.
Esu Davud Sünen isimli kitabında Mehdi'nin Hz.Hasan'ın TORUNLARINDAN OLACAĞINI RİVAYET EDİYOR.hZ.hASAN7IN ÜMMETE ŞEFKATİNDEN DOLAYI HALİFELİĞİ aLLAH İÇİN TERK ETMESİNİN SIRRI BU OLSA GEREK.o' NUN BU DAVRANIŞI SAYESİNDE aLLAH DA GERÇEK HALİFELİĞİ , HEM DE İNSANLARIN EN MUHTAAÇ OLDUĞU BİR ZAMANDA TÜM YERYÜZÜNÜ ADALETLE DOLDURSUN DİYE ONUN ÇOCUKLARINDAN BİRİNE VERECEKTİR..
Mehdi'nin zuhur zamanı da bir Ramazan'ın ilk gecesi ayın ve yine o ramazanın ortalarında güneşin tutulmalarından sonra olacaktır.Çünkü böyle bir tutulma , Allah Teala'nın yerleri ve gökleri yarattığından bmeri gerçekleşmkemiştir.
Mehdi yirmi yaşında , bir görüşe göre kırk yaşında olacaktır.Yüzü, inci misali bir yıldız gibi parlak , sağ yanağında siyah bir ben olacaktır.Medinei Münevverede doüğacak ,deccalden yedi sene önce çıkacaktır.Deccal ise güneşin batıdan doğmasından on sene önce çıkacaktır.Mehdinin zuhurundan önce bazı kıyamet alametleri belirecek ve fitneler olacaktır.
GÜNAHKARLARI MÜJDELE SIDDIKLARI KORKUT
Hak Teala, Hz.Davud'a şöyle buyurdu:
-" Günahkarları müjdele , sıddıkları ise korkut"
Bunun üzerine Hz.Davud:" Ya Rab, nasıl günahkarları müjdeler, sıddıkları korkuturum? dedi.Hak teala şöyle buyurdu:-" Günahkarları müjdele ki bana karşı işlenen her günahı bağışlarım. Sıddıkları da korkut ve uyark ki amellerini beğenmesinler. Çünkü kime adaletimle muamele eder ve hesaba çekersem mutlaka helak olur.
25 Şubat 2026 Çarşamba
GÜNEŞ VE AY'IN BOYUN EĞDİRİLMESİ
Rad suresinin 2.nci ayetinde :"..güneşi ve ayı emrine boyun eğdiren Allah'tır..." buyrulmuştur.Biunun manası mahlukatın onlardan faydalanmasıdır.Onların hareketi sayesinde yılların sayısı ve hesabı bilinmektedir.Onlar gece gündüz kendilerini aydınlatmakta , karanlığı yok etmekte, yeryüzünü , bedenleri,ağaç ve bitkileri ıslah etmektedirler.
ÖMER HAYYAM/GÜN GELİR
Gün Gelir…
Hırsızlar zengin. ..
Metresler eş...
Serseriler adam olur...
Odundan kapı, taştan saray olur...
Gün gelir...
Kezbanlar destan...
Onları destan yapanlar mestan olur...
Gün gelir...
Çivisi çıkar dünyanın...
Konuşamayanlar hatip...
Şifa veremeyenler tabip...
Yazamayanlar kâtip olur...
Ama yine öyle bir gün gelir ki...
İşler ters döner.
Aldatan, bir gün sadakat için...
Çalan, bir gün adalet için...
Döven, bir gün şefkat için yalvarır...
'Piyon' deyip geçme, gün gelir şâh olur...
Şâha da fazla güvenme...
Gün gelir mat olur.
İnsan yaratıcısına bile nankör iken sana vefalı mı olur?
Oluruna bırak her şeyi bak neler neler olur...
Bahar biter kış olur.
Gün biter gece olur.
Söz biter sükût olur.
Zenginlerde metelik,
Güzellerde cemâl,
Güçlülerde kuvvet kalmaz olur...
Hayaller kaybolur...
Ümitler yok olur...
Hayat bazen boş olur, saçma olur, çekilmez olur, yalan olur...
Gün gelir ki sen bakmazken her şey hallolur...
Ve öyle bir gün gelir ki:
Hayat biter son olur...
Gün artık gelmez olur...
~ Ömer HAYYA
NECİB SULTAN/MECZUBLAR TOPLANTISI
Yaşar Aslan anlattı:Bir gün Dörtyol'un ne kadar meczubanı/delisi varsa Necib Sultan'ın dükkanında buluştu on onbeş meczub vardı.İçlerinde başmeczub Sinan efendi de vardı.Meczublar Baba Sultan'a şöyle dediler:"Buraya ziyafete geldik". Baba sultan Kebabçılık yapan "Kücük Hüseyin"isimli şahsın kebab lokantasına telefon etti ve onlara:"Çok önemli misafirlerim var.Bunlar Kaymakam,Hakim,Savcı,jandarma komutanı,Belediye başkanı" olan insanlar.salataları bol kebab söyledi.Kebabcı özenerek tepsiler içinde yemeği gönderdi.Meczublar yemeği yediler.Yemekten sonra çay istediler.Çaycı bardaklarını kırarlar, temizliğe riayet etmezler diye çay vermek istemedi.Necib sultan "çayında bardaklarında parasını peşin vereceğim" dedi.Çaylar içildikten sonra meczublar oturmaya devam ederek "Mevlana Efendimiz diş kirası verirdi" dediler.Baba sultan hepsine harçlıklarını verdi.Baktı ki gitmiyorlar.Meczublara :"Haydi görev başına" dedi.Meczublar hep beraber kalktılar.Necib Sultan'ın oğlu Ahmet sinan'a birisi:"Haydi "sende vazife başına ,babana güvenip yerinde oturma" dedi.Sinan efendi de dükkandan çıkıp dağıldılar
KİMLER ÖLÜDÜR
Hz.İsa a.s şöyle buyurmuştur.:"Ölülerle oturmayın , yoksa sizinde kalbiniz ölür" Ashabı sormuşlar:"Ölüler kimlerdir?" diye sorunca :"- Dünyaya rağbet edenler ve onu sevenlerdir"
ŞEHİRLER NİÇİN TERCİH EDİLMİŞTİR.
Efendimiz SAV in " Tenha köylerde yerleşmeyin.Çünkü böyle yerlere yerleşenler mezarlarına yerleşmiş demektir"
Bu hadisden anlaşılan "köyler" ile kastedilen büyük yerleşim birimlerinden ve ilim ehlinin toplandığı yerlerden uzak, kenarda köşede kalmış yerlerdir.Çünkü, buralarda yaşayanlarda cehalet daha yaygındır ve bidatlara daha çabuk kayarlar.
BEKAYI TERCİH
Hikayeye göre Reşid'in oğlu bekayı fenaya tercih ettiğinden(ahireti dünyaya tercih ettiğinden) .birgün babası , " Hükümdarların içinde beni utandırıyorsun?" diyerek onu ayıpladı.
Oğlu da bir kuşu çağırdı.Kuş yanına gelince haydi sen de çağır dedi. Babası çağırdı fakat kuş gelmedi. Bunun üzerine Reşid'in oğlu babasına:
"Allah dostlarının arasında ben de senden utanıyorum. Şüphem yok ki sen dünyanın esiri olmuşsun"
23 Şubat 2026 Pazartesi
BEHLÜL DANE'NİN YAZISI
Behlül Dane hazretleri, kardeşihalife Harun Reşid'in yaptırdığı büyük bir sarayın duvarlarına şöyle yazmıştı:"
Ey Harun ! Dini alçaltıp tıyni(çamuru) yükselttin. nassı bırakıp cassı (kireci) yükselttin. Şayet bu sarayı kendi malından yaptırdı isen israf etmişsin. Allah ise müsrifleri sevmez. Başkasının malından yaptırmışsan o zamanda zulmetmişsin. Allah zalimleri de sevmez"
SADAKA VE NAFİLE
Sadaka sadece maldan olmaz.Aksine bütün iyilikler sadakadır.İki kişi arasında adil olmak,yardım etmek, güzel söz söylemek, namaza yürümek, eziyet veren şeyi yoldan kaldırmak, ve benzerleride sadakaya dahildir.Ehli işarete göre nafile , sadece namazla ilgili değildir.Fazladan yapılan tüm hayırlara şamildir.
Kutsi hadiste ifade buyrulmuştur: " Kulum bana nafilelerle yaklaşmaya devam eder. Sonunda onu severim. Bir de sevdim mi artık onu nkulağı gözü olurum."
Şu halde akıllı kimseye lazım olan sadaka ve diğer hayırlarla, nafilelerle meşgul olmaktır.
22 Şubat 2026 Pazar
NAZAR İÇİN DUA
uUBADE B.sAMİT R.A şöyle dediği rivayet olunur: "Günün ilk saatlerinde Resulullah'ın huzuruna çıktığımda onu şiddetli ağrılar içinde gördüm.Günün sonunda yanına döndüğümde ise sağlık ve afiyet iiçerisinde olduğunu gördüm.Bana şöyle dedi: "Cebrail (as) geldi ve bana şöyle bir nazar duası okudu: "bismillahi erkıyke min külli şeyin yü'zike, min külli aynin ve hasidin Allahu yeşfike"(Sana eziyet veren her şeyden Allah'ın adıyla seni rukye yapıyorum, bütün nazarlardan ve hasedcilerden (onların kötülüklerinden) Allah sana şifalar versin" "Bunun ardından hemen ayıldım".
Tedavi maksadıyla kuran okumak rukyedir.caiz olduğuna delil vardır.Ancak bu cevaz ,okunan şeylerin Kur'an dan veya bilinen zikirlerden olması halinde geçerlidir.Manası bilinmeyen şeylerin ise okunması mekruhtur.
Peygamber efendimiz sav.Hz.Hasan ve Hz.Hüseyini şu sözleriyle Allah7ın korumasını niyaz ederdi: " İktinizi her şeytandan , haşerattan ve dokunan her kötü gözden Allah7ın tam olan kelimelerine sığındırırım" ve eklerdi: " Siz de Allah'ın çocuklarınızı bu kelimelerle korumasını niyaz edin.Çünkü İbrahim a.s da Allah7ın İsmail ve İshak'ı bunlarla korumasını niyaz ederdi."
Hasan Basri'den rivayet edildiğine göre nazar değmesine mani olan ve nazara deva olan ayet şudur:VE İN YEKADÜLLEZİNE KEFERU LEYÜZLİGUNEKE BİEBSARİHİMLEMMA SEMİUZZİKRE VEYEGULUNE İNNEHU LEMECNUN.VEMA HÜVE İLLA ZİKRÜN LİL ALEMİN"(Kalem 51-52 ayeti)
(O inkar edenler zikri (Kur'an ı) işittikleri zaman neredeyse seni gözleri ile devireceklerdir.Hala da: "Hiç şüphe yokk ki o bir delidir" derler.Oysa o (Kuran ) alemler için ancak bir öğüttür) .
Efendimiz SAV her gece yatağına yattığı zaman avuçlarını birleştirerek onlara ihlas suresini, felak ve nas surelerini okuyup üfler, başından yüzünden ve vücudunun ön tarafından başlayarak ulaşabildiği yerlere kadar ellerini sürer ve bunu üç defa yapardı.
Böyle yapmanın sihir, nazar değmesi, çeşitli haşereler ve diğer hastalık ve yaralardan emin olmaya vesile olduğu söylenmiştir.
NAZAR VE SİHİR HAKDIR.
SAMED İSMİ ŞERİFİ
Denilir ki : Bir kimse hiçbir yiyecek ve içecek bulamayacağı bir yere düşüp de "es-SAMED" ismi şerifini zikretmeye devam ederse bu ona kafi gelir.Samediyyet, yeme ve içmeden müstağni olmak demektir.
İİMANIN ESKİYİP PÖRSÜMESİ
Bütün peygamberler , iman etmekle ve halisane kulluk etmekle memur olmuşlardır.İman da eskiyip pörsüyebilir.Nitekim Hz.Peygamber7in şu sözü de buna delalet eder:" La ilahe illallah diyerek imanınızı tazeleyiniz"
İmanın eskiyip pörsümesi , muhabbetin yok olmasından ileri gelmektedir.Bu sebeble kalb tarafından yapılan sözleşmenin kelimeyi tevhid ile yenilenmesi gerekir.
Ölüm sırasında insanın her şey ile alakası kesilir.Geriye saedce şu üç sıatı kalır: Kalb temizliği, Allah7a zikretmeye karşı kazandığı ünsiyet ve Allah sevgisi.Aşikardır ki kalbin dünya kirlerinden arıtılıp temizlenmesi, ancak marifetle mümkündür.Mariet de ancak zikir ve tefekküre devam etmekle mümkün olur.En hayırlı zikir ise kelimei tevhid zikridir. Bir hadiste buyrulmuştur:" Allah'ı zikretmek imanın alameti ve nifaktan kurtuluştur.Şeytandan vecehennemden korunmadır"
Molla Cami şöyle der:
Gönlün Allah Tealayı gösteren bir aynadır./ Senin aynanın yüzü neden bulanıktır?./* O aynaya bir cila al, cila vur / Aynan aydınlık olsun./ Eğer bilmezsen onun cilası / la ilahe illallah' dan başkası değildir.
ŞEYH ABDULLAH KUREŞİ
Ariflerin öönderlerinden Şeyh Abdullah Kureşi(r.h.) 'ın şöyle dediği rivayet edilir: " Her şeyin fiyatının büyük oranda arttığı günlerde Musur'a gittim. Bu pahalılığın kaldırılması için Allah'a dua ve niyazda bulunmaya karar verdim. Ancak bana , bundan imtina etmem işaret edildi. Ardından Suriyeye doğru yola çıktım Halilullah'ın mezarına yaklaştığım zaman , İbrahim a.s beni karşıladı. "Ya Halilallah, Mısırlılara dua edersen beni ağırlamış olacaksın" dedim. Bunun üzerine Halil İbrahim (a.s) onlar için dua etti ve Allah üzerlerindeki bu sıkıntıyı kaldırdı."
İMANI VE İBADETİ ARZULAMAK
Fazilet ehlinden birisi şöyle der: " İmanı ve itaatı arzulamak sadece bunlara sırf iman ve itaat oldukları içi nduyulduğu zaman fayda verir. Bunları sevap ümidiyle veya ceza korkusuyla arzulamak ise faydasızdır."
DUA ŞEKLİ
Muaz b. Cebel r.a den irvayet edildiğine göre Hz.Peygamber (sav) bir adamın "Allah 'ım bana sabretme gücü ver." şeklinde dua ettiğini işitince şöyle buyurmuştur: " Allah'dan bela vermesini istemiş oluyorsun, sana esenlikler vermesini niyaz et."
ÖZREOĞULLARI
Özreoğulları, Yemen de aşk illetine çok fazla yakalanması ile meşhur bir kabiledir.Bu kabilhenin gençlerinin çoğu bu illetten dolayı helak olur.Nitekim anlatıldığına göre bir kimse, onları sevgi ve aşk vadilerine bu kada rdalmalarının ve kara sevdadan ölmelerinin sebebini sorunca şöyle cevap vermişler: Bunun sebebi kalblerimizin hafif, kadınlarımızın ise afif (iffetli) olmasıdır.
MELEKLERİN GÜZELLİĞİ
Melekleri , yaratıldıkları surette görmememiz ALLAH'IN bize lütfundandır.Çünkü, melekler en güzel şekilde yaratıldıkları için onları bu halde görmüş olsa idik , suretlerinin güzelliği yüzünden gözümüz yuvasından fırlar , ruhlarımız bedenlerimizden ayrılırdı.Bu sebeble Hz.Peygamber a.s, Cebrail a.s a alışsın diye vahiy, sadık rüyalar şeklinde başlamıştır.Çünkü beşeri kuvveler , melekleri aniden görmeye tahammül edemez. O bisetin ilk yıllarında Cebrail a.s ı asli suretinde görmüş ve bayılmıştır. Onun için Cebrail a.s insan suretinde nazil olmaya başlamıştır.
21 Şubat 2026 Cumartesi
KİMDEN KORKULUR;ŞEYTANDAN MI? KADINDAN MI?
Alimlerden birinin şöyle dediği nakledilir:Bey şeytandan korkmadığım kadar kadınlardan korkarım.Çünkü Allah Teala şeytan hakkında :"Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır"(Nisa 76). buyururken , kadınların hilesi hakkında " Sizin tuzağınız gerçekten büyüktür" buyurmuştur(Yusuf 28)
BEŞİKTE İKEN KONUŞAN ÇOCUKLAR
Beşikte iken konuşan kişiler şunlardır:
1- Yusuf a.s lehine şahitlik eden bebek..(Mısır Aziz'i Züleyhanın dayısının bebeğidir.Bu bebek ,beşiğinden doğruldu aşağı inerek koşarak Mısır Aziz'inin yanına vardı ve Ey Aziz ,yavaş ol,Yusuf'u cezalandırmakta acele etme,Yusu'a ceza layık değildir.Yusuf ziyadesiyle lütuf ve merhamete layıktır" demiştir.Allah Teala, Züleyhanın ailesinden birine şahitlik ettirmiştir.
2- Peygamber Efendimiz SAV. Çünkü o doğumunun ilk günlerinde konuşmuştur.Söylediği ilk söz:"ALLAHÜ EKBER KEBİREN, VELHAMDÜLİLLAHİ KESİRENVE SÜPHANALLAHİ BÜKRATEN VE ESİLA
" Allah , büyük te büyüktür.Allah'a çokca hamd olsun,Sabah akşam Allah noksanlıktan münezzehtir".
3- İsa a.s. Onun beşikteyken söylediği sözler Meryem suresinin 24-26,30-33 ayetlerindedir.
4- Hz.İsa'nın annesi hz.Meryem.
5- Yahya a.s
6-İbrahim a.s Doğduğunda ayşakları üzerine dikilip şöyle demiştir:
LA İLAHE İLALLAHÜ VAHDEHU LA ŞERİKE LEHU LEHÜL MÜLKÜVE LEHUL HAMDÜELHAMDÜLİLLAHİLLEZİ HEDANA LİHEZA
Allah'tan başka ilah yoktur. O tektir. ortağı yoktur,mülk O'nundur,hamd O'nadır. Hamd bizi buna hidayet eden Allah'a dır."
7- Nuh geygamber
8- Musa peygamber 9- Yusuf a.s annesinin karnında konuşmuşutr. 10- Zina etmekle suçlanan bir kadının kendisine getirildiği başka bir kadının çocuğu, kadının suçsuz olduğuna şahitlik etmiştir.
12- Ateşle dolu hendeğe atılan müminlerden(ashabul uhdud) birisinni çocuğu,
13- Firavunu nkızının saç bakımını yapan kadının çocuğu
14- Mübarekül Yemame (Bir adam çocuğu doğduğu güm bir beze sararak Hz.Peygamber'e getirdi,Efendimiz çocuğa hitaben: "Ben kimim?=" dedi. Çocuk "Sen Allah'ın resulüsün" diye cevap verid.Efendimiz:"Doğru söyledin.Allah seni mübarek eyelesin" buyurdu, Çocuk bundan sonra bir kelime dahi konuşmadı. Bu çocuuğa Mübarekül Yemama( Yemamenin bereketlisi) adını verildi.Bu kıssa Veda haccı sırasında meydana gelmiştir.
15- Rahip Cüreyc kıssasındaki çocuk.
16- Muhyiddin İbni Arabi'nin kızı.
SADECE ALLAH'IN DEDİĞİ OLUR
Bazı haberlerde Hak Teala'nın şöyle buyurduğu ifade edilmiştir.
" Ademoğlu , sen bir şey istersin, ben de bir şey isterim. Ancak benim isteği olur.Eğer benim isteğime teslim olursan , senin isteğini sana veririm,Eğer benim isteğim konusunda bana karşı gelirsen, iistediğimiz şey hususunda sana zorluk çıkarırım.Sonunda yine benim dediğim olur"
Kuluh Allah Teala ile olan edebi, O'nun ızhar ettiği şeye hemen o anda boyun eğip teslim olmak ve O'ndan başkasını ortaya koymayı istememektir.
EN FİRASETLİ ÜÇ KİŞİ
BİRİNCİSİ Mısır Aziz'i olan kişidir.Bu Hz.Yusuf u satın alan kişi olup karısına ayetin belirttiğine göre demiytir ki:" Mısır'da onu satın alan adam karısına: "ona değer ver ve iyi bak. Umulur ki bize faydası dokunurya da onu evlat ediniriz"dedi..(Yusuf suresi 21 ayet)
İKİNCİSİ Şuayb peygamberin kızı..Babasına şöyle demişti: "Babacığım Musa'yı işçi tut" diyen kızı.
ÜÇÜNCÜSÜ Hz.Ebubekir efendimiz.Hz.Ömer deki kabiliyetin farkına vardığı için kendisinden sonra yerine onu halife bırakmıştır.
SEKİZ CEVİZE PEEYGAMBERİ SATMA
Anlatılırki Hezrat-i Peygamber s.a. mescide giderken çocuklar çevresini kuşatarak " Hasan ile Hüseyin&e ikram ettiğin gibi bize de et. Sizi esir aldık" deyince Efendimiz SAV, Bilal7e " Eve git de kendimi bunların elinden satın alabilmem için ne bulabilirsen getir" buyurdu.Bilal de gidip sekiz tane ceviz getirdi.Hz.Peygamber bunların karşılığında kendisini kurtardı(satın aldı) ve şöyle buyurdu: " Kardeşim Yusuf'u az bir pahaya bir kaç paraya sattılar, beni ise sekiz cevize sattılar."
GÖRMEZLİKTEN GELMEK
Gerçek muvahhidlerin halidir.Çünkü gerçek muvahhid, vasıta ve sebeb yaygılarını dürerek her konuda tesiri sadece Allah'dan bilir..Ayrıca görmezlikten gelmek te yüce karakterli insanların huylarındandır. Affedip bağışlamak mazereti kabul etmek hayırlı kimselerin adetlerindendir.
"Kabul et özrünü , mazeret bildirerek herkesin/ ister doğru olsun kanaatınca, ister yalan söylesin.
SABRI GÜZELLEŞTİREN ŞEY
Mahlukata şikayet bulunmadığı zaman sabır güzelleşir. Bununla birlikte şiikayet sadece Allah'a yapılırsa sabır daha da güzel olur.. Çünkü böyle bir sabırda , mahlukata şikayet edilmediği için zahiren ubudiyet hakkı gözetilmiş olur. Şiekayet saedce yaradana yapıldığı için de batınen ubudiyet hakkı gözetilmiş olur..İşi Allah'a havale etmek/tefviz güzeldir.Sadece O'na şikayette bulunmak daha da güzeldir.
Sevilenlerin yanında acizlik göstermek güzel olur.Çünkü onların yanında sertlik göstermek çirkin kaçar.
SEMMUN isimli zat bir münacaatında şöyle demişti: " Senin dışında hiçbir şeyden haz alamam, artık dilediğin gibi imtihan et beni"..Bu celadet gösterisi üzerine Hak Teala Semnun'a bevletme zorluğu(idrar çıkaramama zorluğu) musallat edilerek te'dip olundu.Aczini itiraf etti ve çocuklara para vererek kendisi için " yalancı" diye bağırarak Bağdat sokaklarında dolaştı.
20 Şubat 2026 Cuma
PEYGAMBER VE VELİLERİN CEFALARI
Gerek peygamberler gerek veliler -cefa çekiyormuş ve celal sıfatlarının mazharı imiş - gibi görünseler de Allah Teala katından vahiy, ilham, sabır ve tahammül ile desteklenirler.Alla hteala Hz.Yakub ve Hz.Yusuf'a bütün bu şiddetli gamları , büyük kederleri musallat etti de bunların acılığına sabretsinler , Allah7a müracaatları daha çok olsun, Allah Teala'dan başka her şeye(masiva) düşüncelerinin taalluku kesilsin . Böylece büyük mihnetlere katlanmadan ulaşılması mümkün olmayan yüksek bir dereceye ulaşsınlar .
ZİKİR MECLİSLERİ
Müminler Hak Teala'nın zikri için bir araya geldiklerinde, Melekler Hak Teala'dan zikri dinlemek için ,müminmere yakın olmak için izin isterler.Allah Teala " Yeryüzünde bozgunculuk edecek birilerini mi yaratacaksın"(Bakara 30) diye n siz değilmiydiniz?." buyurdu.
Melekler, atıldığı kuyuda Hak Teala'nın en güzel isimleri ile münacaat eden Hz.Yusuf'un münacaatını dinlemek için Hak Teala' dan izin istemişlerdir.
Mesnevi'de şöyle denilir:
Şu yeryüzünde , şu gök yüzünde ne varsa, zerre zerre/ Herşey , kehribar gibi kendi cinsini kendine çekmektedir./ Zıt nasıl olur da , zıttı ile beraber bulunur? / Halkın imamı olan bir zat nerede, maymun nerede? / Biz bu kadar söyledik , ötesini sen düşün / Fikrinde durgunluk varsa , Allah'ı zikret. Çünkü zikir , düşyünceyi harekete getirir / Zikri şu uyuşmuş düşünceye güneş yap da onu canlandır.
HAZRET-İ YAKUB'UN MÜNACAATI(1)
Cebrail a.s Hz.Yusuf'a kuyuda iken şu duayı öğretti:
ALLAHÜMME YA KAŞİFE KÜLLİ KÜRBETİN VEYA MUCİBE KÜLLİ DAVETİN VEYA CABİRE KÜLLİ KESİRİN, VEYA MÜESSİRE KÜLLİ ASİRİN, VEYLA SAHİBE KÜLLİ ĞARİBİN, VEYA MUNİSE KÜLLİ VAHİDİN, YA LAİLAHE İLLA ENTE SÜBHANEKE ESELÜKE EN TECALE Lİ FERECEN VE MAHRECEN VE EN TAGZİFE HUBBEKE Fİ KALBİ HATTA LA YEKUNE Lİ HEMMÜN VELA ZİKREN ĞAYRUKE VEEN TEHVAZANİ VE TERHAMNİ YA ERHAMERRAHİMİN
( Allah'ım, ey bütün sıkıntıları gideren , ey bütün dualara icabet eden , ey bütün kırıkları saran, ey bütün zorlukları kolaylaştıran , ey bütün gariblerin sahibi , ey her garibin sahibi , ey kendisinden başka ilah bulunmayan , Seni her türlü noksandan tenzih ederim . Senden bir çıkış ve kurtuluş yolu niyaz ediyorum.Sevgini kalbime öyle yerleştir ki hiçbir tasam kalmasın, senden başkasını anmayayım.Beni korumanı ve bana acımanı niyaz ediyorum.ey merhametlilerin en merhametlisi)
HAZRET-İ YAKUB'UN MÜNACAATI(1)
Hz.Yusuf, kuyuya atılınca şöyle dua etti:
YA ŞAHİDEN ĞAYRE ĞAİBİN, VEYA GARİBEN ĞAYRE BAİDİN, VEYA ĞALİBEN ĞAYRE MAĞLUBİN,İCALLİ MİN EMRİ FERECEN VE MAHRECEN
(EY GAİB OLMAYAN ŞAHİD! EY UZAK OLMAYAN YAKIN ! EY MAĞLUB OLMAYAN GALİB! ŞU İÇİNDE BULUNDUĞUM DURUMDAN KURTULUP ÇIKMAMI NASİB EYLE" bir rivayete göre de "BENİ BU İÇİNDE BULUNDUĞUM DURUMDAN KURTAR." diye dua etti
19 Şubat 2026 Perşembe
BELA AĞIZDAN ÇIKAN SÖZE BAĞLIDIR
Bir hadiste buyrulmuştur:"Bela ağızdan çıkan söze bağlıdır."Vallahi şu şeyi yapmayacağım" diye yemin eden bir kul , her şeyi şeytana bırakmış olur.Böylece şeytan maharetini "kulun yapmayacağım" dediği şeye teksif eder ve sonunda ona yaptırır".
Yine bir hadiste buyrulmuştur: " Bazan olur ki nefsim bana bir şey fısıldar.Onu söylemekten beni alıkoyan sadece onunla müptela kılma endişesidir".
NÜKTE
Hz.Ali efendimiz r.a der ki : İnsanın, asık suratlı biri olmaktan kurtaracak latifeler yapmasında sakınca yoktur". Rivayet edlirki adamın biri bir adamın yakasına yapışarak Hz.Ali'ye getirdi. " Bu adam, benim annemle rüyasında ihtilam olduğunu idida ediyor. Bunu nüzerine Hz.ali şöyle dedi:" Öyleyse bu adamı güneşe çıkar, sonra da gölgesini döv."
18 Şubat 2026 Çarşamba
EVLAD TUZAĞI
Allah Teala, Hz.Yakub'u ,Yusuf'a karşı duyduğu sevgi ile imtihan etti.Bu imtihanı daha da şiddetlendirmek için Yusuf'u ondan uzaklaştırdı.Çünkü ilahi sevgi ço kıskançtır.Çünkü sevgi sultanı kendi mülkünde ortak istemez. Güzellik de kemal de Allah'a aiddir.Bu yüzden kimse, O'nun dışındakilerle (masiva) perdelenmemelidir.Evlad tuzağından daha güçlü bir tuzak yoktur.İşte Nuh'un durumu ortada.Kafirlere beddua ettiğinde Allah Teala kaafirleri boğar iken hiç kalbi yanmadı. Ama boğulma sırası oğluna gelince sabredemeyerek:"Şüphesiz ki oğlum da benim ailemdendir"(Hud 45) diye bağırmaya başladı.
17 Şubat 2026 Salı
HURUF-İ MUKATTAA
Hurufi mukattaa , ehil olmayanlara ifşa edilmesi haram olan gizli sırlardandır.Bazı alimlerin: "Bu harfler Kuran'ın müteşabihatlarındandır. Onların manasını Ancak allah bilir" şeklindeki sözleri , bu konuda en salim yoldur ve işi ehlien bırakmaktır.Ancak Allah teala onların manasını kamillerin kalbine akıtması , O'nun keremi açısından hiç de uzak bir ihtimal değildir.Şu kadar varki kamiller, kendilerinden alınan ahdi muhafaza etmek ve zayıf akıllılardan sakınmak için bu manaların hakikatlarını açıkca belirtmeksizin remz ve işaret yoluyla anlatırlar.
YUSUF SURESİ
Übey b.Kab'dan Resulullah efendimizin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir.
"Kölelerinize Yusuf suresini öğretiniz.Çünkü hangi müslüman onu ailesine ve kölelerine yazdırır ve öğretirse, Allah Teala ölüm sekaratını kendisine kolaylaştırır,ona kuvvet verir vehiçbir müslümana hased etmemeyi başarır"
"Üzüntülü kiimse Yusuf suresin dinlerse mutlaka rahatlar"
CÜNEYD BAĞDADİ
Sufiler taifesinin seyyidi Cüneyd Bağdadişöyle anlatıyor." Dayım Sırrı Sakati bana insanlara nasihat etmemi söyledi.Bende buna layık olma konusunda nefsimi suçluyordum. Cuma gecesi Hz.Resul'ü rüyamda gördem..Bana :"- iNSANLARA NASİHAT ET "buyurdu.Hemen uyanıp dayımın kapısına gittim.Dayım:" Resulullah tarafından ikaz edilene kadar bizim doğru söylediğimize inanmadın, değil mi?" dedi.
Ertesi gün insanlara vaaz ve hasihat etmek üzere oturduğumda kimliğini gizleyen hırıstiyan bir genç yanıma oturarak: " Ey Şeyh. Hazret-i Peygamber 8a.s) ın " müminin ferasetinden korkun.Çünkü o Allah'ın nuru ile bakar" sözünün manası nedir?" diye sordu.Başımı öne eğdim, sonra kaldırıp. "Müslüman ol. artık müslüman olmanın vakti geldi" dedim.Genç de müslüman oldu.
İşte böyle bir bilgi ve insanların hallerine vakıf olma, ancak Allah Teala'nın haber vermesiyle mümkündür. Yoksa bütün veliler kendileriyle ilgili olsun , başkalarıyla ilgili olsun bütün konularda şaşkın bir durumdadır.
KALB
Kaşani (r.h) şöyle der: " Kalbin Ruh'a dönük bir yüzü vardır ki ona fuad denir. Bu "Fuad gördüğünü yalanlamadı"(Necm 11) ayetinde buyrulduğu gibi görme mahallidir.Kalbin bir de nefse dönük yüzü vardır ki ona da sadr derler.Bu ise ilimlerin suretlerinin bulunduğu yerdir.Arş şehadet alemindeki varlıkların kalbi olduğu gibi kalb de gayb aleminde ruhun arşıdır.
BİR MEMLEKET HALKININ YOK EDİLMESİ
"Halkı iyi kimseler olduğu halde Rabb'in haksız yere memleketleri helak etmez"(Hud suresi 117).
Hak Teala suçları yok iken , azsabı hak etmeden helak etmez.Hak Teal kendi haklarıyla ilgili olarak aşırı merhametli ve müsamahakardır.Bu sebeble fakihler: "Allah Teala ile ilgli haklarda kolaylık, kul haklarında ise ince eleyip sık dokuma esastır " derler.Hakların ber araya gelmesi durumunda kul hakkını öne alırlar.
Bir nesli kökten yok etme şeklinde bir azap , sırf bu nesil şirk ve küfür inancında olduğundan değil , aksine karşılıklı ilişkilerde birbirlerine hıyanet etmelerinden ,başkalarına eziyet ve zulüm peşinde koşmalarından dolayıdır.Sadece şirk koştular diye onlara azap etmemesi şirkin cezasının daha aşağısı değil ateş olmaması sebebiyledir.Allah onlara şirklerinin üzerine birde çeşitli masiyetler işledikleri içinazap etmiştir.Salih kavmini deveyi kestikleri için, Lut kavmine habis fiili işledikleri için , Şuayb'in kavmine ölçü ve tartıyı eksik tuttukları için ,Fiiravun'a Musa ve isirailoğullarına işkence ettikleri için azab etmiştir.Hatta bazıları " Devlet şirkle devam eder, fakat zulümle devam etmez" demiştir.
ARANANLAR VE BULUNANLAR
Ebubekir Verrak şöyle diyor:" Biz dört şeyi yıllarca aradık. Nihayet onların şu dört şeyde olduğunu gördük: Allah Teala'nın rızasını aradık , bunu O'na itaat etmekte bulduk. Geçimde bolluk aradık , bunu kuşluk namazında bulduk. Dinde selamet aradık , bunu dili korumada bulduk.Kabir aydınlığı aradık bunu gece namazında bulduk."
16 Şubat 2026 Pazartesi
ZALİMLERE MEYL ETME DAVRANIŞLARINDAN
Şunlar zalimlere meyletmeye dahildir: Zalimlerin söz ve davranışlarına rıza gösterip onlara müdahane etmek, onlarla birlikte ve beraber olmaktan hoşlanmak, fani debdebelerine bakakalmak, onlara verilen devşirmesi kolay nimetlere imrenmek, baki kalmaları için dua etmek, adları anıldığında tazim göstermek, mürekkep ve kalemlerini hazırlamak, ellerine kalem ve kağıdı vermek, arkalarından yürümek, kılık-/kıyafetlerini onlarınkine benzetmek, elbiselerini dikmek ve başlarının traşını yapmak.
Selefden bazıları , zalimlerin veridği selamı almaktan bile imtina etmiştir.Süfyanı Sevri, çöölde helak olmak üzere olan bir zalime su verilip verilmeyeceği sorulunca "Verilmez" denmiştir.
Bir hadiste şöyle buyrulmuştur: " Alimler, zalim sultan ile haşir neşir olmadıkları sürece , peygamberlerin Allah7ın kullarına tayin ettikleri eminleridirler.Haşir-neşir oldukları zaman ise peygamberlere hıyanet etmiş olurlar. Böylelerinden sakınıp uzak durun"
Bunu öğrendiğine göre şunu bil ki sana düşen, onların seni görmeyeceği, seninde onları görmeyeceğin şekilde onlardan uzak durmaktır. Çünkü kurtuluş ancak bundadır.Onların nler yapıp ettiğini araştırma, etrafındaki insanlara; işçileri ve hizmetçileri bir tarafa , imam ve müezzinleri gibi maiyetlerinde olanlara bile yaklaşma, onlardan uzak durup beraber olmadığından dolayı kaçırdığınız imkanlara teessüf etme.Hz.Peygamber SAV in şu sözünü hatırla:"Kişi Kur'an okur, dini ilimlerde ince bir kavrayışa sahip olur, sonra da sultanın elindeki imkanlara tama' edip yaltaklanarak bunların kapısına geldiği takdirde attığı adımlar ölçüsünde cehenneme girer".
Rivayete göre Allah Teala Yuşa b.Nun'a: " Kavminin hayırlılarından kırk binini, şerlilerinden ise altmış binini helak edeceğim" diye vahyetti.Yuşa (a.s) "Hayırlıların ne suçu var?" diye sorunca da şöyle buyurdu:
" Benim kızdığım şeye kızmıyorlar, şerlilerle birlikte yiyip içiyorlar."
Hükümdarların bozulma nedeni ilk olarak alimlerdirÇünkü kötü kadılarla kötü alimler olmasa idi hükümdar bozulmaya cesaret edemez bozulma nisbeti de azalırdı.
Hz.Peygamber sav buyurmuştur: "Kur'an okuyucuları, devlet ileri gelenlerien meyletmedikleri müddetçe bu ümmet Allah7ın kudret ile ve koruması altında olacakdır."
ŞEYH İZZUDDİNB.ABDÜSSELAM K.S
Şeyh İzzüddin b.Abdüsselam der ki:"Sufilerin yolu, dört esasa dayanır. Bunlar mücahede, süluk, seyr ve tayrdır.
Mücahede, imanın hakikatları ile tahakkuk, yani onların hakikatına ermektir. Seyr, ihsanın hakikatları ile tahakkuktur. Tayr, cömertlik ve ihsan yolu ile Melik ve Mennan olan Allah7ın marifetinecezb olunmaktır. Süluka göre mücahede , abdeste göre istinca gibidir.İstincası olmayanın abdesti yoktur.Keza mücahedesi olmayanın da süluku yoktur.Seyre göre sülukun yire ise namaza göre abdest gibidir. Abdesti olmayanın namazı olmadığı gibi süluku olmayanın seyri de yoktur. Bundan sonra tayr gelir ki o vuslattır.
Sufi yoluna intisabın en aşağı derecesi , mücahede eehline muhabbet beslemek, mebde ve meadın sırrına ulaşmış kişileri tasdik etmek, Kur'an hakikatlarına erenlerin değerlerini takdir etmek , onlara düşmanlık, nefret ve kızgınlık beslememektedir.
Bir kutsi hadiste buyrulmuştur:" Kim benim bir veli kuluma düşmanlık ederdse ona harp ilan ederim.""
İZDİVAÇ
Denilir ki Adem ile Havva arasında izdivaç vaki olduğunda İbslis'le dünya arasında da izdivaç vaki olmuştur.Birinci izdivaçtan insan nevi doğarken , ikincisinden heva doğmuştur.Bütün batın dinlerle kötü huylar işte bu hevanın tesirindedir.
Allah Teala ruh sultanını beden ülkesinde hükümdar yapıp aklı da onun veziri kıldığında , nefsi , ruhun dişisi kıldı.Nefis ise gidip hevaya aşık oldu.Ruh, vezirine nefsin durumunu sorunca akıl veziri ona şöyle dedi:"Padişahım , heva adlı bir varlık nefsi yoldan çıkardı". Bunun üzerine ruh hemen yakararak Allah'a yöneldi. Nefis böylece salihane bir şekilde ve güzel bir hal ile ruha teslim oldu.İişte nefislerini ıslah etmek isteyen , Kadir ve Müteal olan Allah7a yönelsin.
15 Şubat 2026 Pazar
KIRK YAŞ
İlahi ilim , ilk mükaşefe ve zuhurundan ancak kırk sene sonra kemale erer. Nitekim akıl da kırk yaşında kemale erer.Yanhi son mertebeye ulaşmak , ancak bu sürede gerçekleşebilir.Allah Teala adetini bu şekilde yürütmektedir.Bu süreden önce kimse bir şeye heveslenmesin. Çünkü ilim bu sınıra kadar artar .Sonra tahakkuk gerçekleşir.Allah'ın yardım ve izniiyle tabii ve nefsani sıfatların tamamı , boyunduruğu altına girer ve onlara hakim olarak eline gelir.Yolun ne kadar uzun , istenen şeyin ise ne kadar değerli olduğuna bir bak. Rab olan Allah'a ulaşana kadar kendin için bir kılavuz seç.
Mesnevi de şöyle denilir:
Kendine pir bul, çünkü bu yolculukta pirsiz olursan ,/ Pek büyük afetler, korkular, tehlikeler vardır.Çok defa geçtiğin bu yolda bile Kılavuzsuz gidersen şaşırır kalırsın.
Ya hiç görmediğin bir yolda ne olursun? / Aklını başına al da , kılavuzsuz olarak yola düşme.
Ey ahmak, eğer başında mürşidin gölgesi olmazsa , Gulyabani sesleri seni şaşırtır, yolunu saptırır.
ALLAH ZALİMİ KURTARMAZ
Allah Teala zalimi kurtarmaz, fakat mühmet tanır ve nefsinin eline bırakır.Nefsinin emmareliği sebebiyle de hem kendi nefsine hem de başkalarının nefsine zulmeder. Ancak Allah bir kuluna rahmet ve ihsan nazarıyla bakarsa , inayetinin nuru ile nefsinin emmareliğini yok eder.Böylece bu kulun nefsi , şeriatın emrini dinler hale gelirve ahiret azabından kurtulma , yüce derecelere ve yakınlıklarına erişme gayesi dışında hiçbir gaye ile hareket etmez olur.Bu bakımdan günah işleyenlerin Rablerinin yakalamasından çekinerek hemen tevbe etmesi , daha sonra yaparım , ederim demeyi terk etmesi gerekir.Çünkü bir hadiste "Daha sonra yaparım diyenler helak olmuştur" buyrulmuştur.
HAZRET-İ CEBRAİL'İN TALİMİ
Cabir b.Abdullah'dan rivayet olunur: " Hz.Peygamber sav in bulunduğu meclislerin birinde bulundum.Bir ara bembeyaz giysili, saçı ve teni oldukça güzel bir kimse çıka geldi veşöyle selam verdi:
"- es-selamü aleyke , Ya Rasulallah"dedi.Efendimiz sav :"-Ve aleykesselam" buyurdu. Adam:
"-Ey Allah'ın resulü dünya nedir?" diye sordu.
Efendimiz a.s: "-Dünya bir rüyadır, dünyadakiler ise yaptıklarının karşılığını göreceklerdir" buyurdu.
Adam : "Ey Allah7ın Rasulü , peki ahiret nedir?"
Efendimiz SAV :"- Ebedi hayattır.Bir gurup insan cennetlik bir gurup inisan ise cehennemlik olacaktır."
Bunun üzerine adam :"Cennet nedir?" diye sordu.
Hz.Peeygamber sav: " Öbür dünyanın taliplilerine nimetlerini ebedi olara kdöküp saçmasıdır" buyurdu.
Adam : "- Peki ya cehennem?".
Efendimiz :"- Ahirette Cehennemin , taliplerine döküp saçmasıdır,onlar cehennemden hiç ayrılmazlar , ebedi kalırlar".
Adam :" Bu ümmetin en hayırlıları kimlerdir?" deyince
Efendimiz SAV: "- Allah'a itaat üzere olanlardır". adam:"- orada insanlar nasıl olurlar?"
Efendimiz SAV "- Kafilesini arayan biri gibi çok gayretli olurlar." adam:"- orada ne kadar kalacaklardır?" deyince Efendimiz SAV: " Kafilesinden bir ihtiyac için geri kalan kişinin kaldığı kadar" buyurdu.
adam:"- Dünya ile ahiret arasında ne kadar mesafe vardır?" deyince
Efendimiz SAV: Göz açıp kapama vakti kadar bir süre" buyurdu.
Cabir anlatmaya devam etti:O adam gitti ve bir daha da gören olmadı.Hz.Peygamber SAV : " O cebrail idi.Sizin ahireti arzulamanızı, dünydan el etek çekmenizi sağlamak için geldi" buyurdu
VEDUD LAFZI
Vedud lafzı bütün mahlukat için hayırlı olanı seven ve tüm hallerinde onlara iyilik eden manasındadır.Dostlarını seven manasında olduğu da söylenir.
Kulun Ayyah'ın bu isminden alacağı pay, başkaları için kendisi için istediklerini istemek, gücünün ve imkanının elverdiği ölçüde başkalarına iyilik etmek , Allah7ın salih kullarını sevmektir.Başkalarını kendisine tercih etmek ise bundan daha yüce bir davranıştır. Nitekim bu özellikte olan bir zat şöyle demiştir:" Cehennem ateşi üzerinde mahlukatın eziyet duymadan , geçebileceği bir köprü olmak isterdim."
İNSANOĞLUNUN TABİATI
İnsanoğlunun tabiatında şeytanlık sıfatlarından olan kötülüklerde diretme ve kendini büyük görme özellikleri gizlidir.Kendisine yasaklanan şeylere haris olmakta onun tabiatında mevcuttur.Nitekim Hz.adem ,o ağacı yemekten men edilince onu yemek için çok şiddetli bir arzu duydu.İşte bu iki sıfat yüzündendir ki insanoğlu, kendisine bir şey emredildiği zaman kendini büyük görerek yüz çevirir. Kendisine bir şey yasaklandığında da onu yapacağım diye adeta yırtınır.Hele bu emir ve yasak kendisi gbi bir insanoğlundan gelmişse..Allah'a itaat etmek, mahluklara itaat etmeye nazaran çok daha kolay kabul edilen bir şeydir. Çünkü itaat etmekte nefsi benliği zelil kılma ve burnunu sürtme söz konusudur. Ayrıca yaradılan Yaratan'ı tarafından yüklenen vazifelere , kendisi gibi bir mahluk tarafından yüklenenlerden daha fazla tahammül gösterir. Bu sır dolayısıyladır ki Canab-ı Hakk, peygamberleri gönderip yaradılanlara itaat etmelerini emretmiş ve şöyle buyurmuştur: "Allah7a itaat edin, Rasul'e ve sizden olan ulul emre(yöneticilere) itaat edin (Nisa 69)
Ezeli inayet sayesinde Allah tarafından başarılı ve muvaffak kılınanlar , kendisine emredilenleri yaparlar , yasaklardan kaçınırlar.,peygamberin getirdiklerine itaat ederler.İtaatleri de onları , mahluklara mahsus sıfatların karanlıklarından halıkiyyet sıfatlarının nuruna çıkartır. Kimin de ezelde şaki olacağına hükmedilmiş ise yüzüstü , kendi başına bırakılır, nefsinin ve tabiatının insafına terk edilir.Bu sebeble ne Allah'a, ne Rasulüne itaat eder, daveti kabule asla yanaşmaz.
TEVHİD MERTEBELERİ
Tevhid mertebelerinin ilki tevhid-i efal, sonra tevhid-i sıfat, sonra tevhid-i zattır.Çünkü zat sıfatlarlha, sıfatlar fiillerle, fiiller ise eserlerle ve oluşlarla gizlenmiş perdelenmiştir.İşte bu oluş hicaplarının ortadan kalkması ile kendisinde fiillerin tecelli ettiği kimse tevekkül eder. Fiil hicablarının ortadan kalkması ile kendisinde sıfatların tecelli ettiği kimse razı ve teslim olur.Sıfat hicablarının ortadan kalkması ile kendisinde zatın tecelli ettiği kimse ise artık vahdettedir.mutlak olarak muvahhid olur.
Mesnevide şöye denir:
Sen "La ilahe illallah" demedikçe/hakikate varan açık yolu bulamazsın.
Aşk öyle bir ateştir ki, alevlenince /Sevgiliden başka ne varsa hepsini yakar, yandırır.
"La" kılıcı, Hak'dan gayrısını keser , siler süpürür / Bir bakda gör, "La"(yok) dan sonra ne kaldı?
Ancak "illallah" kaldı, hepsi de gitti yok oldu. Ey şirki ortaklığı yakıp kandıran aşk, şad ol, yaşa!
KENDİNE VAAZ ET
El-ihya isimli kitapta şöyle denilir:" Allah Teala , İsa (a,s) a şöyle vahyetti: "Kendine vaaz et, şayet kendin o öğüdü alıyorsan , insanlara da öğüt ver.Aksi takdirde benden haya et"
Hafız Şirazi der ki:
Vaizler bu cilveyi mihrabda ve mimberde ederler
Yalnız kalınca o işi başka türlü yaparlar
Bir müşkülüm var , meclisin alimine sor
Başkalarına tevbe buyuranlar neden tevbede eksik kalırlar.
ÖLÇÜYÜ VE TARTIYI EKESİK YAPMAYIN EMRİNİN İŞARİ YORUMU
Ayette buyrulmuştur: Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın.Yani muhabbet ölçüsü ile talep tartısını eksik yapmayın.Muhabbetin bir ölçüsü vardır ki o, masivaya düşman olmaktır.Nitekim Hz.İbrahim a.s, dostluğunu ızhar ederken "Alemlerin Rabbi müstesna , onlar benim düşmanımdır(Şuara 77) demiştir.Allah Teala ile birlikte bir kimseyi veya bir şeyi sevdiğin zaman , Allah7ı sevme ölçüsünde eksiklik yapmış olursun.Ayrıca talebin de bir tartısı vardır ki o, şeriat ve tarikat ayakları üzerinde yürümektir.Nitekim şöyle denilmiştir:" İki adımda vasıl olursun" . Bu iki adım olmadan hareket edersen tartıyı eksiltmiş olursun.
Şu halde müride düşen, veli ve nebilerin terbiyesi ile terbiyelenip ayağını birinci yola koyarken kendisine emredilip şart koşulduğu üzere koymasıdır.
KÖTÜ AHLAKLAR VE SONUÇLARI
Hadis-i şerifde buyrulmuştur: Hıyanetin ortaya çıktığı bir toplulukta bulunanların kalplerine Allah mutlaka korku ilka eder. Zinanın alenen yapıldığı bir yerde mutlaka ölümler çoğalır. Ölçü ve tartının eksik yapıldığı yerde yaşayanların rızkını Allah mutlaka keser. Adaletsiz hüküm verilen bir toplumda mutlaka kan akıtma hadiseleri yaygınlaşır. Anlaşmaya bağlı kalmayan bir topluluğa da Allah mutlaka düşmanı musallat eder.
ALIŞVERİŞTE HİLE
Hiçkimse , alışxveriş ederken hile ve laf kalabalığı ile malını cazip gösterme yoluna gitmesin.Çünkü böyle yapmakla rızk artacak değildir.Aksine rızkın bereketi gider.Böyle yollarla azar azar biriktirenlerin malını Hak teala bir anda tamamen yok eder ve sahibine de malının her bir zerresinin mesuliyeti kalır.Anlatılır ki fazla gözüksen diye sütüne su karıştıran bir adamların inekleri bir sel felaketine uğrayarak telef olmuş küçük kızı adama şöyle demiş: " Babacığım süate karıştırdığın sular birikti birikti ve sonunda inekleri telef etti"
14 Şubat 2026 Cumartesi
EKSİK VERMEK
Hz.Şuayb a.s 'ın peygamber olarak gönderildiği Medyen halkı, ölçü ve tartıda hile yaparlardı.İki öölçek kullanırlar, başkalrından mal alırken tam ölçeği kullanırlar, kendileri başkalarına mal satarken eksik ölçeği kullanırlardı."Ey kavmim, ölçüyü tartıyı adaletle yapın , insanların eşyasını eksik vermeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak dolaşmayın"(Hud 85). emri bunun için söylenmiştir.
"İnsanların eşyasını eksik vermeyin" kavramından sadece ölçülen ve tartılan eşyalar anlaşılmayıp ister değersiz olsun "eksik vermeyi" hitabı vardır.Şuayb a.s ın kavmi , szimsarların yaptığı gibi satılan her şeyden bir miktar komisyon alıp müşterilere o malın değerini azaltarak verirlerdi.Başkalarının malını eksik vermek fesaddır.Altın ve gümüş paranın kenarlarından eksilterek ağırlıklarnı düşürmek ve bazı şartlardan istifade ederek bu noksan akçeyi piyasaya sürmek gibi hareketlerde bozgunculuk fiillerindendir.Helal kazanç daha hayırlıdır.Allah Teala :"Allah faizin bereketini giderir, sadakaları ise bereketlendirir"(Bakara 276).
MECİD İSMİNİN MANASI
Mecid, zatı şerefli, fiilleri güzel, ihsan ve atası bol demektir.Zatı şerefli biri, bir de güzel davranışlara sahip oldu mu ona "mecid" adı verilir.
İNSANLAR SINIF SINIFTIR
İnsanlar yakınlık-uzaklık; seyr u süluk ve bunu bırakma hususlarında sınıf sınıftırlar:
Allah Teala kimi insanları hiçbir şey yapmadan, uğraşmadan kendisine ulaştırmayı tercih buyurmuştur. Böyleleri kendilerini maksatlarına ulaşmaktan alıkoyacak şeyleri def etmeye uğraşmaksızın, O' nun özel denetiminde bulunurlar.
Kimi insanlar da vardır ki , başkaları (ağyar) onları bir süre Allah' dan uzaklaştırıp meşgul eder.Bu kişiler Allah'ın muvaffak kılmasıyla masivanın varlığını ortadan kaldırmaya çalışırlar ve masivayı sonunda yok ederler. Kendileri için Allah Teala'dan başka varlık kalmaz.
Kimileri de yolda kalır, yaratılışları kendilerini istedikleri yere ulaştırmadığından dolayı en son hedeflerine varamazlar.
Bazı insanlar da vardır ki ne yolun ne de yola girmenin ne olduğunu bilemezler , tabii makamlarında öylece kalırlar.
Hafız der ki:
Bir topluluk dostun visalini ciddiyet ve gayretle elde ettiler./ Diğer bir topluluk ise takdire havale ettiler.
Birinci gurup , Allah Teala'nın şu sözünü kendilerine reehber edinmişlerdir:"Uğrumuzda mücahede edenleri , elbette yollarımıza ulaştırırız"(Ankebut 69)Buna göre Allah'a ulaşma(visal) çalışıp didinmeninde rol oynadığı bir şeydir. Tıpkı bir takım sebeblere bağlı olarak elde edilmesi mümkün olan vezirlik gibi.
İkinci guruptakiler ise O' na ulaşmayı , çalışıp didinmenin hakikatte hiçbir şekilde rol oynamadığı ilahi vergilerden kılmıştır.Buna göre o sultanlığa benziyor.Allah Teala şöyle buyuruyor:"De ki: Ey mülkün sahibi ! Sen mülkü dilediklerine verirsin"(Ali imran 26)."O, hikmeti dilediğine verir."(Bakara 269). "Allah'ın vermeyip te tuttuğu şeyi hiç kimse salıveremez"
CİİNS CİNSİ ÇEKER/CAZİBE
Efendimiz buyurmuuştur: "Bir mü'min bin kişinin yaşadığı bir kasabaya varsa ve bir kişi dışında kasabadakilerin tamamı kafir olsa, o müminin kalbi kasabadaki mümini bulana kadar sakinleşip rahat etmez.Bir münafık da bir kişinin yaşadığı bir kasabaya gelse ve biri dışında kasaba ahalisinin tamamı mü'min olsa , münafığın kalbi de kasabadaki münafığı bulana kadar kimseye ısınmaz"
BEY'AT
BEY'AT vermek birisine tabi olmak hussunda söz vermektir.Bey'at'ın aslı Hak Teala'ya verilen sözdür.Bir anlamda Ya Rabbi sana tabi olacağım,senin emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınacağım. Senin emirlerini ve isteklerini yerine getirirken asla tereddüt etmeyeceğim, isyan içinde olmayacağım demektir.
Kendisine beyat edilen , bey'at veren hakikatte Allah Teala'dır. Fakat bey'at alma ve sözleşme daha kolay olsun diye bir takım vasıta ve vesileler yaratarak peygamberleri, onların varisi olan şeyhleri, bu şeyhe bağlı sultanları beyat edilen kişiler olarak tayin etmiştir. Dnun için onlar koruma ve muhafaza altındadır.Günah olan bir şeyi kesinlikle emretmezler.Onların ahdi bozmaları asla düşünülemez.Onların kapısından ayrılmayan güzel netice ile mesud olacaktır.Aklı başında olan kimselerin, peygamber ve velilerin davet ettiği tevhid ve hakikatları konusunda şüphe ve tereddüt içinde olmaması gerekir.Aksine hakkın inceliklerine ulaşana dek ona tabi olmak gerekir.Çünkü şüphe ve tereddüt kafirlerin,kararsızlık ve bocalama ise günahkarların hallerindendir.
Bazı şahısların peygamber varisi ve Rablerinden bir delil üzere bulunan şeyhler arayıp bulamadıkları hadisesi , bu şahısların taleplerindeki zaaf ve tereddüt, inanç ve himmetlerindeki dağınıklık bulunmasındandır.Çünkü talib basiret üzere hareket etmediği zaman , basiret ehlini bulamaz.İisterse gözünün önünde olsun. Aksine hüsranı ve ziyanı artar.Ne güzel söylenmiştir:"kör görmese de güneyyine güneştir"
DUA ETMEK
Hz.Şeyh-i Ekber İbni Arabi hazretleri der ki:" Dua etmek uzaklığı çağrışytırıyor. Allah Teala ise yakındır.Yakın olduğuna göre niçin O'na dua ediyorsun?. Dua etmeyip susunca: " Niçin dua etmiyorsun, yoksa büyüklük mü taslıyorsun?" der.Geriye dilsizlere imrenmekten başkaçare kalmıyor. Onlar konuşamazlar.Sağırlar, dilsizler,körler. Nemutlu onlara ! Ahirette dönüp varılacak güzel yer de onların". İşte Allahı bilenlerin vasfı budur. Onlar hakkında : " Allah'ı tanıyanın lisanı bal olur"
EL MÜCİB İSMİ ŞERİFİ
Kulun, Allah'ın EL MUCİB esmasından alması gereken hissse , Rabbinin emredip yasakladığı hususlarda O' na icabet etmesi, Allah'ın kullarına nazik bir şekilde cevap vererek isteklerini karşılamaya çalışarak yardımcı olmasıdır.Kul Rabbin emirlerine müsbet cevap verdiği zaman , Allah da onun duasına icabet eder.Nitekim Efendimizin amcası Ebu Talib, Resulullah'a sav şöyle demiştir:" Rabbin ne kadar da istediğini hemen yerine getiriyor" . Peygamberimiz de ona " Amca! Sen de O'na itaat edecek olsan senin isteklerini de yerine getirir.
DÜNYA
Allah Teala dünyayı, oturulacak, karşılık görülecek bir yer değil, deneme ve göçüp gitme yurdu kılmıştır.O, dünyayı genellikle cahillerin , kafirlerin eline vermiş; peygamberleri, velileri ve ebdali ondan mahrum etmiştir. Yüce Allah dünyayı küçük ve hakir görmüş , dünyaya ve dünya ehline , dünyayı sevenlere buğzetmiş , akıllı insanların dünya sadece çıkacakları yolculuk için hazırlık yapmalarına rıza göstermiştir.
Dünyaya sövülmez.Hadis-i şerifde buyrulmuştur: "sövüp saymayınız.Çünkü o, mümin için gayet güzel bir binittir/araçtır.Mümin onun sayesinde hayra ulaşır, onun sayesinde şerden kurtulur.Kul: "Allah bu dünyanın cezasını versin!" diye lanet ettiği zaman dünya da ona şöyle der: " Allah Reblerine karşı gelenlerin cezasını versin" Bu hadis dünyaya sövüp saymanın ona lanet etmenin yasak olmasını gerektirir.
Ancak dünyanın lanetlenmesi mübah olan tarafı , Allah'dan uzaklaştıran yönüdür. Allah'dan uzaklaştıran mal ve çocuk kişiye felaket getirir.Ancak dünyanın Allah'a yaklaştıran , O'na ibadete yardım eden yönü ise herkes tarafından sevilmiştir.
KURTULUŞ RAHMETLE MÜMKÜNDÜR
Bir insan ne kadar amel yaparsa yapsın ve salih amel işlerse işlesin Allah7ın rahmeti olmadan kurtulamaz.Hud suresi 58 ayeti şu şxekildedir:
"Emrimiz gelince Hud'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları ağır bir azabtan kurtuluşa erdirdik" Ayette if ade buyrulan "tarafımızdan bir rahmet" ifadesi ile bu husus açıkca ifade buyrulmuştur.
ADALET Mİ? CESARET Mİ?
Anlatılır ki, Makedonyalı İskender , Aristo'ya sormuş:" Hükümdarlar açısından cesurluk mu daha gereklidir yoksa adalet mi?Aristo bu soruuya şöyle cevap vermiş:
"-Otorite sahipleri adaletli davrandıkları zaman cesur olmak zorunda kalmazlar."
13 Şubat 2026 Cuma
ÇOCUĞU OLMAYANLAR İÇİN
Hz.Hasan efendimize birisi şöyle dedi:" Ben çok malı olan biriyim ancak çocuğum olmuyıor. Bana bir şey öğret, belki Allah bana bi rçocuk ihsn eder" Hz.Hasan ona: "İstiğfara devam et"dedi. Adam çokca istiğfar etmeye başladı. O kadar ki günde yediyüz kere istiğfar ettiği bile oluyordu. Sonunda adamın on çocuğu oldu.
Bu olay Muaviye'nin kulağına gidince adama:" Bunu nereden öğrenip söylediğini sorsaydın ya" dedi. Bir başka zamanda aynı adam Hz.Hasan7a bunu nereden öğrendiğini sordu.Hz.Hasan cevaben "Hud (abz) Kuvvetinize kuvvet katsın " sözü ile Nuh a.s ın " mallarınızı ve çocuklarınızı artırsın"(Nuh suresi 72) şeklindeki sözlerini duymadınız mı?
Ayetin tercemesi:Ey kavmim Rabbi'nizden mağfiret dileyin, sonra da O'na tevbe edin ki, gökten üzerinize bol bol rahmet göndersin, kuvvetinize kuvvet katsın.."
PEYGAMBERLER/VELİLER DİRİDİR
Hz.Nuh'un gemisi aaltı aylık bir hareketten sonra cudi dağına oturunca, Hz.Nuh bir bakarki şeytan gemisinin arka tarafında oturmaktadır.Nuh a.s İblis'e :" Yazıklar olsun sana! Yeryüzündekilerin tamamı senin yüzünden boğuldu, hepsini helak ettin" demiş.İblis de Hz.Nuh'a :" Peki ne yapabilirim? deyince Hz.Nuh:" Tevbe edebilirsin?" demiş.Bunun üzerine İblis: "Öyleyse Rabbine sor bakalım benim için tevbe imkanı var mı?" demiş. Hz.Nuh, Rabbine dua etmiş , Allah Teala Nuh a.s 'a : Adem'in kabrine secde edersen tevbe etmiş olacaksın" demiş.Fakat İblis:" Ben ona diriyken secde etmedim, ölüyken mi edeceğim" diye cevap vermiş
Burada mezardayken Hz.adem'e yapılan secdenin mezarda değilken yapılan secde gibi olduğuna işaret vardır.Çünkü Peeygamberler rableri katında diridirler.Kamil veliler de böyledir. Denmiştir ki:
Ölümleriyle gönül ehlinden meded beklemekten ümitsiz olma!
Çünkü ağah olan kamil kişinin uykusu aynen uyanıklık gibidir.
12 Şubat 2026 Perşembe
PEYGAMBER İİSTEĞİ
Bir Hadis-i Şerifde buyrulmuştur: "Rabbimden üç şey talep ettim. İkisini verdi birisini geri çevirdi.Rabb'imden ümmetimi umumi bir kıtlıkla helak etmemesini talep ettim.Bunu bana verdi.Ümmetimi suda boğulma suretiyle helak etmemesini diledim, bana bunu da verdi. Ümmetimin kendi aralarında savaşmamalarını da (yani savaş ve fitnelere düşmemelerini de) talep ettim.fakat bu geri çevrildi"
11 Şubat 2026 Çarşamba
EDİNİLECEK İLK AHLAK
İibni arabi hazretleri şöyle der:" Ahlak sahibinin edineceği ilk ahlak, yaratılanlardan gelecek eziyetlere sabırla katlanmaktır.Bunun yolu da onlardan eziyet duymamaktır.Çünkü o muvahhiddir.Onun gözünde kendisine kötülük yapan da iyilik yapan da eşittir.Bu ahlakın son derecesi , kötülük yapanı bile kendisine iyilik ediyormuş gibi görmesidir.Çünkü o herşeyin gerçek mahiyetini bilmektedir.İilahi tecelli ile tahakkuk bulmuştur.İşte bu hakikat ehli olmanın , yani tahkikin başlangıcıdır."
İNSANLAR ÜÇ SINIFTIR
Yahya b.Muaz şöyle der:
İinsanlar üç sınıftır.Bir gurup vardır ki ahiretleri kendilerini dünyadan alıkoyar. Bi rgurupta vardır ki dünyaları kendilerini ahiretten alıkoyar.Bir gurup daha vardır ki ikisiiyle birden meşgul olur.Birincisi kurtuluşa erenlerin derecesidir. İkincisi helak olanların derecesidir. Üçüncüsü ise durumu tehlikede olanların derecesidir.
GÜZEL AHLAK ÖRNEKLERİ
Bir hadiste şöyle buyrulmuştur:" Fakirleri ve miskinleri sevmek, nebilerin ve rasullerin ahlakındandır.Onlarla birlikte oturmak istememek ise münafıkların ahlakındandır."
HPz.Nuh'a kavmi karşı çıkarken "Biz seni de bizim gibi bir insan olarak görüyoruz ve sana bizim basit görüşlü ayak takımımızdan başkasının uymadığnı görüyoruz. Sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Bilakis sizin yalancılar olduğunu düşünüyoruz"(Hud 27) ayetinden anlaşılmaktadır ki ,peygamberlere ve velilere uyanları, zengin ve aristokrat olmadıkları için ,inkarcılar aşağılamaktadırlar.
Mesnevi de şöyle denilir:
Peygamberlerle eşit olduğunu idida ettiler/ Velileri de kendileri gibi sandılar/ Dediler ki: İşte biz de insanız onlarda insan / Biz de uyumaya ve yemeğe bağlıyız onlar da / Onlar şunu bilmediler kikörlükleri yüzünden, / Aralarında uçsuz bucaksız bir fark vardır. / Her iki çeşit arı bir yerden gıdalandıkları halde ,/ Birinde yalnız iğne bulunur, diğerinde bal vardır./ İki çeşit geyik otladı, su içti. / Birinden fışkı ortaya çıktı , birinden halis misk / Her iki kamışta bir sulaktan su içti. Birinin içi bomboş, diğeri şekerle doludur.
SÜFLİ VARLIKLARI ULVİ ALEME DAVET ETMEK
Peygamberlerin ve onların yolundan giden velilerin davranışlarıdır.Nefis, süflidir.Tabiatı da bakışı da süflidir.Ruh ise ulvidir. Ruhun ulvi bir tabiatı, ulvi bir bakışı vardır.İşte bu ulvi ruhun özelliklerinden biri de başkalarını da kendi alemine davet etmektir.Bu ulvi bakış sayesindendir ki ruh, iibadetlerin ne kadar şerefli ve değerli olduğunu , ayrıca süfli davranışları ve onların ne kadar değersiz ve zelil olduğunu görür.Bu ulvi tabiatından dolayı da süfli varlıkları ulvi davranışlara davet eder.Sufli bir varlık olan nefis, süfli bakışından dolayı ulvi varlıkları göremez.Süli tabiatından dolayı ulvi davranışlara meyletmez.Aksine süfli davranışlara meyleder.Süfli bakışı yüzünden her şeyi süfli görüp başkalarını da kendi alemine çağırır.
Bu nedenle süfli insanlar peygamberlere ve velilere bakarlar , ama onları peygamber ve veli olarak görmezler , aksine onları yalancı, büyücü ve deli olarak görürler.Peygambere ve velilere tabi olanı da küçük ve hakir görürler.
PEYGAMBERLERİN AH VAH ETMESİ
Hz.Nuh a.s ın adının Şakir olduğu söylenir. Kendisi için çok ah vah ettiği için ona "Nuh" adı verilmiştir.Niçin ah vah ettiği konusunda ise üç görüş vardır:
1-"Rabbim, yeryüzünde bir tek kafir bile bırakma"(Nuh 26)diye beduda ettiği zaman merhametinin az olduğu içindir.Allah onun bu duasından hoşnut kalhmamıştır
2- Bi rköpeğin yanından geçerken " Ne çirkin bir yaratık" demiş olmasıdır.Bu davranışı üzerine Hak Teala;" Beni mi ayıplıyorsun, yoksa köpeğıi mi?" diyerek azarlamıştır.O da bununh üzerine kendisi için ah vah ederek çöllerde ve dağlarda dolaşmaya başlamıştır.
3- Hz.Nuh'un oğluna karşı aşırı meyli ve bağlılığı vardı.Ayette "Şüphe yok ki oğlum benim ehlimdendir" (Hud 45) diyerek Rabbine başvurması , Allah'ın da " Şüphesiz ki o senin ehlinden değildir" buyurmasıdır.Bunu nüzerine ya kendisi için ya da oğluna karşı şefkatinden dolayı ve kendisi için endişelendiği için ah vah etmeye başlamıştır.
Hz.Davud ve diğer bazılarında vaki olduğu gibi bazı zelleler, her ne kadar ah vah etmeye sebeb olursa da peygamberlerin ve velilerin ah vahları sadece Allah'ın celalinden ve kalblerini çekip alan O'nun heybetinden kaynaklanır.
Ah vah etmek , aşıkların sıfatlarından ve ariflerin özelliklerindendir.Yahya a.s bir günahı içinden bile geçirmediği için zamanında kendisinden daha çok ağlayıp ah vah eden görülmemiştir.Yakup a.s sın ağlaması sırf oğlu Hz.Yusufdan kaynaklanmamıştır.Aksine O'ndan ayrılması , bu ağlayışın zahiri olarak görünüşteki sebebi olmuştur.
Allah Teala bir kulunun ağlamısını ve ah vah edip kendisine yalvarmasını dilediği zaman o kulunu ayrılık , hastalık ve diğer sebeblerle imtihan eder.Bu , kalp ehli kişilere gizli değildir.
10 Şubat 2026 Salı
KÖR VE SAĞIR
Hud suresinin 24 ncü ayetinde Hak Teala ehli cennet ile eehli cehennemi kıyaslar iken "Kör ve sağır ile gören ve işiten hiç eşit olur mu?" buyurmuştur.
"Kör" hakkı hak, batılı da batıl görmeyip aksine batılı hak, hakkı ise batıl olarak görendir.
"Sağır" hakkı hak, batılı da batıl olarak duymayıp , bilakis batılı hak,hakkı ise batıl duyandır.
"Gören" hakkı hak olarak görüp ona uyan, batılı da batıl görüp ondan kaçandır.
"Duyan" ise Allah kendisinin kulağı olup da O'nunla işiten kimsedir.Allah'la gören Allah'dan başkasını görmez.Allah'la duyan ancak Allah'dan işitir. Varlık aleminde Allah'dan başka hiçbir varlığın kendisine hitap ettiğini görmez ve kendisine emredilen her şeyi yerine getirir.
DÜNYA KARŞILIĞI DİNİ SATMAK
Dünya karşılığında dinini satanlardan birisi de zahidlik ve şeyhlik yoluyla baş olmak ve nefsani hazlar elde etmek için Allah katında kendisinin rütbesinin/ derecesinin olduğunu iddia eden kimselerdir.Böyle bir kimse Allah'ın yeryüzündeki şahidleri olan velilerin diliyle lanetlenmiştir.Çünkü kendisini ulu kimselerin ve büyüklerin yerine koyarak zulmetmiş ve lanete hak kazanmıştır.
Bu iddiacıların özelliklerinden biri de şudur: Onlar şeyhlik ididalarıyla insanları kendilerine davet ettikleri ve onları Hakk7a ulaştıracak velayet szahibi kişilerin eteğine yapışmaktan alıkoydukları için Allah yolunu arayanlara bu yolu kapamaktadırlar.Ahireti gerçek manada inkar edenler bunlardır.Çünkü ahirete, Allah'a varacağına , hesaba çekileceğine , amellerinin karşılığının verileceğine inanan biri Allah'a karşı böyle davranışlara girmez.Dünyayı ve dünya liderliğini istemedikleri için onlara Allah yolundan sapma (delalet) azabı ve peşlerinden başkalarını da götürmek istedikleri içinde müridleri Hakkın yolundan saptırmak azabı vardır.Onlar kendi uğradıkları ziyandan, peşlerinden gidenleri uğrattıkları ziyandan ve en çok ziyan eden kişiler oldukları halde güzel bir şey yaptıklarını sanmalarından da hesaba çekileceklerdir.
9 Şubat 2026 Pazartesi
ŞÜKÜR VE SABIR İKİ BİNEKTİR
Hz.Ömer (r.a) ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:" Şükür ile sabır iki binektir ki hangisine binsen fark etmez"..
Sabır ve şükür yollarından her birinin Allah Teala'ya ulaştırdığına işaret vardır.
İMRENİLECEK ŞEY
fUDAYL B.ıYAR şöyle der: " Ne mukarreb Allah'a yakın kılınmış meleklere, ne peygamberlere ne de salih kullarına imrenirim.Bunlar da kıyameti ve o günün dehşetli durumlarını gözleriyle görmeyecekler mi? Bin sadece hiç yaratılmamış olan birine imrenirim.Çünkü böyle biri ne kıyametin hallerini görecek ne de dehşetli anlarını"
RIZK KONUSUNDA TEVEKKÜL
Hud suresi 6 ncı ayeti:"Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah7ın üzerine olmasın..." Meşayıha göre rızık ve diğer konularda gerçek tevekkül , Allah Teala'ya güvenerek sebeblerden tamamen vazgeçmektir. Yalnız böyle bir tevekkül anlayışı , havassa (seçkin kimselere ) ait bir anlayıştır. İnsanların genelinin ise sebeblere yapışmaları zaruridir.
İnsanın rızkı , hem cesedinin hem de ruhunun gıdasını içine alır.
Bir hadiste buyrulmuştur: " Aç ve muhtaç olup ta bunu insanlardan gizleyip Allah'a havale eden kimse için bir senelik rızk ihsan etmesi Allah üzerine bir borç olur"
8 Şubat 2026 Pazar
ŞERİAT HÜKÜMLERİ
"Bana müminlerden olmam emredilmiştir."(ayetiYunus 104)Organlarla yapılan bir cins amel olan ibadetten iilah vemarifete geçiş , inisanın zahirinin salih amellerle süslenmemesi durumunda iman ve marifet nurunun da kalmbde barınamayacağına delalettir.Çünkü Alla hTeala ,şeriat hükümlerini marifetin temeli kılmıştır.Temel yok olunca üzerine bina edilen şey de yıkılır.Yine amel marifetin elbisesidir.Marifet bu elbiseyi çıkardığı zaman rüzgara bırakılan bir kandil gibi ortada kalır.
İLİM SUDUR, AMEL TESTİ GİBİDİR.TESTİ KIRILINCA SU DA DÖKÜLÜR.
ALTI GÜNDÜR ALLAH İLE KONUŞMAYAN KİŞİ
Hz.Musa, Tur'a yöneldiğinde yolda evliyaullahdan bir veliye rastladı ve selam verdi.Fakat veli, Hz.Musa'nın selamın8ı almadı.Hz.Musa, Hak Teala ile münacat mahalline gelince şöyle didi:
"- Allah'ım kullarından birine selam verdim, ama selamımı almadı". Hak Teala hz.Musa'ya hitaben:"-Ey Musa, bu kul,altı gündür benimle bile konuşmuyor."
Musa : "Niçin ya Rab?" deyince Allah Teala şöyle buyurdu: "Çünkü Ben'den bütün günahkarları bağışlamamı, bütün isyankarları cehennem azabından azad etmemi istedi, ama bunu kabul etmedim. O da bu yüzden altıı gündür benimle konuşmuyor"
RABBİN İSTESEYDİ YERYÜZÜNDEKİLERİN HEPSİ MUTLAKA İNANIRDI"
Yunus Suresinin 99 ayetinde geçer."Rabbin isteseydi, yeryüzündekilerin hepsi mutlaka inanırdı. O halde sen mi insanları inanmaları için zorlayacaksın" Devam eden ayette " Allah7ın izni olmadan hiç kimse inanamaz.Allah pisliği , akıllarını kullanmayanların üzerine kor"
Yaratma ve teşri; yani şeri hüküm koyma esaslarının bina edildiği hikmete aykırı olduğu için Allah bunu istemedi.
Allah, iki kabzanın; yani cemal ve celalinin hükmünü tamamlamak ve iki dünya; yani cennet-cehennem ahalisini oluşturmak maksadıyla iinkarı tercih etmeyeceğini bildiği kişilerin inanmasını istedi. İnanmayacağını bildiği kişilerin inanmasını ise istemedi, mükellefiyetin geçerli olması için herkesi istidatlı olarak yarattı. Hz.Peygamber (s.a) de kavminin inanması konusunda hırslıydı ve buna çok önem veriyordu.Çünkü kamil bir insanın yaratılışı , herkesin inanıp bağışlanmasından başka bir şey istemeyecek şekilde külli rahmet taşır.
Allah'ın adeti iman nuruyla tesdeklenen akılların tevhide ve Allah'ı tanımaya imkan ve yol bulması; İiman nurundan uzak olan akılların ise buunlara yol bulamaması şeklinde tecelli eder. " Allah'ın izni olmadan hiç kimse inanamaz.Allah pisliği, akıllarını kullanmayanların üzerine kor" ayeti(Yunus 100) filizofları reddeder.Çünkü onların imandan uzak akıllarında tevhid ve marifete yol bulabileceğini sanmaktadırlar.
İLAHİ AZABIN BİR KAVİMDEN KALDIRILMASI
Bu kavim Hz.Yunus'un kavmidir.Yunus a.s Dicçle nehrinin kenarında kurulu Musul'a yakın Ninova halkına peygamber olarak gönderilmişti.Bir süre Ninovalıları Allah7a davet etti.Ninovalılar ise Yuhus a.s ı yalanlayıpbunda ısrar ettiler.Yunus a.s ın buna çok canı sıkıldı ve şöyle beddua etti:"Allah'ım bu kavmim beni yalanlıyor, bunları azabına duçar et"
Hz.Yunus'un yaratılışında var olan acelecilik nedeniyle bu bedduayı yapmıştı.Peygamberliğin ağır yükü omuzlarında olduğundan bu yükün altında ezilmişti.
Hz.Yunus7a azabın üç gün yahut kırk gün içinde geleceği söylenmiştir.Yuhus a.s azabın geleceğin söyledikten sonra kavminin arasından çıktıbir dağın yarığında gizlendi.Vaadedilen zaman gelince Cenab-ı Hakk cehennem görevlisi melek Malik'e cehennemin zehirlerinden bir arpa miktarı o kavme göndermesini işaret etti.
Zehirler siyah bir bulut şeklinde kalın duman ve ateş kıvılcımlarıyla geldi.Ninova şehrinin etrafını kuşattı.Şehir halkı Yunus a.s ın doğru söylediğini bildiler ve şehrin hükümdarına başvurdular.
Hükümdar akıllı bir kimse idi.Yunus7a aramalarını emretti fakat bulamadılar.Hükümdar: Eğer Yunus gitti ise onun bizi davet ettiği ilah bakidir, herşeyi bilir ve işitir.Şimdi onun dergahına acziyet, boynu büküklük, tazarru ve niyaz etmekten başka hiçbir çare yok" dedi.Hükümdar başı açık, ayağı çıplak olarak üzerine eski bir aba aldı.Halkda aynı halde yürüyerek yüzlerini sahra tarafına çevirdiler.Erkek, kadın, büyük küçük hepsi feryat ettiler.Çocukları analarından uzaklaştırdılar. Yunus7un kavmi birbirlerine şefkat ve acımayla davranıp feryat ederek yüksek sesle dua ettiler, sesleri birbirine karıştıBunu, kalpleri daha rikkatli, dualarını daha ihlaslı ve kabul edilmeye daha yakın kılmak için yaptılar. Birbirlerine yaptıkları haksızlıklardan dolayı helalleştiler.Halis b.ir niyetle hepberaber ; "Yunus'un getirdiklerine inandık" dediler.Şöyle niyazda bulundular:
"Ey hiçbir canlı yokken diri olan, ölüleridirilten ve kendisinden başka hiçbir ilah olmayan Allah'ım! Günahlarımız hakikaten çok fazla , çok büyük, ama sen onlardan da büyüksün" diye dua ettiler."Sen bize Sana yaraşanı yap, bizim layık olduğumuz şeyi yapma" diye de eklediler.
GÖRÜNMEYENE İBADET
Mesnevi-i şerifde denilmiştir:
Görünmeyene ibadet etmek , kulluk etmek güzeldir.
Huzurda değilken de kulluğu korumak pek hoş bir şeydir.
Allah'a iman ve ibadet ancak şimdi makbuldür.
Ölümden sonra her şey meydana çıkınca inanmak manasızdır.
7 Şubat 2026 Cumartesi
DİNİ TİCARETİN EN KARLISI
Allah'ın ayetleri ister Kur'an gibi vahy yoluyla gelen ayetler olsun, ister ilahi marifetler gibi ilham ayetleri olsun onları tasdik etmek ticaretin en karlısıdır.
Onları yalanlamak ise insanların en çok zarar eden kazançlarındandır.Bu sebebledir ki arifleri birisi şöyle der:" Bu ilimden yani keşfe dayalı vehbi ilimden nasibi olmayanların kötü bir akibete uğrayacağından korkarım."
Bu ilimden bir kimsenin en az nasibi onu tasdik etmek ve ehil insanlarda bu ilmin bulunabileceğni kabul etmektir. Vehbi ilimleri inkar edenlerin çarptırılacağı en hafif ceza ise bu ilimden hiçbir nasib alamamaktır.Vehbi ilim sıddıkların ve mukarreb zatların ilmidir."
Şeyhi Ekber İbni arabi hazretleri der ki:" Peygamberlik ve velilik ilmi , akıl sınırlarının ötesindedir.Aklın düşünerek bu ilme erişmesi söz konusu değildir.Fakat akıl, özellikle hiçbir hayali şüphenin galip gelemediği aklı selim ancak bu ilmi kabul eder.Bize ancak şeriatın ortaya koyduklarını kabul etmek düşer.Aksi de öyledir. Herd şeye ince eleyip sık dokuyarak bakanlar , devamlı bir tavır üzere olamazlar.Bazen bir meseleden onun tam tersi ni savunmaya geçebilirler"
Mesnevi de şöyledenilmektedir.
Hayal alemi ruhlar alemine göre pek dardır./ Bu yüzden hayallere dalmak , gam ve kederlere sebeb olur.
AKRABALIK
Peygamberler hangi imtihanlara uğramışlarsa aynı neviden derecesine göre Allah dostları da uğrarlar.Bedir savaşında öldürülen müşriklerin cesedlerinin bir kuyuya atılmasını Hz.Peygamber emretmiştir.Efendimiz SAV üç gün sonra kuyunun ağzına gelerek şöyle demeye başlamıştır:"Ey falanca oğlu falanca, ey falanca oğlu falanca, Allah ve Resulünün vad ettikleri şeyleri gerçek olarak buldunuz mu? Çünkü ben Allah'ın vaad ettiğini gerçek olarak bulmuş bulunuyorum.Peygamberin ne kötü akrabalarısınız. Beni siz yalanladınız, başkaları tasdik etti.Siz beni yurdumdan çıkardınız, başkaları barındırdı. Biz benimle savaştınız, başkaları yardım etti?"
Bunun üzerine Hz.Ömer r.a efendimiz sordu:" Ya Rasulallah! bu cansız cesetlerenasıl konuşuyorsun?". Efendimiz BAV şöyle cevap vermiştir: Benim onlara söylediklerimi , siz onlardan daha iyi duyamazsınız".Başka bir rivayette:"Onlar benim dediklerimi duydular, fakat cevap vermeye güçleri yetmiyor?" buyurmuştur.
FİİRAVUN'UN SON NEFESTEKİ İMANI
KENDİ ALEYHİNE FETVA VERMEK
Denilir ki Cebrail a.s ,Firavun'aü iinsan suretinde görünerek şxöyle dedi: Ey Hükümdar. öteki kölelerimin başına geçirdiğim ve kendisine hazinelerimin anahtarını verdiğim bir köle , bana düşmanlık etse, düşmanlarımla dost olup dostlarıma düşman olsa buna ne dersin?"
Firavun bu soruya şöyle cevap verdi: "- Benim böyle bir kölem olsa idi , onu Kızıldeniz'de boğardım".Bunun üzerine Hz.CEbrail, Firavun'a :
"- Bunu bana yazılı olarak verebilirmisin?" dedi.Fgiravun kalem kağıt ve mürekkep getirterek şöyle yazdı:"- Ebül XAbbas Velid.b. Musab der ki:Efendisine karşı çıkıp ona nankörlük eden bir kölenin cezası denizde boğulmaktır".
Firavun boğulmakla yüz yüze gelince Cebrail ona yazısını gösterdi, o da yazıyı tanıdı.Cebrail ona şöyle dedi:" Bu hüküm , kendi aleyhine verdiğin hükümdür"
MANEVİYAT ŞARLATANLARI
Mürşit vefat edince yerini kendisine bıraktığını ifade eden mir çok insan meydana çıkar ve bunu ifade eder.Göremdiği yahut nefsinin kendisine gösterdiğ irüyaları dile getirir.Saf insanlar problemlerini ona söylerler ve o da güya mürşidle irtibatının devam ettiğini ifade ederek "Mürşit şöyle yapmanı söyledi" diyerek güya sır olan bir yönden irtibatının olduğunu ima eder.Saf insan buna kanar .Bir zaman sonra dünyevi ve uhrevi zararları gören kişi pişman olsada vakti boşa geçmiştir. Türbeleri ziyarete gittiğinizde hpadim olan kişiye insanlar dertlerini arz ederler.Hadim ise onlara "Mübareğesoralım bakayım ne diyecek" deyip, o türbede yatan kişi ile iletişiminin devam ettiği hususunu ima ederek saf insanları maddi ve manevi olarak aydatırlar.
6 Şubat 2026 Cuma
ZENGİNLERLE BERABER OTURMAYIN
Bir hadiste buyrulmuştur:" Ölülerle(yani zenginlerle) aynı mecliste bulunmayınız".
Ebüdderda (r.a) ın şöyle dediği rivayet olunmuştur:" Bir kasrın tepesinden düşüp parçalanmam benim için gafil zenginlerle bir mecliste oturmaktan daha sevimlidir.Çünkü onlarla birlikte oturmakla onların halleri insanlara sirayet eder, onlarla beraberliğin tesiri olur."
Karun bütün ihtişamıyla kavminin karşısına çıktığında bazı kimseler :" Keşke şu Karun7a verilenler bize de verilseydi" (Kasas 69) demişler.Bu sebebledir ki zenginlerle ve hükümdar çocuklarıyla beraberlikten sakınmak gerektir.
Hz.Ebubekir r.a şöyle dua edermiş:" Allah'ım ! Bana dünya nimetlerini bol bol ver, ama onlardan el etek çekmemi sağla, dünya nimetlerini kısarak beni onlara imrendirme"
"Ey Rabbimiz onların mallarını yok et"(Yunus 88) şeklindeki Hz.Musa'nın bedduası kabul edildiğinde Firavuna mensup olanların yahut iman etmeyenlerin malları(bütün altın ve gümüş paraları, ceviz,biber, mercimek gibi yiyecekler, eski şekilleri üzere naks ve resmedilmiş taşlara dönüşmüştür.Yumurta ve diğer malları da böyle olmuştur.Bu hz.Musa'nın dokuz mucizesinden birisidir.
İMTİHAN KIYAMETE KADAR SÜRECEKTİR
İmtihan kıyamete kadar sürecektir.İbni arabi der ki:" Bilesin ki bütün ademoğulları cennete girinceye kadar derece derece mutlaka ceza ve acıya çarptırılacaktır.Çünkü berzaha nakledildiklerinde bir acı duyacakları kesindir.Bu acının en aşağı derecesi de Münker ve Nekir'in sorularıdır.Dirildikleri zaman hem kendileri , hemde başkaları için endişelenme acısını mutlaka tadacaklardır.Dünyada tadılan ilk acı , yeni doğan çocuğun rahimden ve rahmin sıcaklığından ayrıldığında hissettiği soğukluktan dolayı acı duyup ağlamasıdır..O anda ölse de dünyadaki iptiladan nasibini almış olur."
5 Şubat 2026 Perşembe
MUTMAİNNE DEN EMMAREYE DÜŞMEK
İnsanın nefsani sıfatları, nefsi mutmainneye çıksa bile bu makamdan nefsi emmareye dönmesinden ve hilesinden emin olunamaz.Nitekim Bel'am ve Bersisa 'nın durumu böyle olmuştur.Nefsin kötü sıfatlarının kalbi huylara dönüşmesi ayrıca dünya ve şehevi isteklerle imtihan edilmek suretiyle de akamete uğrayabilir.ve nefis tekrar emmarelik vasfına geri döner.
Şeyhi ekber İbni Arabi hazretleri Mevakıın nücum isimli eserinde şöyle der:
" Vuslat konusunda iddiacı olan kişinin alameti , nefsin sarhoşluğuna ve boş isteklerine geri dönmesidir.Bu sebebledir ki ,meşayıhın ileri gelenlerinden Ebu Süleyman Darani şöyle der: Vasıl olsalardı geri dönmezlerdi".Vuslattan ancak usulü kaybettikleri için mahrum kalmışlardır.Güzel ahlakla bezenmeyen hakikate ermemiştir.Gerçekten vasıl olanın alameti ise tabiatının özelliklerinden çıkmak , şeriata karşı edepli olmak ve seyrüsüluku nereye varırsa varsın ona uymaktır"
GENÇ GURUP
Yunus suresi 83 ayetinde ; Mucizelerle gelen Hz.Musa tebliğ ile geldiği vakit "yalnızca genç bir guruptan başkası inanmadı" buyrulmuştur.
Zalim iktidarlara karşı "gençlerin" inanma ve tabi olmada etkin olacağı düşünülmelidir.Hz.Musa ,bu gençlerin babalarını imana davet ettiğinde Firavunun işkencesinden korktukları iç in davete icabet etmemişlerdir.
ZALİMLERİN MUSALLAT EDİLMESİNDEKİ HİKMETLER
Firavun uzun seneler İsrailoğullarını kendisine taptırdı.Böyle zalimlerin yeryüzündekilerin başına musallat edilmesindeki hikmet nedir? diye sorulabilir.Bunun hikmeti, yeryüzü halkının cevherini , işledikleri günahların kirinden pasından arındırmaktır.Tabi bu arınmaya istidatları var ise.İstidatları olmadığı takdirde ise bu zalimlerin musallat edilmesini PEŞİN AZAP olarak düşünmek gerekir.
Anlatırlar ki Hz.Ömer (r.a)'a Iraklıların kendi emirlerini taşladıkları haberi gelince , kızgın bir şekilde çıktı , namaz kıldı ve namazda yanlışlık yaptı. Selam verince "Allah'ım onlar benim zihnimi karıştırdılar, sen de onları karıştır.Sakifli çocuğu hemen onların başına getir de onların arasında cahiliyye hükümleri ile hükmetsin, ne iyilerini kabul etsin ne kötülerinin suçunu bağışlasın!" diye beddua etti. Bu hadise Haccac'ın doğumundan önce vuku bulmuştu.Haccac doğup büyüyünce de malum icraatını ortaya koymuştur.
Bir hadiste şöyle buyurulmuştur:" Kureyş'ten tüm insanların günahı kadar günahı olan Abdullah adlı bir teke çıkıp Mekke'nin hürmetini ayaklar altına alacak".Bazıları bu kişinin Haccac olduğunu söylemiştir.
Araplar birini methetmek istedikleri zaman "koç" derler.Birini de kötülemek isterlerse "teke" derler.Bu sebeble Hz.Peygamber (s.a) boşanan kadını kocasına helal kılanlar için "emanet teke" buyurmuştur.
HAZRET-İ MUSA'NIN MUCİZELERİ
HzMusa'nın mucizeleri dokuz adettir.Bunlar: Asa, bembeyaz el, tufan, çekirge, haşerat,, kurbağa, kan , suret değiştirme ve denizi yarma.
Cenab-ı Hakk, bütün bu mucizelerin kulların güç sınırını aştığına dikkat çekmek için bunları kendisine izafe etmiştir.Yunus Suresi 75 ayetinde "..Musa ve Harun' u mucizelerimizle Feiravn'a ve adamlarına gönderdik.." ifade buyurmuştur.
4 Şubat 2026 Çarşamba
İYİLİK VERİLEN KİŞİLER
Allah Teala'nın kendilerine hem dünyada, hem de ahirette iyilik verdiği özel kişiler vardır.Bu nimetlerden bazıları için ahiret nimetlerini elde etmeye yardımcı bile olur.Nitekim kutsi bir hadiste buyrulmuştur: "Kullarımdan öyleleri vardır ki onlara sadece zenginlik yaraşır.Onları fakir kılsam bu onlara zarar verir"
VELİLİK
Nübüvvet ve risalet Hak Teala'nın bir lüatfu oluh Velilik hususuda bir lütuftur.Kesbi yani çalışarak elde edilecek bir sonuç değildir.Ancak risalette ve velilikte çalışma ve gayret vardır.
Veliliğin ilk mertebesi , görüntü ve Allah'dan başkalarına bağlanma duygusunu yok edip kayıtlardan ve örtülerden kurtulup menzil ve makamları geçerek bazı mertebe ve dereceleri elde etmek suretiyle halktan Hakk'a sefer demek olan birinci seferin son bulmasıdır.
Bir şahıs için sadece yakini bilginin hasıl olması ile o şahıs makam ehline katılmış olmaz.Çünkü , Hak Teala , sadece resmi mahvolan ve ismi yok olanlara tecelli eder.
Veliliğin kemali için bir son yoktur.Seyrü süluk fani olma iradesidir.Çünkü mürid, kendi iradesini şeyhinin iradesinde fani kılan kişidir.Kendi görüşü ile iş yapan ise mürid değildir.
Mesnevi de şöyle demir:
Zamanın peygamberi demek olan velilerden ayrılma/ Kendi hünerine , kendi bilgine pek güvenme. Arslan bile olsan kılavuzsuz yola çıkma:/ Gurura kapılır, kendini görür, yoldan sapıtır, zelil olursun. Aklını başına al, kendine gel de, ancak şeyhin kanatları ile uç./ Uç da şeyhin yardımını gör; manevi ordusunu seyret.
Mümine yakışan en azından Allah'ın velilerini sevmekten geri kalmamaktır.
MÜMİN İÇİN MÜJDE:SALİH RÜYA
VELİLERİN GİZLİ OLMASININ HİKMETİ
Sehl b.Tusteri der ki:" Allah'ın velilerini ancak onlara denk olanlar ya da Allah'ın onlardan kendilerini faydalandırmak istediği kimseler tanıyabilir.Allah onları insanlar tanıyacak kadar tanıtsaydı onlar bu insanların aleyhine bir delil olurdu.Onları tanıdıktan sonra karşı gelenler küfre düşerler, onların emirlerini yerine getirmeyenler de yoldan çıkardı.
Şeyh Ebül Abbas (k.s) şöyle der:" VEliyi tanımak Allah'ı tanımaktan daha zordur.Çünkü Allah Teala , kemali ve cemali ile tanınır.Ama bir mahluk kendisi gibi yiyen , kendisi gibi içen birini nasıl tanıyabilir?Allah dostlarının zahiri şeriat hükümleri ile müzeyyen , batını ise fakr nurlarıyla meşguldür."
VELİLERİN ALAMETİ
Büyüklerden birisi şöyle demiştir: " Velilerin alameti himmetlerinin Allah'la beraber, meşguliyetlerinin Allah' la ve kaçışlarının Allah'a olmasıdır.Sahiplerini müşahadede baki; kendi hallerinde fani olurlar.Böylece velayet nurları onların üzerine yağar da yağar.Kendi nefislerinden hiç hpaberi olmaz, Allah'dan başka bir varlıkta da kararları kalmaz.Onlar birbirlerini sırf Allah için sevenlerdir.
3 Şubat 2026 Salı
ALLAH'IN VELİLERİ
Yunus suresi 62,63,64 ayetleri Allah dostları ile ilgilidir."İyi bil ki Allah'ın dostlarına korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir./. Onlar iman edip de takvaya ermiş olanlardır. /. Dünya hayatında da ahirette de onlara müjde vardır.Allah'ın sözlerinde asla değişme yoktur.İşte bu büyük kurtuluşun kendisidir."
Velilik, Allah'ın sevgilisi, nefislerinin düşmanı olanlara denir.Bu Allah'ı ve kendi nefsini marifet(bilip tanımak) demektir.Allah'ı marifet O'nu muhabbet nazarıyla görmektir.Nefsini marifet ise nefsin halleri ve özellikleüzerindeki perde açıldığında onu düşman nazarı ile görmektir. Nefsi gereği gibi tanıyıp onun Allah7ın da senin de düşmanın olduğunu anladığın, sabırla ve sıkıntılara aldırmadan onu tedavi ettiğin zaman nefsin hile ve tuzaklarından emin olursan. Ona şefkat ve rahmet nazarı ile bakmazsın.
Ayette ifade buyurulan "Allah dostlarına korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir" kısmını ahirette korku yoktur ve üzülmeyeceklerdir şeklinde anlamak gerekir. Çünkü Allah7ın velileri dünyada korku ve üzüntü bakımından diğerlerinden çok daha ileridedirler.Dünyevi Bela ve musibetler derecelerine göre artar.Dünyevi belaların en büyüklerine Peygamberler, sonra Veliler muhataptır.Sistem bu şekilde inşa edilmiştir.
Atpazari Osman Fazlı hazretleri buyurmuşlardır ki:" Allah'ın velileri , şeriat ve tarikat mertebesinde kendilerinden kötü amel ve huyların sadır olması, marifet ve hakikat mertebeseinde ise kendilerinden gaflet ve telvinat hallerinin ortaya çıkması konusunda Allah'dan sakınırlardı.Çünkü onlar tabiatlarını şeriat, nefislerini tarikat, kalblerini marifet, ruhlarını ve sırlarını da hakikat yardımı ile ıslah ederlerdi.Şu halde şüphe yok ki onlar Allah dışındaki tüm varlıklardan (masiva) sakınırlar.".
ARKADAŞLIĞIN ŞARTLARINDAN
İnsan kendiliğinden murakabe halini elde etmekten aciz ise, başkasından yardım istemelidir.Çünkü uyuyan herkese bir uyandırıcı, bir hareket ettirici lazımdır. Zira uykunun sonu gelmez; nefis ise tembeldir.Bu sebebledir ki büyükler , kişinin kendinden daha yukarı olanlarla sohbet etmesini arkadaşlığın şartından saymışlardir.
Kalbin öldüğünün alametlerinden birisi , kaçırdığın murakabelere üzülmemen ve yaptığın kusurlu hareketlerden dolayı pişman olymamandır.Çünkü kalbin diri olması hissetmeyi gerektirir. Bunun aksi ise ölülerin özelliğidir.Her masiyet gaflet ve unutmadan kaynaklanır.
Allah dostlarından birisi, Allah'ın sevdiklerinden birini görmeyi çok arzulamış.Ona: "Falanca kasabaya git orada benim bir sevgilim var" denilmiş,Veli, oraya gitmiş ve yanında aslan bulunan bir adamın Allah'ı zikrettiğini görmüş .Adam gaflete düşünce aslan onu ısırıp vücudundan bir parça et koparıyormuş..Veli adama yaklaşıp bu vaziyetini sorunca adam şöyle demiş:
" Allah7ı zikretmekten hiç gafil kalmamayı istedim.GAflete düştüğüm zaman Allah da başıma dünya köpeklerinden birisini musallat ediyor.Gafletim yüzünden başıma bir de ahiret köpeklerinden birini musallat eder diye daima O' nu zikrediyorum"
2 Şubat 2026 Pazartesi
1 Şubat 2026 Pazar
FETVA VERMEK
Ali Belhi'nin kızı babasına boğazına kadar gelen kusmuğun hükmünü sordu.Ali: " Tekrar abdest alman gerektir" dedi.Sonra bir ara Ali rüyasın9da Hz.Peygamber'(a.s) ın kendisine şöyle dediğini gördü:
" Hayır ya Ali. Ağız dolusu oluncaya kadar gerekmez." Bu rüya üzerine Ali şöyle dedi:" Verdiğim bu fetvanın Resulullah (sav) e arz olunduğunu anlayınca kendi kendime bir daha asla fetva vermemeye karar verdim.
ÖLÜM
Kendi iradesi ile ölmek hürlerin, mecburen ölmek ise aşağı seviyelerdekilerin yani ağyarın halidir.Birinci ölüm vuslat/visal ile Hakk'a dönüştür.İkincisi ise ayrılık/firak ile Hakk'a dönüştür.
ALLAH İNSANLARA ZULMETMEZ
Yunus suresi 44 ncü ayetin manasıdır:" Şüphesiz Allah insanlara hiç zulmetmez, fakat insanlar kendi kendilerine zuulmediyorlar"
Cenab-ı Hak kullarına hiçbir konuda zulmetmez, yani onların akıllarını ve hislerini almaz. His ve akıl Cenab-ı Hakk'ın kudretinin ayet ve alametlerini idrak etme vasıtalarıdır.Onları oyun ve eğlencede kullanma. Onlardan elde edilecek menfeat ve faydalar gider, zarardan başkaları olmaz.
Göz O'nun kudretinin ayetlerini görmek içindir./ Kulak hazret'in haberlerini , emirlerini dinlemek içindir./ Hakkı görmeyen ve hak sözü işitmeyen kimse, / Kördür, sağırdır, belki onlardan daha beterdir.
ZAYİ OLAN BEŞ ŞEY
Kisranın veziri Yunan der ki:" Beş şey zayi olmuştur.Çorak araziye yağan yağmur, güneş ışığında yakılan kandil, kör bir adamın yanındaki güzel kadın, hastanın yanındaki güzel yemek, kıymetini bilmeyenler nezdinde akıllı adam.